Ünlü şef Veli Bayraktar, Sözen Group sponsorluğunda Antalya'da düzenlenen Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi FSUMMIT'de Euronews Türkçe'ye Kıbrıs gastronomisine dair değerlendirmelerde bulundu.
Elexus Hotel Resort & Spa Executive Şefi Veli Bayraktar, adanın gastronomik zenginliğini, sürdürülebilirlik çalışmalarını ve Kıbrıs turizminin mevcut durumunu anlattı. Şef, Kıbrıs mutfağının bu çok katmanlı yapısının binlerce yıllık bir geçmişe dayandığını söylüyor.
“Kıbrıs yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanan bir tarih taşıyor. Osmanlı, Mısır, Pers, Venedik, Ceneviz gibi çok farklı uygarlıkların etkisiyle büyük bir kültür mozaiği oluşmuş durumda. Girne’deki müzelerde bile yemek kalıntılarına ve pişirme ekipmanlarına rastlayabiliyorsunuz,” diyor Bayraktar.
'Türk ve Rum mutfakları birbirine geçmiş durumda'
Bayraktar’a göre adanın mutfağı, Anadolu’dan Orta Doğu’ya, Yunanistan’dan Kuzey Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın lezzetlerini barındırıyor.
“Rum ve Türk mutfakları neredeyse iç içe geçmiş. Politik olarak ikiye bölünmüş bir ada olabiliriz ama yemek kültürümüz hâlâ bir. Hellim, kleftiko (hırsız kebabı) ya da ‘Magarına bulli' gibi yemeklerin hangi tarafa ait olduğunu söylemek mümkün değil. Her iki tarafta da aynı tutkuyla hazırlanıyor.”
'Kıbrıs mutfağı Türk misafir için hâlâ keşfedilmemiş'
Bayraktar, Kıbrıs mutfağının Türk konuklar için hâlâ tam anlamıyla keşfedilmediğini belirtiyor:
“En bilinen lezzetler hellim, şeftali kebabı ve molehiya. Molehiya, onlar için kuru fasulye kadar milli bir yemek ama Türk damak tadına biraz ağır gelebiliyor. Kişniş otu da Kıbrıs mutfağında çok kullanılıyor ama Türk misafirler bu aromayı her zaman sevmiyor.”
Buna rağmen, Bayraktar ve adadaki diğer şefler son yıllarda geleneksel Kıbrıs yemeklerini yeniden ön plana çıkarmak için ortak projeler yürütüyor.
“Kıbrıs mutfağını tanıtmak için birlikte çalışıyoruz. Bu yemekler, doğru şekilde sunulduğunda misafirler tarafından çok seviliyor.”
Sürdürülebilirlik konusunda da adada öncü olduklarını vurgulayan Bayraktar, Elexus Hotel’in uluslararası düzeyde sürdürülebilirlik sertifikasına sahip tek tesis olduğunu söylüyor:
“Ada genelinde bu konuda bir hükümet politikası yok. Ancak biz önden adım atarak sertifikamızı aldık. Ada koşulları sınırlı — gıda, elektrik, su gibi kaynaklarda dışa bağımlıyız. Bu yüzden her kaynağı dikkatli ve verimli kullanmak zorundayız.”
'Kıbrıs şu an iç turizme dayanıyor'
Siyasi koşullar nedeniyle yabancı turistlerin adaya doğrudan ulaşamadığını belirten Bayraktar, bu durumun turizm dengesini değiştirdiğini söylüyor:
“Uluslararası uçuşlar Rum kesimindeki Larnaka Havalimanı üzerinden yapılıyor, geçişler de zaman zaman ambargolarla zorlaştırılıyor. Bu yüzden şu anda ağırlıklı olarak iç turizme çalışıyoruz.”
Bayraktar, geçmişte “Doğu’nun Monako’su” olarak anılan Kapalı Maraş’ın yeniden açılmasının, Kıbrıs turizmine büyük ivme kazandırabileceğini de ekliyor:
“1970’lerde dünyanın yıldızlarını ağırlayan bir destinasyondu. O ihtişamı yeniden yakalamak, adanın potansiyelini ortaya çıkaracaktır.”
Turizm ve gastronominin kalbi Antalya'da
FSUMMIT (Uluslararası Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi), turizm, gastronomi ve ağırlama sektörlerinde yatırım, teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümü ele alan uluslararası bir platform olarak öne çıkıyor.
Sözen Group tarafından düzenlenen zirve, sektör profesyonelleri, yatırımcılar, şefler, teknoloji sağlayıcıları ve turizm markalarını bir araya getirerek iş birliklerini teşvik etmeyi ve sektörün geleceğine yönelik eğilimleri tartışmayı amaçlıyor. Altıncı kez düzenlenen FSUMMIT, bu yıl “Ağırlama Sisteminde Ekosistem” temasıyla Antalya’da gerçekleştirildi.