Euronews is no longer accessible on Internet Explorer. This browser is not updated by Microsoft and does not support the last technical evolutions. We encourage you to use another browser, such as Edge, Safari, Google Chrome or Mozilla Firefox.

Son Dakika

Son Dakika

Tribünlerde kadına şiddet meşrulaştırılıyor mu?

Tribünlerde kadına şiddet
Tribünlerde kadına şiddet -
Copyright
AA
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de futbol uzun zamandır cinsiyetçilikle anılıyor: Yakılan şişme bebekler, galibiyetin ardından çalınan ‘tecavüz marşı’, rakip takım için kına gecesi ritüelleri, takım maskotlarının birbirine tecavüz eder halde veya oyuncuların seks işçisi gibi resmedildiği pankartlar, futbolcuların ‘kadın yapılmış’ görüntüleri, gerdek gecesini temsil eden çarşaf ‘bayraklar’, kadınları aşağılayan küfürler ve hakaretler...

2015’te Fenerbahçe-Galatasaray maçı öncesinde bir Fenerbahçe taraftarı Galatasaray forması giydirdiği kadın formundaki şişme seks oyuncağını yakmıştı. Etrafındaki taraftarlar da alkış tutup şişme bebekle hatıra fotoğrafı çektirmişti. Hakkında dava açılan taraftar ‘Galatasaray taraftarlarına karşı hakaret içeren tezahürat yaparken kadın figürünü cinsiyet farkı gözeterek aşağılayıcı bir unsur olarak kullandığı’ gerekçesiyle 12 gün adli para cezasına (240 TL) çarptırıldı ve bir yıl boyunca spor müsabakalarını izlemesi yasaklandı. Verilen 3 ay hapis cezası ise iyi hal indirimiyle 2 ay 15 güne düştü ve hükmün açıklanması geriye bırakıldı.

Tribünlerdeki cinsiyetçilik 2016’da başka bir davanın konusu oldu.

Antalyaspor’un Fenerbahçe’yle oynadığı maçı 4-2 kazanması, Nuri Alço’nun filmlerde kadınlara tecavüz ettiği sahnelerde arka planda çalınan ‘Tecavüz Marşı’ ile kutlandı. Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği ile Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) suç duyurusunda bulununca, iki kulüp görevlisi hakkında ‘halkın bir kesiminin cinsiyet olarak aşağılanması’ suçundan (TCK 216) dava açıldı.

2015’te Fenerbahçe-Galatasaray maçı öncesinde bir Fenerbahçe taraftarı Galatasaray forması giydirdiği kadın formundaki şişme seks oyuncağını yakmış, olay mahkemeye taşınmıştı

Duruşmada sanık A.K., takımı motive etmek için çaldığını söylediği şarkıda aşağılayıcı ifadeler olduğunu ve şarkının akıllara tecavüzü getirdiğini bilmediğini söyledi.

Diğer sanık ise taraftarlar müziği getirdiğinde Nuri Alço lafı geçtiği için, A. K.’ye müziğin sakıncalı olabileceğini belirttiğini söyledi: “Müziğin Nuri Alço’nun bir şarkısı olduğunu düşündüm. Telif nedeniyle sakıncalı olabileceğini müdürüme söyledim.”

Şikayetçi derneklerin avukatı Aylin Onursev’in “Nuri Alço’yu ses sanatçısı olarak mı tanıyorsunuz?” sorusuna ise sanığın cevabı “Hayır” oldu. Bir sonraki duruşma 31 Ocak’ta görülecek.

Tepkilere neden olan son olay ise kısa süre önce yaşandı. 2 Aralık’ta Beşiktaş-Galatasaray maçı sonrası Beşiktaş kendi stadında kına gecesi müziği çalarak on binlerce taraftarıyla metaforik ‘gerdeğe girme’ mizanseni yarattı.

Taraftar kültürü tüm kimliklere yönelik şiddeti artırıyor

Bu son olay üzerine CŞMD bir açıklama yaparak “Tüm kulüplere ‘Artık yeter’ diyoruz! Ürettiğiniz şiddeti saçma, trajikomik veya ‘ergence’ bulmuyoruz” dedi: “Alt tarafı şarkı, alt tarafı slogan’ demiyoruz. Bu algı ve tribünlerde gitgide yayılan taraftar kültürünün, kadınların öldürülmesine, kaçırılmasına, taciz ve tecavüze maruz bırakılmasına, kınalı düğünlü erken evliliklere, aşağıladığınız tüm kimliklere yönelik şiddetin onlarca kat artmasına sebep olduğunu iyi biliyoruz.”

CŞMD, Türkiye’de futbol maçlarında desteklenen takımın sportif başarısının karşı takımı ‘kadınlaştırılarak’ ispatlanmasına, şiddet eylemleriyle tarif edilmesine ve bu şekilde kadınların aşağılanmasına yıllardır “Dur” diyor:

“Biz sporu ve futbolu seviyoruz. Futboldaki bu dil sadece kadınlara değil, camiaya hizmet eden kadın ve erkek sporculara, futbolun yaygınlaşmasını misyon edinmiş spor kulüplerine ve yönetimlerine, yıllarca maçlarda bu küfür ve hakaretleri duyarak büyüyen çocuklara, hepimize zarar veriyor. Bu tezahüratlar maçlarda binlerce kişi tarafından söylenerek yayılıyor ve yeniden üretiliyor. Bu dil, kadınlara karşı şiddeti önemsizleştiriyor, hoş görüyor ve meşrulaştırıyor.”

Futbolda eril şiddet nasıl ortadan kalkar?

Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği ise emekle, alın teriyle kazanılan maçlarının şiddet diliyle kirletildiğini vurguluyor: “Bu marşları çalmak, taraftarlara ‘Bu takımın sportif başarısını ancak -karşı tarafa tecavüz ettik, hem de kaç defa- benzetmesi yaparak kutlayabilirsiniz, size yakıştırılan bu’ demektir. ‘Biz size bir başarıyı kutlamak için şiddeti değil, hem rekabeti hem de dayanışmayı yücelten, futbol sevgisini hissettiren, kapsayıcı ve şiddetsiz bir dil sunamıyoruz’ demektir.”

Dernek, futbolda eril şiddetin ortadan kaldırılabilmesi için de önerilerini şöyle sıralıyor:

  • Kulüp medya organları ve yayınlarında, sporda cinsiyetçi şiddetin önlenmesine yönelik bilinçlendiren ve farkındalık artıran program ve sayfalar hazırlanmalı.

  • Kadınların kulüp yönetimlerinde bulunması teşvik edilmeli.

  • Sporda kadın branşları artırılmalı.

  • Cinsiyetçi ve homofobik şiddet içeren tezahüratlarda bulunan taraftarlara yönelik caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı.

  • Stadyumlarda anonslar ve maçlardan önce kulüpler tarafından taraftarlara atılan SMS’ler homofobik şiddet diliyle, ayrımcılıkla mücadeleyi içine alan şekilde tasarlanmalı.

  • Sporcuların maç öncesi taşıyacağı pankartların toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yapan sloganlardan seçimine dikkat edilmeli.

  • Sporculara, yöneticilere ve kulüp çalışanlarına farkındalık eğitimleri verilmeli.

Cinsiyetçi dille mücadelede kulüplere çok iş düşüyor

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr İdil Elveriş, tribünlerdeki cinsiyetçi dile ve eylemlere rağmen, bunlara dair farkındalığın da arttığını savunuyor: “Bu tür eylemlerde bulunan kişiler ceza almasalar bile yargılanmalarını, hem yargı hem de toplum tarafından yaptıklarının doğru olmadığı mesajının verilmesini önemsiyorum. Statta şişme bebek yakan adamın mahkemede boynu bükük bir sanık olarak bulunması önemli bir mesaj. Eskiden bunlar olmuyordu. Tecavüz marşına dair suç duyurusunun ardından Antalyaspor bir maçta ‘Kadına Şiddeti Kınıyoruz’ yazılı pankart açtı. Antalyaspor kadına şiddete karşı pankartı ister baskı altında hissetti diye, isterse geçiştirmek için açmış olsun…Açtı sonuçta. Böylece tribünler cinsiyetçi dilin kabul edilemez bir şey olduğunu görüyor. Yargılama süreci ve bu olayların konuşulması başlı başına öğretici nitelikte.”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr İdil Elveriş

Öte yandan Elveriş’e göre, yargıyı bir yardımcı gibi düşünüp bu cinsiyetçi dil meselesinin toplumsal yanı üzerinde çalışmak gerekiyor. Kulüplere çok iş düştüğünü ama buraların çok eril alanlar olduğunu belirten Elveriş, kulüplerin eksiklerini şöyle sıralıyor:

“Kadın branşlarını desteklemiyorlar. Cinsiyetçi dilin kabul görmediğine dair taraftara mesaj vermiyorlar. Ceza ödememek için ‘Şunu bunu yapmayın’ demeyi biliyorlar ama ‘Kadınlara yönelik şiddeti affetmiyoruz’ gibi beyanlarda bulunmuyorlar. Daha geçen gün Trabzonspor taraftarları Beyoğlu’ndaki GS store mağazasına saldırdıktan sonra kulüp bunun kabul edilemez olduğunu açıkladı. Zarar gören bir mağaza için açıklama ya da statta caydırıcı anons yapmayı, suç oluşturan pankartlara müdahale etmeyi biliyorlar. Demek ki cinsiyetçi dille mücadele adına da bir şeyler yapabilirler ama bu yönde bir irade yok.”