İran yönetiminin kilit isimlerinin saldırıların başında öldürülmesi, İsrail ve ABD istihbaratının Tahran'daki gözetim ve istihbarat gücüne dair tartışmalara neden oluyor. Özellikle de bu gözetim gücünde teknolojinin ve daha spesifik olarak yapay zekanın rolü merak ediliyor.
28 Şubat Cumartesi günü İsrail ve ABD, İran'a yönelik büyük bir hava saldırı dalgası başlattı. Saldırılarda İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney de dahil olmak üzere bir dizi üst düzey isim hedef alınarak öldürüldü.
İran yönetiminin kilit isimlerinin öldürülmesi, İsrail ve ABD istihbaratının Tahran'daki gözetim ve istihbarat gücüne dair tartışmalara neden oluyor. Özellikle de bu gözetim gücünde teknolojinin ve daha spesifik olarak yapay zekanın rolü merak ediliyor.
Wall Street Journal gazetesi, ABD Ortadoğu Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) operasyonda Anthropic firmasının yapay zeka araçlarını kullandığını yazdı. Anthropic gibi firmaların araçları, ABD'li veri analizi şirketi Palantir'in hükümetlere sağladığı platformlar üzerinden kullanılıyor.
2 Mart'ta İran'ın misilleme saldırılarında Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Amazon Web Services (AWS) veri merkezini vurması da tartışmaları alevlendirdi.
Amazon, ABD ve İsrail'e ne sağlıyor?
İsrail hükümeti ve ordusu, 2021'de Google ve AWS ile 1,2 milyar dolarlık Project Nimbus anlaşmasını imzalamıştı. Bu türden işbirlikleri teknolojik araçları devasa bir istihbarat havuzuna dönüştürüyor.
Nitekim, +972 Magazine ve The Guardian'ın haberlerine göre, İsrail ordusu Gazze'deki neredeyse her birey hakkında toplanan devasa istihbarat verilerini (sinyal istihbaratı, sosyal medya, gözetleme görüntüleri) AWS sunucularında depoluyor.
AWS, İsrail'in "Lavender" veya "Gospel" gibi yapay zeka tabanlı hedef belirleme sistemlerinin ihtiyaç duyduğu yüksek işlem gücünü sağlıyor. Bu bulut altyapısı, saniyeler içinde milyonlarca veri noktasını tarayarak "yüksek öncelikli hedefleri" filtrelemeye yardımcı oluyor.
AWS, verilerin İsrail dışına çıkmaması ve yerel yasalara tabi olması için bölgede özel veri merkezleri de kurdu.
Amazon, ABD'de de sadece gizli verilerin işlenmesi için internetten tamamen kopuk veri merkezleri işletiyor. Ayrıca, CIA ve Pentagon anlaşmaları kapsamında yapay zeka modellerinin savaş sahasından gelen verilerle eğitilmesini sağlıyor.
Palantir tam olarak ne iş yapıyor?
Ortadoğu'daki savaşlar konusunda adını giderek daha sık duyduğumuz Palantir ise AWS üzerinde çalışacak şekilde optimize edildi. Palantir'in yazılımları, AWS'nin bulutunda halihazırda bulunan ham verileri alıyor, temizliyor ve analiz edilebilir hale getiriyor.
Palantir bir şirketin veya istihbarat servisinin verileri nasıl toplandığını belirlemiyor. Bunun yerine, yazılımı müşterinin karmaşık sistemlerinin üzerine oturtuyor ve altta yatan mimariyi düzeltmeye gerek kalmadan verileri hızla entegre etmelerine ve analiz etmelerine olanak tanıyor.
Palantir'in en büyük gücü, birden fazla farklı kaynaktan gelen verileri otomatik olarak entegre etme, aralarında bağlantı kurma ve analiz edilebilir bir biçime dönüştürme yeteneği. Örneğin bir kurum, Palantir'in sağladığı "Gotham" gibi platformları kullanarak bireylerin ayrıntılı profillerini oluşturabilir, sosyal ağlarını haritalandırabilir, hareketlerini takip edebilir, fiziksel özelliklerini belirleyip suç geçmişlerini inceleyebilir.
Böylece eskiden statik olan kayıtları -örneğin motorlu taşıtlar dairesi dosyaları, polis raporları, konum geçmişi ve özel mesajlar gibi mahkeme celbiyle elde edilen sosyal medya verileri- akıcı bir istihbarat ve gözetim ağına dönüştürebilir.
Yapay zeka bu noktada devreye giriyor
Palantir, 2023 yılında "Yapay Zeka Platformu (AIP)" adlı hizmetini duyurdu. Platform, kuruluşların büyük dil modelleri (LLM'ler) de dahil olmak üzere en yeni yapay zeka teknolojilerini güvenli ve etkili bir şekilde entegre edebilmeleri için tasarlandı.
AIP bugünlerde Palantir'in itici gücü olarak görülüyor. Nitekim, ABD bu hizmet sayesinde Anthropic'in, OpenAI'ın veya xAI'ın yapay zekasını istihbarat görevlerinde kullanabiliyor.
Son gelişmelere göre, Palantir ve AWS güçlerini birleştirerek Anthropic’in Claude yapay zeka modellerini ABD savunma ve istihbarat kurumlarının kullanımına sundu. Bu sayede, AWS üzerinde çalışan Palantir platformu içinde, askeri belgeleri analiz edebilen ve operasyonel kararlara yardımcı olan gelişmiş bir dil modeli var.
CENTCOM'un da Anthropic'in modellerini kullanarak, dinleme kayıtları, uydu görüntüleri ve sinyal istihbaratı da dahil olmak üzere çok büyük miktarda veriyi işleyip analiz ettiği ve özetler, tehdit değerlendirmeleri ile durumsal bilgiler ürettiği belirtiliyor.
Haziran 2025'te Anthropic, hükümet ve güvenlik işlerine özel olarak uyarlanmış bir sürüm olan Claude Gov'u tanıtmış ve bu sürüm 2025 yılının sonlarına doğru ABD istihbarat ve savunma kurumlarında aktif olarak kullanılmaya başlamıştı.
Anthropic ile Pentagon gerilimi
İran'a yönelik saldırıdan sadece saatler önce ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların Anthropic'in teknolojisini kullanmasını yasakladığını açıklamış ve Pentagon’a mevcut sistemleri kaldırması için 6 aylık geçiş süresi tanımıştı.
Pentagon ile Anthropic arasında şirketin yapay zeka modeli Claude’un askeri kullanımına ilişkin anlaşmazlık vardı. Anthropic CEO’su Dario Amodei, şirketin yapay zeka sistemlerinin şu iki alanda kullanılmasına izin vermeyeceğini söylüyor: ABD içinde kitlesel gözetim ve insan denetimi olmadan çalışan ölümcül otonom silah sistemleri.
Pentagon ise yapay zeka sistemlerini “tüm yasal amaçlar için” kullanma hakkına sahip olması gerektiğini savunuyor.
Claude'un Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalandığı askeri operasyonda da kullanıldığı ortaya çıkmıştı.
Wall Street Journal’ın yeni haberine göre ise Trump'ın Anhtropic'i yasaklamasına rağmen İran saldırısında Claude kullanıldı.
İran saldırısında yapay zeka ne işe yaradı?
WION News'ün analizina göre İran saldırısında yapay zeka, "istihbarat değerlendirmesi" kapsamında, tehditleri, hedef mevzileri ve durumsal farkındalığı değerlendirmek için verileri analiz etti.
"Hedef belirleme" sürecinde ise İran liderlik binaları, askeri varlıklar veya stratejik bölgeler gibi yüksek değerli hedeflerin yerini tespit etmeye, önceliklendirmeye, çapraz referanslamaya ve doğrulamaya yardımcı oldu.
"Savaş senaryolarının simülasyonu" başlığında da, olası sonuçları modellemek, saldırıları prova etmek, riskleri ve ikincil hasarı tahmin etmek için kullanıldı.
İsrail'deki Dayan Kampı: 8200 Birimi
İsrail de savaşlarda ve askeri operasyonlarında yapay zekayı kullanmak üzere ciddi yatırımlar yapıyor. İsrail istihbaratında bu işlerden sorumlu 8200 Birimi adlı bir birim olduğu düşünülüyor.
Karargahı Dayan Kampı'nda yer alan 8200 Birimi, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) içinde istihbarat toplama, sinyal istihbaratı, siber güvenlik ve veri analizi gibi görevler yapan üst düzey bir kol. Bu birimin ABD’deki NSA gibi çalıştığı ve gelişmiş teknoloji projelerine imza attığı biliniyor.
The Nation'a konuşan bir sözcü, burada "İsrail Savunma Kuvvetleri'ndeki hedef kavramını tamamen dönüştüren" yapay zeka sistemlerini geliştirmekten sorumlu olan Veri Bilimi ve Yapay Zeka Merkezi adlı bir merkez olduğunu ileri sürüyor.
İsrail ordusuna ve istihbarat teşkilatlarına hedefleme için son derece gelişmiş yapay zeka donanım ve yazılımı sağlanıyor. Bunların bir kısmı da yine Palantir'den geliyor.
2024'te şirketin kurucu ortağı ve CEO'su Alex Karp, Tel Aviv'e giderek İsrail Savunma Bakanlığı ile bir anlaşma imzalamıştı. Proje, bakanlığa, hangi hedeflere saldırılacağına dair hayati kararlar vermek için çok sayıda gizli istihbarat raporunu kullanan bir yapay zeka platformu satmayı içeriyordu.
Ancak Palantir'in yapay zeka makinelerinin yakıt olarak veriye ihtiyacı var; bu veri, işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilere dair istihbarat raporlarından oluşuyor. NSA muhbiri Edward Snowden'a göre onlarca yıl boyunca bu verilerin kilit kaynağı da yine ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) olmuştu.
Snowden'ın gazeteci James Bamford'a verdiği bir röportaja göre Snowen, NSA, ABD'deki Filistinli Amerikalılar ile işgal altındaki topraklarda yaşayan akrabaları arasındaki ham, sansürsüz telefon ve e-posta yazışmalarını İsrail'e gizlice sağlamıştı.
'Azınlık Raporu': İran'ın nükleer denetimi yapay zekaya mı emanet?
İran'ın nükleer silah geliştirmeme sözüne sadık kalıp kalmadığını denetleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) da 2015'ten beri Palantir'in yapay zeka platformu Mosaic'i kullanıyor.
Başlangıçta terörle mücadele ve istihbarat operasyonları için tasarlanan tahmine dayalı bu yapay zeka sistemi, takip ettiği hedeflerden veri noktaları toplamak yerine, uydu görüntüleri, ticaret kayıtları, sosyal medya hareketleri, istihbaratlar ve meta verilerin analizlerine dayanarak çıkarımlar yapıyor.
IAEA'nın yayımladığı raporlar, İran'a yönelik tutumun şekillenmesinde hayati rol oynuyor. Haziran 2025'te yayınlanan rapor da 12 günlük ABD-İsrail-İran savaşının öncüsü olmuştu. Söz konusu rapor İran'ın nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasını ihlal etmekle suçlanmasına yol açmıştı. Raporda İran'ın rafine edilmesi halinde 9 bombaya yetecek kadar, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğu ileri sürülüyordu.
İran ve Rusya bu iddiayı reddetmişti. Ayrıca, Trump yönetiminin Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, 12 Gün Savaşı'ndan önce Kongre'ye verdiği ifadede, ABD istihbaratının ortak değerlendirmesini aktarmıştı. Buna göre "İran o anda nükleer silah inşa etmiyordu ve Hamaney’in 2003’te askıya aldığı nükleer silah programını yeniden başlatmamıştı". (Trump daha sonra Gabbard'ı görevden aldı.)
IAEA'nın savaşla sonuçlanan raporunda Mosaic sisteminden ne denli yararlanıldığı tartışma konusu. Savaşın başlamasından kısa bir süre sonra CNN'e konuşan IAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, "İran’ın nükleer silaha geçmek için sistematik bir çaba gösterdiğine dair hiçbir kanıtımız yok," demişti. Ancak raporların doğrudan Mosaic tarafından yazılmadığını, insan çıktıları olduğunu ekleyerek yapay zeka eleştirilerini reddetmişti.
12 Haziran 2025'te İran'la ilişkili olduğu düşünülen bazı kaynaklar, Grossi'nin Mosaic çıktılarını İsrail ile paylaştığını öne süren bazı belgeleri sızdırmıştı. Ancak bu belgelerin tam kaynağı ve doğruluğu kanıtlanamadı.
Sonuçta, 13-24 Haziran 2025 tarihleri arasında yaşanan savaşta İsrail, İran'ın nükleer programını "varoluşsal tehdit" olarak niteleyerek, aralarında Tahran ve İsfahan'ın da bulunduğu bölgelerdeki nükleer tesislere, askeri üslere ve altyapı merkezlerine yönelik devasa bir hava saldırısı düzenlemişti. Savaşın 9. gününde (21 Haziran), ABD de doğrudan müdahil olarak İran'daki üç büyük nükleer tesisi bombalamıştı. İran ise buna karşılık Katar ve Irak'taki ABD üslerini hedef almıştı.
Bu savaş bağlamında sıkça tartışılan Mosaic yapay zekasının başka bir varyasyonu ise IDF tarafından Gazze Şeridi ve Lübnan'daki İran destekli militan gruplara karşı kullanılıyor.
Mozaic programını eleştirenler onu "uranyum için Azınlık Raporu" diye niteliyor. Bu, zanlıların suçları işlemeden önce tutuklanıp cezalandırıldığı Steven Spielberg yapımı distopik filme bir gönderme.