Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

2025’te sosyal medya: Yapay zeka, yasaklar ve güvenlik krizi

2025 yılında bazı büyük düzenleyici değişikliklere rağmen, sosyal medya hayatımızda baskın bir güç olmaya devam ediyor.
Sosyal medya, 2025’teki bazı önemli düzenleyici değişikliklere rağmen hayatımızda hâlâ baskın bir güç. ©  Canva
© Canva
By Amber Louise Bryce
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Trendler, yeni terimler ve ‘AI slop’ içeriklerle dolu sosyal ağlar, 2025 boyunca yaş kısıtlamaları, yapay zekâ üretimi içerikler ve artan güvensizlikle boğuştu.

Bir yılın daha sonuna yaklaşırken, çoğumuz Instagram Reels’lerdeki paylaşımların, filtreli “başarı” hikâyelerinin ve daha az “doomscrolling” yapma kararlarının yağmuruna hazırlanmaya başlıyoruz.

Gerçekten de sosyal medya, hayatlarımızda hâlâ baskın bir güç. Başarılarımızı ölçtüğümüz, başkalarıyla bağ kurduğumuz, haberleri ve trendleri takip ettiğimiz bir mecra olmanın ötesinde, dilimizi bile dönüştürdü. Sözlüklerin 2025’te seçtiği kelimelerin çoğu, sosyal medya kökenli: rage bait, parasocial ve AI slop gibi.

Yapay zekanın yükselişiyle birlikte, insanların sosyal medyayı kullanma ve algılama biçiminde büyük bir değişim yaşandı. Bu değişim, artan dezenformasyon, güvensizlik ve hayal kırıklığı duygularını da beraberinde getirdi. Kullanıcıların platformlarla kurduğu ilişki buna paralel olarak evriliyor.

Arama motoru pazarlama şirketi Semrush’a göre Facebook en popüler platform olmayı sürdürürken, kullanıcılar daha anlamlı, samimi ve sahici çevrimiçi alanlar aradıkça Reddit ve Discord gibi topluluk odaklı uygulamalar büyümeye devam ediyor.

Öte yandan, düzenleyiciler açık internetin özgürlüğüyle çevrimiçi güvenlik arasındaki hassas dengeyi yönetmeye çalışıyor. Bu da 2025’i, sosyal medya şirketlerinin gelecekte nasıl faaliyet göstereceğini belirleyecek kritik bir dönemeç haline getiriyor.

Yaş doğrulama yasalarından Elon Musk’ın Grok adlı yapay zeka sohbet botunu çevreleyen tartışmalara kadar, işte bu yıl sosyal medyada öne çıkan başlıklara daha yakından bir bakış.

Sosyal medya yasakları ve küçükleri koruma

10 Aralık’ta Avustralya dünyada bir ilki uygulamaya koydu: 16 yaş altına sosyal medya yasağı. Bu, Instagram, Snapchat, TikTok, YouTube, X ve Facebook dâhil platformlarda çocukların artık hesaplara erişemeyeceği anlamına geliyor. Yasayı ihlal ettikleri tespit edilen tüm bu platformlar ağır para cezalarıyla karşı karşıya.

Radikal olsa da bu adım, sosyal medyanın gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkilediğine dair artan kaygıları yansıtıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO), ergenlerin her 10’undan birinin sosyal medya kullanımı nedeniyle olumsuz sonuçlar yaşadığını bildiriyor.

Danimarka, aynı yolu izleme planlarını açıkladı. Öneri, ebeveynler belirli bir değerlendirme formunu doldurmadıkça 15 yaş altının sosyal medyaya erişiminin engellenmesi. İspanya, Yunanistan ve Fransa dâhil diğer ülkeler de benzer koruyucu önlemler çağrısında bulunuyor.

Bu arada, İngiltere'nin Çevrimiçi Güvenlik Yasası kapsamında temmuz ayında sıkı yaş doğrulama kuralları yürürlüğe girdi. Bu düzenlemeler, küçüklerin yetişkin içeriklerini veya tehlikeli davranışları teşvik edebilecek herhangi bir şeyi görmesini engelliyor.

Bu yeni düzenlemelerin ne kadar etkili olduğu ise henüz netleşmiş değil. Uzmanların bir kısmı kuşkularını koruyor, ancak gençlerin kuralları aşmak için bulduğu yaratıcı yollar şimdiden konuşulmaya başlandı. Pek çoğu bunun yerine WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamalarına yöneliyor; hatta yüz tanıma sistemlerini kandırmak için yetişkin gibi görünen file maskeler satın alanlar bile var.

AI slop, deepfake’ler ve dezenformasyonun yayılması

2025, AI slop’un dijital dünyayı kasıp kavurduğu yıl oldu. OpenAI’nin Sora’sı gibi üretken yapay zeka araçlarıyla oluşturulan sahte görsel ve videoları tanımlayan bu terim, sosyal medya akışlarını köpek yavrularının tarçınlı çöreklere dönüştüğü, kedilerin tutuklandığı gibi absürt sahnelerle ve tuhaf şekilde popülerleşen “Italian brain rot” internet şakalarıyla doldurdu.

Masum bir eğlence gibi görünse de bu durum, gerçek insanlar tarafından üretilen içeriklerle bağ kurmayı daha da zorlaştırdı. Bazı örneklerde dolandırıcılık ve dezenformasyonun yayılmasına da neden oldu — hem sıradan kullanıcılar hem de siyasetçiler tarafından. ABD Başkanı Donald Trump, bu alandaki en kötü faillerden biri olmaya devam etti; bir seferinde, şarkıcı Taylor Swift’in kendisini desteklediğini gösteren yapay zekâ üretimi görseller paylaştı.

Yapay zekâ aynı zamanda bir kişinin yüzünü, bedenini veya sesini taklit ederek yanlış bilgi yayan “deepfake” videolarının üretimini de artırdı. Örneğin TikTok’ta dolaşıma giren uydurma bir videoda, bir televizyon programında bir kadının sosyal yardım dolandırıcılığını itiraf ettiği görülüyordu. Fox News gibi haber kuruluşları bu videoyu yanlışlıkla haberleştirdi.

Bu gelişmelerin ardından Meta ve TikTok gibi platformlar, yapay zeka ile üretilen içeriklerin tamamını etiketlemeye başladı. Ancak bu içeriklerin üretim hızı ve ölçeği, sürecin eksiksiz yürütülmesini zorlaştırıyor. Meta’nın Haziran ayında yayımladığı iç denetim raporu, bu etiketleme sisteminin “tutarsız” biçimde uygulandığını ortaya koydu.

Elon Musk’ın sohbet botu ve nefret söylemi

Elon Musk, 2022’de X adlı sosyal medya platformunu (eski adıyla Twitter) satın aldı.
Elon Musk, 2022’de X adlı sosyal medya platformunu (eski adıyla Twitter) satın aldı. AP/ Pool Getty Images

Büyük sosyal medya platformlarının çoğu, hizmetlerine yapay zeka asistanlarını entegre etti. Bu araçlar artık içerik üretiminden aramalara, müşteri hizmetleri taleplerinden reklam yönetimine kadar pek çok alanda otomatik destek sağlıyor. Ancak yılın en çok tartışma yaratan yapay zeka uygulaması, Elon Musk’ın “Grok” adlı sohbet botu oldu.

Teknoloji milyarderinin şirketi xAI tarafından geliştirilen Grok, temmuz ayında Adolf Hitler’i öven ve Yahudi bir soyadı taşıyan bir bot hesabını, Teksas’taki sel felaketinde ölen beyaz çocukların ölümünü kutlamakla suçlayan paylaşımlarıyla manşetlere taşındı.

Musk o dönemde, yapay zekâ aracının “memnun etmeye ve manipüle edilmeye fazlasıyla hevesli” olduğunu kabul etti ve sorunun “ele alındığını” söyledi. Ancak Grok, buna rağmen antisemitik komplo teorileri yaymaya ve insanları nasıl takip edebileceğine dair rahatsız edici yanıtlar üretmeye devam etti.

Daha sıkı düzenlemeler ve algoritmik hesap verebilirlik

Bu yıl çevrimiçi alanların daha sıkı biçimde düzenlenmesi hız kazandı. İngiltere'nin Çevrimiçi Güvenlik Yasası yürürlüğe girdi ve sosyal medya şirketlerinden daha fazla şeffaflık ile hesap verebilirlik talep etti.

AB’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) da ilk kez para cezası uyguladı ve Elon Musk’ın X’ine 120 milyon euro para cezası verdi. Platformun reklam politikası ve mavi onay işaretleri (bir zamanlar doğrulanmış hesap anlamına gelirken artık herkese satılıyor) yeterli açıklık sağlamadığı için AB hukukuna aykırı bulundu.

TikTok’a da mayıs ayında İrlanda Veri Koruma Komisyonu (DPC) tarafından 530 milyon euro ceza kesildi; gerekçe, AB kullanıcılarının kişisel verilerini Çin’e aktarımı sırasında koruyamamasıydı.

Sosyal medya platformlarının elindeki devasa veri (ve güç) miktarı ve yukarıda anılan potansiyel olarak zararlı etkilerine ilişkin kaygılar, yasama denetiminin 2026’da daha da artabileceğine işaret ediyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Yapay zeka içerikleri YouTube’u istila etti: Milyarlarca izlenme, milyonlarca dolar

'AI slop' ana akıma girdi: 2025'te internet yapay zekadan yoruldu, 2026'da bizi neler bekliyor?

ChatGPT yıl özeti özelliğini devreye aldı