Solucan delikleri gerçekte nedir ve Stranger Things bu kavramı nasıl ele alıyor?
Netflix’in fenomen dizisi Stranger Things, beşinci sezonuyla birlikte modern fiziğin en tartışmalı kavramlarından biri olan solucan deliklerini (wormhole) merkeze alan bir bilimkurgu anlatısına dönüştü.
Perşembe günü iki saatlik final bölümüyle ekrana veda eden dizide Hawkins kasabasında yaşanan doğaüstü olaylar, izleyiciyi hem paralel evrenler hem de uzay-zamanın yapısı üzerine düşünmeye zorluyor.
Peki solucan delikleri gerçekte nedir ve Stranger Things bu kavramı nasıl ele alıyor?
Solucan deliği nedir?
Solucan delikleri, varlığı gözlemsel olarak kanıtlanmamış, tamamen teorik bir fizik kavramı. Ünlü fizikçi Albert Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı'ndan çıkan bu konsepte göre uzay ve zaman ayrı değil, tek bir “uzay-zaman dokusu”nun parçaları. Büyük kütleler bu dokuyu büker, eğer bükülme yeterince aşırıysa, matematiksel olarak iki uzak nokta arasında bir tünel oluşabilir.
Bu yapıya 1935’te Einstein ve meslektaşı Nathan Rosen tarafından verilen ad Einstein-Rosen köprüsüydü. Daha sonra fizikçi John Archibald Wheeler, bu yapıyı gündelik bir benzetmeyle “solucan deliği” olarak adlandırdı.
Solucan deliklerinin daha kolay anlaşılması için sıklıkla başvurulan bir düşünce deneyi var: Bir kağıt düşünün, bu kağıt uzay-zaman dokusunu temsil etsin. Kağıdın birbirine en uzak iki noktası, birbiri üzerine gelecek şekilde kağıdı katlayın. İki uzak noktayı birbirine değdiren bu hareket, uzay zamanın ekstrem şekilde bükülmesidir. İki nokta arasında bir delik açarsanız işte bu da bir solucan deliği, yani bir köprü olur.
Bu, uzayın yüzeyinde milyarlarca yıl sürecek uzun bir yolculuğa çıkmak yerine iki uzak nokta arasında kestirme bir yol kullanabileceğiniz anlamına geliyor. Bilimkurguda solucan delikleri genellikle evren boyunca seyahat etmeyi sağlayan kestirme yollar olarak ele alınıyor.
Solucan deliklerinin sorunları: Egzotik madde nedir?
Hiçbir deney, hiçbir teleskop ve hiçbir ölçüm gerçek bir solucan deliğini henüz kanıtlayamadı. Dahası, mevcut fizik modelleri büyük sorunlara işaret ediyor.
Bunlardan ilki kararlılık sorunu. Genel Görelilik'e göre çoğu solucan deliği anında çöker. İçinden ışık bile geçemeden kapanır. Bunlar son derece kararsız yapılar.
Teoride solucan deliğinin bir ucunda bir kara delik ve diğer ucunda anti-kara delik (beyaz delik) yer alır. Bu kaotik yapı nedeniyle solucan delikleri evrende mevcut olsa bile, çok kısa bir süre açık kalıp hemen ardından kendi üzerlerine çöker.
Bir solucan deliğini açık tutmak için yine teoride negatif enerjiye ve negatif basınca sahip “egzotik madde” gerekir. Egzotik madde, egzotik fiziksel özelliklere sahip kuramsal parçacıklara deniyor. Bu parçacıklar fiziğin temel kurallarına aykırı olmak zorunda; örneğin negatif kütleye sahip olmak gibi. Ancak böyle bir maddenin doğada var olduğuna dair de kanıt yok.
Bunun yanı sıra, solucan deliklerini açmak ve açık tutmak mümkün olsa bile içindeki aşırı kütleçekim kuvvetleri, içinden geçen herhangi bir maddeyi (insanı ya da uzay gemisini) büyük ihtimalle parçalar.
Kısacası solucan delikleri matematiksel olarak mümkün ama kanıtlanmamış, varsayımsal yapılar. Fizikçiler her geçen gün bu deliklerin gerçekte nasıl varolabileceğine dair hipotezler geliştiriyor.
Bilim ve popüler kültür arasında
Solucan delikleri, Hollywood’un en sevdiği konulardan biri. Carl Sagan, Contact romanında solucan deliklerini yıldızlararası ulaşım aracı olarak kullanmıştı. Bunun ardından bilimkurguda onları sıkça görmeye başladık.
Birçok uzmana göre, şimdiye dek sinemada bu kavramları en gerçekçi şekilde kullanan filmlerden biri Interstellar (Yıldızlararası) oldu. NPR'a göre, film, fizikçi Kip Thorne’un gerçek denklemlerine dayanan bir solucan deliği tasviri sunuyordu.
Kip Thorne ve Michael Morris’in 1988’de yayımladığı akademik çalışma, solucan deliklerinin egzotik madde olmadan var olamayacağını göstererek bilimsel sınırı net çizmişti.
Stranger Things’te solucan deliği: Upside Down nedir?
Stranger Things, klasik bilimkurgudan farklı bir yol izledi. Dizide "Upside Down" diye bilinen ve sonradan solucan deliği olduğunu öğrendiğimiz yapı, tam anlamıyla ayrı ve stabil bir evren gibi davranmıyor. Bunun yerine Hawkins kasabasının bozulmuş, donuk bir yansıması ve zamanın neredeyse akmadığı bir alan gibi.
NPR'a konuşan Liverpool Üniversitesi’nden fizik profesörü Carsten Welsch, Upside Down’ı antimadde araştırmaları için kullanılan "aynalama" benzetmesine çok yakın buluyor:
“Anti-parçacık, parçacığın aynadaki yansıması gibidir. Dizide gördüğümüz şeyle laboratuvarda çalıştığımız şeyler neredeyse birebir örtüşüyor.”
Eleven, yarık ve kozmik kaza
Diziye göre Upside Down’ın oluşumu tesadüf değil.
Eleven’ın psişik güçleri, Demogorgon’la karşılaşma sırasında uzay zamanı yırtıyor ve Hawkins ile çok daha eski ve düşmanca bir gezegen arasında geçit açıyor.
Bu gezegen, beşinci sezonda adı konan Abyss (Uçurum).
Upside Down, asıl kötülüğün kendisi değil; bir ara yapı, bir köprü. Gerçek tehdit ise Abyss’ten geliyor.
Abyss, Dünya’nın bozulmuş bir kopyası değil, Vecna’nın evrim geçirdiği, güç kazandığı yer ve tüm yaratıkların kökeni olarak tanımlanıyor.
Bu bakış açısına göre dizi boyunca gördüğümüz canavarların hepsi solucan deliğinden geçip gelen ziyaretçiler.
Dizideki solucan deliğini açık tutan egzotik madde de resmedilmiş. Geçidi açık tutması gereken egzotik madde dengesi bozulduğunda geçit tamamen çöküyor ve içindeki her şey yok oluyor.
Zaman yolculuğuna da göz kırpıyor
İzleyiciler dizinin, solucan deliklerinin zamanı da bükebileceği fikrine göz kırptığını fark etti. Bu, teorik fizikte tamamen dışlanmış bir fikir değil.
Bazı spekülatif modeller farklı zaman noktalarını bağlayan solucan delikleri öngörüyor. Bu durum birçok paradoksa kapı aralasa da Stranger Things'in olası devam filmi ve dizilerinde bu konunun işlenebileceğine dair umutlar da yarattı.