Bitkisel gıdalardan zengin beslenme, Alzheimer hastalığı riskini azaltabilir, ancak burada belirleyici olan beslenme düzeninin niteliği.
Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler ve tohumlar gibi bütün, mümkün olduğunca az işlenmiş gıdalara odaklanan sağlıklı, bitki temelli bir beslenme uygulayan yetişkinlerin, bu beslenme şeklini hayatlarının ilerleyen dönemlerinde benimseler bile, Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerine yakalanma riskinin daha düşük olabileceği belirtiliyor.
Neurology dergisinde yayımlanan çalışma (kaynak İngilizce), ortalama yaşı 59 olan yaklaşık 93 bin yetişkine ait verileri inceledi. Araştırmacılar bu kişilerin beslenme alışkanlıklarını ve sağlık durumlarını on yılı aşkın bir süre boyunca izledi.
Araştırmacılar, vejetaryen ya da vegan diyetlere odaklanmak yerine üç beslenme modeli ayırt etti: genel olarak bitki ağırlıklı bir diyet, tam gıdalardan zengin sağlıklı bir diyet ve rafine ile işlenmiş ürünlerin yüksek oranda bulunduğu daha az sağlıklı bir diyet.
On bir yıl boyunca izlenen 92 bin 849 katılımcının 21 bin 478'inde Alzheimer hastalığı ya da başka bir demans türü gelişti.
Beslenme kalitesi önemli rol oynuyor
Sonuçlar doğrudan bir neden-sonuç ilişkisinden ziyade bir bağlantıya işaret ediyor ve tüm bitki temelli diyetlerin aynı faydaları sunmadığını gösteriyor.
Genel olarak en fazla bitkisel gıda tüketen katılımcıların demans geliştirme riski, en az tüketenlere kıyasla %12 daha düşüktü.
Ancak beslenme kalitesi hesaba katıldığında fark daha belirgin hale geldi. En sağlıklı bitki temelli diyetleri uygulayanların riski %7 daha düşükken, en sağlıksız bitki temelli gıdaları tüketenlerin riski %6 daha yüksekti.
"Bitki temelli diyetlerin diyabet ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların riskini azalttığı gösterildi, ancak demans hakkında daha az şey biliyoruz" dedi çalışmanın yazarı, Hawaii Üniversitesi'nden Song-Yi Park. "Araştırmamız, bu diyetlerin kalitesinin belirleyici olduğunu ortaya koyuyor."
Hayatın ilerleyen dönemlerinde bile beslenme değişiklikleri fark yaratıyor
Çalışma ayrıca 45 bin 65 kişiden oluşan bir alt grupta beslenme alışkanlıklarının zaman içinde nasıl değiştiğini inceledi. Bu gruptaki 8 bin 360 kişi daha sonra demans geliştirdi.
On yıl içinde beslenme tarzı daha sağlıksız bitki temelli gıdalara kayanların demans riskinin %25 arttığı, beslenmesini iyileştirenlerde ise riskin %11 azaldığı görüldü.
Veriler, yaşamın ilerleyen dönemlerinde yapılan beslenme değişikliklerinin bile demans riskiyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılara göre 60 yaşından sonra daha sağlıklı bir bitki temelli diyete geçmek de demans riskinde azalmayla ilişkili bulunuyor.
Çalışma, katılımcıların kendi doldurduğu beslenme anketlerine dayanıyordu ve bu tür veriler hata payına açık olabiliyor. Katılımcılar ne yediklerini tam olarak hatırlamayabilir; bu da sonuçları etkileyebilir.
Buna karşın, örneklem grubunun büyüklüğü ve izlem süresinin uzunluğu bulguları güçlendiriyor.
Sonuçlar, özellikle bütün ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdaları öne çıkaran Akdeniz veya MIND gibi beslenme modellerini daha iyi bilişsel sağlıkla ilişkilendiren önceki araştırmalarla uyumlu.
Uzmanlar, son çalışmanın gözlemsel nitelikte olduğu uyarısında bulunuyor. Bu da tek başına beslenmenin demansı önlediğinin kanıtlanamadığı ve fiziksel aktivite, eğitim düzeyi ya da genel yaşam tarzı gibi başka etkenlerin de rol oynayabileceği anlamına geliyor.