Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Analiz: Venezuela’dan Grönland’a, AB bir ses ve yol haritası arıyor

AB liderleri, Trump'ın yeni gündemine yanıt vermekte zorlanıyor / Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen (sağda) ile Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa
AB liderleri, Trump'ın yeni gündemine yanıt vermekte zorlanıyor / Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen (sağda) ile Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ©  (AP Photo/Virginia Mayo)
© (AP Photo/Virginia Mayo)
By Jorge Liboreiro
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Donald Trump’ın ABD’nin etki alanını genişletmeye yönelik hamleleri, hızla değişen jeopolitik dengeler karşısında Avrupalıları nasıl bir tutum alacaklarını belirlemekte zorlanır hâle getirdi.

Donald Trump, Amerika’nın nüfuz alanını genişletmeye yönelik sınır tanımayan gündemini kararlılıkla hayata geçirirken, Avrupa Birliği ise iç bölünmeler ve ABD başkanını kızdırma korkusu nedeniyle yolunu bulmakta zorlanıyor.

ABD’nin Nicolas Maduro’yu Venezuela devlet başkanlığından uzaklaştırmaya yönelik operasyonu ve Trump’ın Danimarka’dan Grönland’ı ele geçirme tehdidini yeniden gündeme getirmesi, AB’yi dünyanın en büyük ekonomisiyle onlarca yıla dayanan ittifakına ve bu ilişkinin yarattığı bağımlılıklara dair rahatsız edici sorularla yüzleşmeye zorladı.

Aynı zamanda kendisini çok taraflı sistemin savunucusu olarak tanımlayan AB, uluslararası hukuku koruma ve ihlal edenlere karşı durma konusundaki kararlılığına ilişkin artan şüphelerle de karşı karşıya.

Şu ana kadar sessizlik, sorulara verilen yanıtlardan daha fazla şey söylüyor.

Maduro’nun devrilmesinin ardından 26 üye ülkenin imzaladığı ve Macaristan'ın katılmadığı ortak açıklamada, Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerinin açık ihlali olarak değerlendirilen askeri müdahaleye yönelik ne açık ne de örtük bir kınama yer aldı.

Hatta ortak açıklamada ABD’nin adı yalnızca bir kez geçti. Bu da “krize müzakere edilmiş, demokratik, kapsayıcı ve barışçıl bir çözüm bulunması için tüm taraflarla diyaloğun desteklenmesi ve kolaylaştırılması” gerektiğini vurgulayan bölümdeydi.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, hukuki değerlendirmenin “karmaşık” olduğunu ve “dikkatli bir inceleme” gerektirdiğini söyledi.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise askeri müdahaleyi “meşru” ve “savunma niteliğinde” bir adım olarak nitelendirdi.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise Maduro’nun görevden alınmasını açıkça hukuka aykırı olarak tanımlayan tek AB lideri oldu.

Bu hafta Paris’te yaptığı bir açıklamada Sanchez, “Uluslararası hukuk ihlalleri karşısında susmayacağız; ne yazık ki bu ihlaller giderek daha sık yaşanıyor. İspanya buna ortak olmayacak. Bir gayrimeşruluğa gayrimeşru bir yöntemle karşılık verilemez,” ifadelerini kullandı.

Pedro Sánchez, Maduro'nun görevden alınmasını eleştirdi.
Pedro Sánchez, Maduro'nun görevden alınmasını eleştirdi. Associated Press.

Öte yandan yetkililer ve diplomatlar, Euronews’e yaptıkları özel değerlendirmelerde, düşmanca bir diktatör olarak görülen Maduro konusunda Trump’la çatışmaya girmenin, Ukrayna için güvenlik garantileri üzerinde çalışıldığı bir dönemde ters etki yaratacağını ve sorumsuzluk olacağını savundu.

Ayrıca Venezuela ve genel olarak Latin Amerika hakkında bilgi eksikliğinin, ortak tutumun netleşmesini zorlaştıran unsurlardan biri olduğuna dikkat çekildi.

AB, ABD’nin Karakas’a düzenlediği baskın sırasında sivillerin öldürülmesini ya da Trump’ın Venezuela’nın devasa petrol rezervlerini kendi ülkesinin ticari çıkarları için kullanma arzusunu da açıkça kınamaktan kaçındı.

Avrupa Komisyonu’nun baş sözcüsü Paula Pinho, “Açıkça söylemek gerekirse, Venezuela’yı yönetmek de dünyanın herhangi bir yerindeki başka bir ülkeyi yönetmek de o ülkenin halkına aittir. Hangi ülkeden söz edersek edelim,” diye konuştu.

Şu ana kadar AB, Trump’ın doğrudan etkisi altındaki Maduro sonrası Venezuela’da nasıl bir rol üstleneceğine ya da buna dair bir vizyona ilişkin somut bir plan ortaya koymuş değil.

Başlangıçta Komisyon, Edmundo Gonzalez ve Maria Corina Machado’nun liderlik ettiği muhalefet hareketine iktidar geçişini yürütmesi için tam destek verdi.

Ancak Trump’ın Maduro’nun yardımcısı Delcy Rodriguez ile çalışmayı tercih ettiği ve Rodríguez’in devlet başkanı olarak yemin ettiği netleşince, Komisyon tutumunu değiştirerek Maduro’nun halefiyle “hedefli angajman” sürdüreceğini açıkladı.

Grönland endişesi

Grönland konusunda Avrupa’nın kamuoyuna verdiği mesaj, Venezuela’ya kıyasla daha güçlü olsa da yine de içerik bakımından sınırlı kaldı.

Yarı özerk ve maden kaynakları açısından zengin olan Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı. Dolayısıyla ABD’nin olası ilhak tehdidi, Avrupa’nın egemenliğine ve İkinci Dünya Savaşı’nın ardından müttefiklerin inşa ettiği güvenlik mimarisine yönelik bir tehdit anlamına geliyor.

Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya, İngiltere ve Danimarka liderleri bu hafta yayımladıkları ortak açıklamada, “Grönland Grönland halkına aittir. Danimarka ve Grönland’ı ilgilendiren konularda karar verme yetkisi yalnızca Danimarka ve Grönland’a aittir,” ifadelerini kullandı.

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da bu tutuma destek verdiklerini açıkladı.

Kallas, perşembe günü Mısır’dan yaptığı açıklamada, “Grönland’a ilişkin duyduğumuz mesajlar son derece endişe verici. Avrupalılar arasında bu konuyu görüştük. Eğer bu gerçek bir tehditse buna nasıl karşılık vereceğiz?” dedi.

Kallas, “Uluslararası hukuk son derece açık ve buna bağlı kalmamız gerekiyor. Küçük ülkeleri koruyan tek şey budur ve bu nedenle hepimizin çıkarınadır,” diye ekledi.

Grönland, mineral bakımından zengin, yarı özerk bir bölge.
Grönland, mineral bakımından zengin, yarı özerk bir bölge. Copyright 2024 The Associated Press. All rights reserved

Ancak bu üst düzey açıklamaların hiçbirinde, AB’nin bir üye devletinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için başvurabileceği olası askeri ya da ekonomik misilleme adımlarına dair bir ifade yer almadı.

Komisyon, AB üyesi olmayan Grönland’ın olası bir ABD saldırısı durumunda Birliğin karşılıklı yardım maddesinden yararlanıp yararlanamayacağını henüz netleştirmiş değil.

AB’nin tek nükleer gücü olan Fransa'nın Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ülkesinin adayı savunmaya yönelik bir plan üzerinde çalışmaya başladığını söyleyerek manşetlere çıktı.

Barrot, bir radyo röportajında, “Baskının hangi biçimde gelirse gelsin, Avrupalı ortaklarımızla birlikte harekete geçmek istiyoruz,” dedi.

Ancak planın içeriğine dair ayrıntı vermedi ve Fransa Dışişleri Bakanlığı da konuyla ilgili yorum talebine hemen yanıt vermedi. Barrot’nun açıklamaları, Beyaz Saray’la diplomatik bir çözüm arayışına odaklanan ve sert söylemlerden kaçınan Danimarkalı yetkililerin tutumuyla da çelişti.

Farklı görüşlerin yarattığı kakofoni ve Trump’ın olası sert misillemeleri arasında kalan Brüksel ise en iyi bildiği, denenmiş ve güvenli çizgide kalmayı tercih ediyor.

Bir Komisyon sözcüsü, Trump’ın tutumunun AB-ABD ilişkilerinin gözden geçirilmesini gerektirip gerektirmediği sorulduğunda, “ABD, Birliğimiz için stratejik bir ortak olmaya devam ediyor. Diğer tüm ortaklarımızda olduğu gibi, ortak çıkarların bulunduğu alanlarda birlikte çalışıyoruz ve bunu sürdürmeye devam edeceğiz,” diye yanıt verdi.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Venezuela krizi ve ABD’nin Grönland tehdidi sonrası savunma hisseleri sıçradı

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Grönland için Danimarkalı yetkililerle görüşecek

Danimarka Başbakanı: ABD'nin Grönland'ın ilhakı için NATO müttefikine saldırması 'her şeyin sonu' olur