Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Araştırma: Seçmen İstanbul'da inançlı, Ankara ve İzmir'de çalışkan aday istiyor

kavşak, köprüden önce son çıkış
kavşak, köprüden önce son çıkış
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa
  • Türkiye’de ekonomik gidişat sosyal eğilimleri şekillendiriyor

  • Halk NATO'ya güvenmiyor, fakat NATO'da kalmayı Türkiye'nin çıkarına görüyor; AB'ye güven duymuyor, ancak üyelikten yana

  • Sınır ötesi operasyonlara destek 2018'de yüzde 56'4'ten yüzde 45,1'e geriledi

  • Katılımcıların yüzde 27,9'u çocuğunun bir gayrimüslimle evlenmesine karşı

  • Yüzde 53,8'i eşcinseller ile; yüzde 45,8'i ise Suriyeliler ile komşu olmak istemiyor

Kadir Has Üniversitesi koordinasyonunda bu sene dokuzuncusu açıklanan “Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması”, Türkiye kamuoyunda en büyük sorunun işsizlik ve hayat pahalılığı iken, en tehlikeli ülke olarak ABD algılanıyor.

Buna göre, 2017 yılında on kişiden üçü işsizlik, hayat pahalılığı ve Türk lirasının değer kaybetmesinden şikayetçiyken, bir sene içerisinde bu oran iki kişiden birine yükseldi. İşsizlik özellikle Ege Bölgesi ve Karadeniz Bölgesi’nde halkın bir numaralı gündem maddesi.

30 Ocak günü yayımlanan Araştırma, 12 Aralık 2018 - 4 Ocak 2019 tarihleri arasında 26 kent merkezinde, 18 yaş ve üzeri bin kişi ile yüz yüze bir anket çerçevesinde gerçekleştirildi.

Dindarlık yükseliyor, muhafazakarlık geriliyor

Dindarlığın araştırma kapsamına alındığı 2015 yılından beri sürekli bir yükseliş kaydettiği anket sonuçlarında, 2018 yılında araştırmaya katılanların üçte birinin kendisini dindar olarak tanımladığı bir noktaya varılmış. Ancak aynı süre zarfında katılımcıların kendisini siyasi açıdan muhafazakâr olarak tanımlama eğilimi düşerek yüzde 13,5’a gerilemiş durumda.

Araştırma ekibinin liderliğini üstlenen Prof. Dr. Mustafa Aydın’a göre, dindarlıktaki yükselişe koşut olarak muhafakazarlıktaki düşüş, kendini ekonomik olarak mutsuz hisseden ve aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi seçmeni olan bir kitlenin tepkisini gösterme şeklinden kaynaklanıyor.

Bir diğer deyişle, Türkiye’de deizm ve ateizmin gençler arasında artmakta olduğu ileri sürülen bir süreçte, ekonomik kararların etkisinde, siyasal muhafazakarlıktan kopan yeni bir dindarlık eğilimi gündeme geliyor.

Bununla birlikte, Türkiye’de siyasal kutuplaşma olduğunu düşünenlerin oranı geçen sene %52,7’den bu sene %38,8’e geriledi. Her iki kişiden biri kutuplaşmanın eksenini laiklik-dindarlık üzerinden kurguluyor.

Euronews Türkçe’ye konuşan Prof. Aydın, “Ülkenin siyasi ortamı son seçimlerden sonra büyük ölçüde sakinleşince ve tartışmalardaki gerilim azalınca halkta da kutuplaşmanın azaldığı şeklinde bir algının oluşması beklenebilir bir durum,” diye açıklıyor ve ekliyor:

“Bunda Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında partilerin daha çok kendi içlerine odaklanarak, yerel seçimlerden önce yeni sisteme ayak uydurma çalışmaları ve bu çerçevede partiler arası gerilimin düşmüş olmasının da etkisi vardır.”

Araştırmaya göre, tüm parti tabanlarında kutuplaşma algısı azalırken, AKP tabanında da bu algı ilk kez bu araştırmada %40 düzeyinden %30’un altına düşmüş durumda.

Öte yandan, kutuplaşma alanında 2018 yılı araştırmasında sağcı-solcu ekseninde de önemli bir artış oldu ve bu oran %27’ye yükseldi.

“Kutuplaşma ekseni cevaplarına siyasi parti kırılmasından bakarsak, sağcı-solcu ekseninde olduğunu söyleyenler esas olarak AKP ve MHP. MHP’den bu normal olarak beklenirken, AKP tabanının bu yıl laik-dindar eksenini (%39,3) aşacak şekilde ciddi bir oranda (%41) bu eksene kaydığını görüyoruz,” diyen Aydın, önemli bir noktaya daha değiniyor:

“AKP tabanı artık kendisini yaşam şekli üzerinden konumlandırmaktan, siyasi eksende konumlandırmaya yönelirken, CHP daha büyük oranda (%75) laik-dindar eksenine kayıyor. Bu bir siyasi görüş partisi olması gereken CHP için şaşırtıcı.”

Yerel seçimde belediye başkan adaylarından beklentiler farklı

Yaklaşan yerel seçimler bağlamında İstanbul seçmeninin yarısı belediye başkanından inançlı Müslüman olmasını beklerken, Ankara ve İzmir seçmenleri “çalışkanlığı” sırasıyla yüzde 73 ve yüzde 65,5’le ön plana çıkarıyor.

Öte yandan, hükümetin Suriye politikasına yönelik halk desteği de araştırma sonuçlarına göre bir sene içerisinde azalma kaydetmiş durumda. Terörle mücadelede sınır-ötesi operasyonlara olan destek 2018 yılında yüzde 56,4’ten yüzde 45,1’e geriledi.

Prof. Aydın’a göre, bu gerileme, halkın artık sınır-ötesi operasyonlara gelinen noktada bir “yeter” deme şekli olup, büyük ölçüde sahadaki gelişmelerle şekilleniyor. Yani, başarılı bir operasyonda destek artarken, herhangi bir yeni operasyonun olmadığı dönemlerde destek de zaman içinde düşüyor.

Bu tabloda, operasyonlar sırasında Türk askeri ve güvenlik personelinden verilen zayiat da etkili. Örneğin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 2017 yılı başında Suriye’de yürüttüğü 216 gün süren Fırat Kalkanı Harekatı’nda 67 Türk askeri şehit olmuştu.

ABD ve İsrail en büyük tehdit

Araştırmaya katılanlar, Türkiye için en büyük tehdit olarak ABD’yi (yüzde 81,9) ve İsrail’i (yüzde 63,3) görüyorlar. Öte yandan, Türkiye’nin dış politikasında Müslüman ülkelerle işbirliği yapması gerektiğini düşünenlerin oranı yükselişte. Beş kişiden biri Müslüman ülkelerle işbirliğinin faydalı olacağı kanaatinde.

Euronews Türkçe’ye konuşan Alman Marshall Fonu Ankara direktörü Özgür Ünlühisarcıklı’ya göre; araştırmanın yapıldığı zaman dilimi Türkiye-ABD ilişkileri açısından kritik önemde.

“Bu araştırma Türkiye-ABD ile ilişkisinin hemen hemen tamamen ihtilaflar üzerinden yürütüldüğü, Türkiye’nin Rahip Brunson üzerinden yaşanan gerilimle birlikte ABD Başkanı Donald Trump’ın Twitter üzerinden açıklamaları ile tetiklenen bir kur krizi ile karşı karşıya kaldığı, Suriye konusunda gerilimin had safhaya çıktığı, sonuç olarak ikili ilişkilerin tarihi dip noktalarından birisini yaşadığı bir senenin sonunda yapıldı,” diyor Ünlühisarcıklı.

Ünlühisarcıklı’ya göre; ABD’nin Suriye politikası başka araştırmalarla da teyit edilen, kısaca Sevres sendromu olarak bilinen, Batılı güçlerin Birinci Dünya Savaşı sonrasında denedikleri gibi bugün de Türkiye’yi parçalamayı planladıkları kaygısını tetikledi.

“Dolayısıyla Türkiye’de süregiden ABD karşıtlığının 2018 yılında her zamankinden daha yüksek olmasını doğal kabul etmek gerekiyor,” diye ekliyor.

Araştırmaya katılan iki kişiden biri (yüzde 51,8) ise, Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyor ve destek oranı en fazla CHP seçmeni arasında. Katılımcıların %13,4’ü NATO ile tüm ilişkilerin dondurulması gerektiğini düşünürken, yüzde 41,9 Türkiye’nin NATO desteği olmadan da güvenliğini sağlayabileceği kanısında.

“Bu sonuçlar, Batı’yla olan ilişkilerdeki rahatsızlığın yansıması ve tepkiyi göstermesi açısından yükselişteki bir trend. İlk kez yüzde 6,3’lik oranla Çin’le işbirliğini destekleyen bir görüş ortaya çıktı,” diye yorumluyor Aydın.

Ancak, Brüksel merkezli Vocal Europe isimli düşünce kuruluşunun yönetici direktörü AB-Türkiye ilişkileri uzmanı Madalina Vicari’ye göre, katılımcıların yüzde 58,7’sinin ülkenin NATO üyeliğinin devamını desteklemesi, kamuoyunun halen NATO karşısında kalıcı bir alternatif bulunmadığını düşündüğünün bir göstergesi.

Konuya farklı bir açıdan bakan Ünlühisarcıklı ise, Türk halkının algılarıyla politika tercihlerini birbirinden ayırmasını hem şaşırtıcı hem de sevindirici olarak görüyor.

“Türk halkı NATO’ya ve onun doğal lideri ABD’ye güvenmiyor, ancak tüm karşı propagandaya rağmen NATO’da kalmanın Türkiye’nin çıkarına olduğunu düşünüyor. AB’ye güvenmiyor ancak üye olmanın Türkiye’nin çıkarına olduğunu düşünüyor. Bu durumu ancak akılcılık ve gerçekçilikle açıklamak mümkün,” diye ekliyor Ünlühisarcıklı.

Gayrimüslimle evlilik halen tabu

Sosyo-kültürel dinamikler açısından ise, katılımcıların yüzde 27,9’u çocuğunun bir gayrimüslimle evlenmesini istemiyor. Eşcinseller ise yüzde 53,8 ile en çok komşu olmak istenmeyen kesimi oluşturuyorlar. Onları yüzde 45,8 ile Suriyeli sığınmacılar takip ediyor.

Öte yandan, katılımcıların yüzde 31’i Rum, yüzde 33,5’u Ermeni bir komşusu olmasının kendisi için önemli olmadığını ifade ediyor.

“Ancak”, diyor Prof. Aydın, “madalyonun öbür yüzünden bakarsak, yüzde 37,6’lık bir dilim Rum, yüzde 36,1’lik bir dilim de Ermeni komşusu olmasının onun için önemli olmadığını belirtiyor. Dolayısıyla, ortada pozitif bir trend de söz konusu.”

WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın