Son Dakika

Son Dakika

'Kaptan Erdoğan, A Milli Takımı Dünya Kupası'na yollayabilecek mi?'

Okunan haber:

'Kaptan Erdoğan, A Milli Takımı Dünya Kupası'na yollayabilecek mi?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan 1970'lerde 'İmam Beckenbauer' lakabıyla anılıyordu.
@ Copyright :
ANADOLU
Metin boyutu Aa Aa

Rusya'da gerçekleştirilen 2018 FIFA Dünya Kupası belki de şimdiye kadar hiçbir kupada görülmediği kadar yoğun bir siyasi bir gündemle medyaya yansıdı.

Alman Milli Takımı'ndaki Türk kökenli oyuncuların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la aynı fotoğraf karesine girmesiyle başlayan siyasi tartışmalar, Almanya'nın kupadan elenmesiyle hız kesmeksizin gündemdeki yerini koruyor. Alman Milli Takımı'nın Mesut Özil ve İlkay Gündoğan'ın siyasi tavrı nedeniyle hırpalandığını ileri süren Alman medyası, Güney Kore karşısındaki 2-0'lık yenilgiyi bile Erdoğan, Özil ve Gündoğan üzerinden geliştirilen 'Erdogate' kavramıyla okumaktan geri durmadı.

Foreign Policy'den Türk futboluna kapsamlı analiz

Bir yandan bu tartışmalar sürerken diğer yandan da Türk futbolu yine siyasi bir bağlama oturtularak dünya spor gündemine konu oldu.

IBTAURIS
İngiliz gazeteci Pattrick Keddie kısa süre önce yayınlanan "Tutku: Futbol ve Modern Türkiye'nin Tarihi" adlı kitabında 1954 yılından bu yana Dünya Kupası ile ilişkisi bulunmayan Türk Milli Takımı'nın AK Parti iktidarında da yıllardır süren hayalinin yanına yaklaşamadığına dikkat çekiyor.IBTAURIS

Tanınmış ABD'li akademisyenlerden Samuel Huntington ve Warren Demian Manshel tarafından 1970 yılında yayınlanmaya başlayan ve bugün de gerek akademik gerekse diplomatik çevrelerde saygın bir konumu bulunan 'Foreign Policy' dergisi bu kapsamda "Kaptan Erdoğan Türk Milli Takımı'na yardımcı olmuyor" başlığını taşıyan bir analize yer verdi.

Uzun süredir İstanbul'da yaşayan İngiliz gazeteci Pattrick Keddie'nin imzasını taşıyan analizinde, Türkiye'nin A Milli Futbol Takımı'na onca siyasi, sosyal ve mali yatırım yapmasına rağmen neden yıllardır Dünya Kupası'na katılacak yeterliliği sağlayamadığı sorusunu gündeme getirdi.

Yakınlarda "Tutku: Futbol ve Modern Türkiye'nin Tarihi" (The Passion: Football and the Story of Modern Turkey) adlı kitabı piyasaya çıkan İngiliz gazeteci, 2002'deki Dünya Kupası üçüncülüğü hariç tutulacak olursa 1954 yılından bu yana Dünya Kupası'yla ilişkisi bulunmayan Türk Milli Takımı'nın AK Parti döneminde de yıllardır süren hayalinin yanına yaklaşamadığına dikkat çekiyor. Bilindiği üzere Türkiye, geçen yıl İzlanda'ya 3-0 yenilerek 2018 Dünya Kupası hayallerine çok kısa sürede veda etmişti.

A Milli Takımı 'Başakşehir büyüklüğündeki İzlanda' engellemişti

Keddie, AK Parti döneminde 27 kentte en az 30 yeni stadyum inşa etmek üzere devasa projelere başlandığını hatırlatarak, A Milli Takım oyuncularının idmanları için de ziyadesiyle gösterişli bir spor kompleksi inşa edildiğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bizzat yarı profesyonel futbol geçmişi olduğunu hatırlatan İngiliz gazeteci, AK Parti liderinin futbolun siyasi ve iktisadi bağlamından sonuna kadar yararlanmaya çalıştığının altını çizmeyi ihmal etmiyor ve tam bu noktada Türkiye'nin nüfus bakımından Başakşehir'le aynı büyüklükte sayılabilecek bir ülke olan İzlanda karşısında aldığı yenilginin kabul edilemez olduğunu savunuyor.

"Türkiye'nin en güçlü futbol milleti olması gerekirdi"

Türkiye'nin Avrupa'nın en kalabalık genç nüfusa sahip olan ve 'futbol hastası' sayılabilecek bir ülke olarak en güçlü futbol milletlerinden biri olması gerektiğini savunan Pattrick, 2002'den bu yana devam etmekte olan AK Parti iktidarının UEFA kupalarında bunun karşılığını alamadığını ifade etti.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenlerden Prof. Dr. Özgehan Şenyuva da paranın harcanması gereken yere gitmediğine işaret ederek, "Türkiye siyaset, ticaret ve futbol arasında çok sıkı bir ilişkiler ağı bulunuyor. Bu da liyakat kriterini etkileyerek kötü yönetişimle neticeleniyor." şeklindeki yorumuyla yaşanan asıl soruna parmak basıyor.

"Demirören futbol yerine siyasete yöneldi"

Türk Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in futbol yerine siyasi ilişkilerine ağırlık verdiğini iddia eden İngiliz gazeteci Pattrick Keddie, Beşiktaş'ın Demirören idaresindeki dönemde neredeyse iflasın eşiğine geldiğini hatırlatıyor.

Türkiye'nin Avrupa'da en az sayıda profesyonel ve yarı profesyonel atlete sahip ülkelerden biri olduğunu vurgulayn Keddie, A Milli Takım 2002 Dünya Kupası'nda yarı finale yükseldiğinde takımın kadrosunun ağırlıklı olarak ondan iki yıl önce UEFA Kupası'nı kazanmış olan Hakan Şükür'lü, Hasan Şaş'lı ve Bülent Korkmaz'lı Galatasaray oyuncularından oluştuğunu anımsatıyor.

Bugün üç büyük İstanbul takımının çok az sayıda yıldız oyuncuya sahip olduğuna dikkat çeken Keddie, Süper Lig'de top koşturan yaşlı oyuncu sayısının da genel ortalamanın çok üzerinde olduğunu belirtiyor.

Kulüplerin borçları mal varlıklarını aşıyor

Bu arada A Millli Takım'da Batı Avrupa ülkelerinde doğup büyüyen çok sayıda genç bulunduğunu belirten İngiliz gazeteci Keddie, Avrupa genelinde kulüp borçları ve yükümlülükleri mal varlıklarından fazla olan en çok sayıda takımın bulunduğu ülkenin yine Türkiye olduğuna dikkat çekiyor.

Bütün olumsuzluklara rağmen Türk Milli Takımı'nın başarısıyla hükümet arasında doğrudan bağ kurmanın haksızlık olacağını belirten İngiliz gazeteci Keddie, yine de politika ve siyasetin bu denli iç içe geçtiği bir ortamda, ülkeyi biçimlendiren enerji ve gerilimin sıklıkla sporda da karşılığını bulduğunu söylemekten geri durmuyor.

"İmam Beckenbauer siyaseti takım oyunu olarak görmüyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerek yeşil sahadaki kabiliyeti gerekse dindarlığı dolayısıyla aktif futbol oynadığı 1970'li yıllardaki lakabının 'İmam Beckenbauer' olduğunu hatırlatan Pattrick Keddie, buna rağmen bugün geldiği noktada futbol ruhundan hareket ettiğini şu sözlerle ifade ediyor: "Erdoğan politikayı bir takım oyunu olarak görmüyor. Geçen hafta sonunda yeniden seçildiğinde tek adam idaresine dayalı yeni başkanlık yetkilerinin tamamını kendi bünyesinde topladı. Yaklaşmakta olan ekonomik kriz Türkiye ve Türk futbolu üzerinde ciddi sonuçlara yol açabilir. Fakat Erdoğan muhtemelen ülkeyi kutuplaştırmaya ve istikrarı bozmaya devam edecek. Bu tavrının ise kendisinin futboldaki hedeflerine açısından sonuçları olacaktır. Türk taraftarlar A Milli Takımın 2022 yılında Dünya Kupası'na katıldığını görmek istese de gidişat Türkiye'nin dünya futbolunun bir kez daha en büyük sahnesinden yine ayrı düşeceğini gösteriyor."