Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Araştırma: Astronotların beyni aylar süren uzay yolculuğuna rağmen yerçekimi hafızasını koruyor

astronot Robert L. Curbeam Jr., solda, ve Avrupa Uzay Ajansı astronotu Christer Fuglesang, 12 Aralık 2006 tarihinde bir uzay yürüyüşüne katıldılar.
astronot Robert L. Curbeam Jr., solda, ve Avrupa Uzay Ajansı astronotu Christer Fuglesang, 12 Aralık 2006 tarihinde bir uzay yürüyüşüne katıldılar. ©  Credit: AP Photo
© Credit: AP Photo
By Theo Farrant & AP
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

11 astronot üzerinde yapılan incelemelere göre, beyin ağırlıksız ortamda dahi yerçekimi varmışçasına hareket ediyor. Uzmanlar bu keşfin, gelecekteki uzay görevlerinin planlanmasında kritik bir rol oynayabileceğini belirtiyor.

Yeni bir araştırma, insan beynindeki yerçekimi hafızasının çok derin olduğunu ortaya koydu. Buna göre, yerçekimsiz ortamda aylar geçiren astronotlar, nesneleri hangi güçle kavrayacaklarını belirlemekte halen yanılıyor.

REKLAM
REKLAM

Journal of Neuroscience dergisinde yayınlanan bulgular, yaşam boyu yerçekimi deneyimimizin en temel fiziksel eylemleri ne kadar derinden şekillendirdiğine yeni bir ışık tutuyor. Araştırmanın gelecekte Ay ve Mars'a yapılacak görevler için gerçek sonuçlar doğurabileceği düşünülüyor.

Universite Catholique de Louvain ve Ikerbasque'de Biyomedikal Mühendisliği profesörü olan Philippe Lefevre liderliğindeki çalışma, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki 11 astronotu (2 kadın, 9 erkek) 5 ila 6 ay süren görevler boyunca izledi.

Lefevre'in açıkladığı gibi, Dünya'da bir nesneyi kavramak asimetrik bir eylem; bir şeyi kaldırırken indirirken olduğundan daha fazla sıkıyoruz çünkü yerçekimi sadece aşağı inerken onu elinizden çekme tehdidinde bulunur.

Mikro yerçekiminde ise bu mantık artık geçerli değil. Yörüngesinin herhangi bir noktasında serbest bırakılan bir nesne basitçe süzülerek uzaklaşacaktır ve bu da kavrama kuvvetinin tüm hareket boyunca eşit olması gerektiği anlamına geliyor. Araştırmacılar astronotların bunu oldukça çabuk öğrenmesini bekliyordu ama öğrenmediler. Bunun yerine, daha garip bir şey oldu: astronotlar tutuşlarını dengelemek yerine, bir hareketin üst kısmında alt kısmına göre daha sert sıkmaya başladılar.

Artemis II görev uzmanı ve CSA (Kanada Uzay Ajansı) astronotu Jeremy Hansen, 5. uçuş günü sırasında Orion uzay aracının içinde tıraş olmanın keyfini çıkarıyor
Artemis II görev uzmanı ve CSA (Kanada Uzay Ajansı) astronotu Jeremy Hansen, 5. uçuş günü sırasında Orion uzay aracının içinde tıraş olmanın keyfini çıkarıyor Credit: NASA

Lefevre bunu beklentiden kaynaklanan bir tür algısal yanılsama olarak açıklıyor: "Uluslararası Uzay İstasyonu'nda ağırlıksız ortamdayken hareket simetrik hale geliyor çünkü artık yerçekiminin etkisi yok... Gözlemlediğimiz şey, astronotun nesneyi üstteyken alttakinden daha fazla kavradığıydı. Beyin bir şekilde beklentiyi aşırı telafi ediyor."

Başka bir deyişle, beyin nesnenin ağır hissettirmesi gerektiğini biliyor çünkü nesneler her zaman ağır hissettirmiştir ve hissettirmediğinde aşırı düzeltme yapıyor. Uzayda yarım yıl süzüldükten sonra bile, onlarca yıllık Dünya merkezli içgüdünün sarsılmasının neredeyse imkansız olduğu kanıtlandı.

Dünya'daki testler

Araştırma ekibine, uzay aracının Dünya’ya inişinden 1 gün sonra astronotlara erişim izni verildi. Bu, dönen mürettebatın genellikle bitkin olması ve acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyması nedeniyle lojistik açıdan oldukça zorlu bir zaman dilimiydi. Ancak ulaştıkları bulgular ekibi şaşırttı.

Dünya'ya döndükten sonraki o ilk birkaç hareket sırasında astronotlar, halen yerçekimsiz ortamdaymış gibi sıkı bir kavrama sergiliyorlardı. Bu, düşürülebilecek veya hasar görebilecek nesneler söz konusu olduğunda tehlikeli olabilecek bir içgüdüydü. Fakat sadece birkaç düzine tekrardan sonra, kavrama biçimleri tamamen normale döndü.

Araştırmacılar durumu şöyle özetliyor: "Bu bulgular bize, astronotların Dünya'ya döndüklerinde buradaki ortama yeniden uyum sağlamalarının, yerçekimsiz ortama alışmalarından çok daha hızlı gerçekleştiğini gösteriyor."

Çalışmanın gelecekteki görevlere etkisi

Bu araştırma, gelecekte planlanan görevler, özellikle de Ay veya Mars'a yapılacak daha uzun süreli yolculuklar için önemli sonuçlar doğurabilir.

Lefevre konuyu şöyle açıklıyor: "Örneğin, astronotları Ay'a iniş yapmaları için hazırlıyorsak, onlara özel bir eğitim vermemiz gerekebilir. Çünkü nesneleri kullanma biçimleri, düşük yerçekimi (kısmi yerçekimi) koşullarından etkilenebilir."

Araştırmacılar, nesnelerin beklenmedik şekilde çarpıştığı anlarda astronotların nasıl tepki verdiğine dair bulguların da yer aldığı yeni verilerin yolda olduğunu belirtiyor. Bu senaryo, saliseler içinde yapılması gereken kavrama ayarlarının her şeyi değiştirebileceği kritik bir durum olarak değerlendiriliyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Artemis II ekibi tarihi Ay görevi sonrası: İnsan gözünün gördüğü en görkemli manzaraydı

NASA’nın Ay planı: Güneş enerjisi yerine nükleer reaktörler

İzleyin: Amatör gökbilimciler Artemis II'yi yıldızların arasında yakaladı