Son Dakika

Son Dakika

Türkiye ekonomisinin çarkları daha yavaş dönüyor

Okunan haber:

Türkiye ekonomisinin çarkları daha yavaş dönüyor

Sanayi üretimi 2018'in eylül ayında düştü
@ Copyright :
Reuters
Metin boyutu Aa Aa

Yazar: Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi

Ekonomiye ilişkin analizler yapılırken öncelikle finansal göstergelere atıfta bulunulur. Borsa endeksinin durumu, döviz kurlarının hareketi ve faiz oranlarının seviyesi en başta gelen üçlüdür. Elbette bu göstergeler çok önemlidir. Örneğin borsa endeksinin hareketi yatırımcıların ekonominin geleceğine ilişkin beklentilerinin bir sonucudur. Ancak endeksin seviyesinin bir hafta içinde hem önemli ölçüde arttığını ve hem de aynı hafta içinde yüksek oranda azaldığını görebiliyoruz. Beklentilerin bu kadar hızlı değişebildiği bir dönemde bu ve benzeri göstergelere çok fazla anlam yüklemek de yanıltıcı olabilir.

Sanayi üretimi azalmasına rağmen cironun artıyor olması ekonominin stagflasyon dönemine girmekte olduğunu gösterir.

Yalçın Karatepe Ekonomist

Bir ekonominin içinde bulunduğu durum o ülkede reel sektörün nasıl bir gidişata sahip olduğuna bakılarak daha kolay anlaşılabilir. Masa ve sandalyenin, otomobilin, ayakkabının, buzdolabı gibi binlerce diğer ürünlerin üretildiği, katma değerin yaratıldığı ve en önemlisi, istihdamın sağlandığı reel sektöre ilişkin göstergeler ekonominin içinde bulunduğu durumun net bir fotoğrafını ortaya koyar.

Ekonomik aktivitenin ve buna bağlı olarak büyüme oranının öncül göstergesi kabul edilen sanayi üretim endeksi Türkiye ekonomisinin yavaşlamakta olduğunu gösteriyor. TÜİK tarafından açıklanan Eylül ayı verileri üretimin bir önceki yılın aynı ayına göre %2,7 oranında azaldığını ortaya koyuyor. Üretimde en son daralma daha önce 2016 yılında görülmüş ancak daha sonra uygulamaya konulan vergi indirimleri gibi teşvikler sayesinde tekrar pozitife dönmüştü.

Sanayi üretimine sektörel bazda baktığımız zaman görüyoruz ki üretimde azalma, madencilik dışında, hemen tüm sektörlere yayılmış durumdadır. Gelecek dönemlerin üretim miktarının artması yatırım mallarının üretilmiş olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, özellikle sermaye malı üretiminin azalmış olması ülkede yatırım ortamının önemli ölçüde bozulmuş olduğunun bir diğer göstergesidir.

Üretim, ara malında %4,8, ana metalde %8, motorlu kara taşıtlarında ise %4,1 oranında azalmıştır. En büyük gerileme ise %34 ile mobilya sektöründe gerçekleşmiştir.

Hükümet iki hafta önce mobilyada KDV oranını %18’den %8 indirmiş, beyaz eşyada uygulanan ÖTV oranı sıfırlamış, otomobildeki ÖTV oranını ise, belli sınıflardaki araçlar için, 15 puan düşürmüştür. Bu tedbirlerin sanayi üretim endeksi verilerinden önce açıklanmış olması, hükümetin ilgili sektörlerin içine girdiği gerilemeyi önceden fark ettiği ve bu sektörlerin ürünlerine olan talebi artırmak için vergi oranlarında indirimine gittiğini gösteriyor.

Uygulamaya konulan vergi indirimlerinin söz konusu sektörlerde yaşanan daralmayı yavaşlatıp yavaşlatmayacağını zaman içinde göreceğiz. Elbette vergi indirimlerinin bu ürünleri satın almak isteyenlere olan maliyeti düşüreceği bir gerçektir. Ancak talebi belirleyen bir diğer unsur olan gelir seviyesini de dikkate almak gerekir. İçinde bulunduğumuz dönemde ekonomik aktivitenin yavaşlıyor olması gelirlerin de azaldığı anlamına geldiği için vergi indirimlerin talepte canlanma yaratmasının etkisi sınırlı olacaktır.

Stagflasyon baş gösteriyor

Üretim azalırken cirolar artmaktadır. TÜİK’in verilerine göre takvim etkilerinden arındırılmış sanayi ciro endeksi, 2018 yılı Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %49,4 artmıştır . Sanayi üretimi azalmasına rağmen cironun artıyor olması ekonominin stagflasyon dönemine girmekte olduğunun da erken bir göstergesidir. Durgunluk ortamında enflasyon olarak tanımlanan stagflasyon ender görülen bir durumdur. Türkiye ekonomisinde üretimin yavaşladığı bir dönemde özellikle üretici fiyat enflasyonun çok yüksek seyrediyor olması, olağan dışı bu ekonomik durumun ülkede ortaya çıkmakta olduğunu gösteriyor.

Dış ticaret verileri de yavaşlamaya işaret ediyor

Eylül ayı için açıklanan dış ticaret verileri de ekonomik aktivitenin yavaşlamakta olduğuna işaret ediyor. Eylül ayında ihracat geliri bir önceki yılın aynı ayına göre %22,4 artarken, ithalat tutarı %18,3 azalmıştır. İthalatın ağırlıklı olarak üretimde kullanılan girdilerden oluştuğunu dikkate aldığımızda, burada yaşanan gerilemenin sanayi üretim endeksinde yaşanan gerileme ile ilişkili olduğu görülüyor. Özellikle ithalat miktar endeksinde görülen %20,3’lük azalma, ithalatın sadece parasal tutar olarak değil asıl ithal edilen mal miktarında önemli bir azalmanın olduğunu ortaya koyuyor. Üretim yapabilmek için yaklaşık %70’lik bir ithal girdi kullanmak durumunda olan bir ekonomide ithal edilen mal miktarının azalması çarkların yavaşladığının önemli bir işaretidir.

Üretimin azalması işsizliğe yansıyacaktır

Geçen hafta açıklanan bir diğer önemli gösterge işsizlik rakamları oldu. TÜİK’in açıkladığı Ağustos ayı istihdam verilerine göre Türkiye’de işsiz sayısı 3 milyon 670 bine, işsizlik oranı da %11,1’e yükselmiştir. Ancak yine aynı veride “iş aramayıp, çalışmaya hazır olan” tanımlaması altında yer alan 2 milyon 153 bin kişiyi de dikkate aldığımızda, ülkedeki toplam işsiz sayısının 5 milyon 823 binin üzerinde olduğu görülür.

Özellikle genç işsizlik oranı oldukça yüksektir. Her ne kadar 15-24 yaş aralığında yer alan gençler arasındaki işsizlik oranı %20,8 olarak açıklanmış olsa da, bu orana ne eğitimde ne de istihdamda olmayanların %28,6’lık oranını da eklemek gerekir. Bu durumda genç issizlerin oranı %49,4’e çıkmaktadır. Bu rakamların Ağustos ayına ait olduğunu tekrar vurgulamak gerekir.

Eylül ayı sanayi üretim endeksinin azalmış olmasının istihdam üzerindeki ektisini Eylül ayı işsizlik rakamları açıklandığında görebileceğiz. Hemen hemen tüm sektörlerde üretimin azaldığı bir dönemde işsizliğin artacağını tahmin etmek zor olmayacaktır.