Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Dizi setlerinde çalışanlar ağır çalışma koşullarından şikayetçi

euronews_icons_loading
Dizi setlerinde çalışanlar ağır çalışma koşullarından şikayetçi
Metin boyutu Aa Aa

Küresel koronavirüs vakalarının Türkiye'de de görülmesiyle ülke genelinde insanların evlerinde kalması teşvik ediliyor. Birçok insan evlerinden çalışmaya devam ederken set çalışanları ve oyuncular da aynı beklenti içinde.

Henüz setlerin ertelenmesine yönelik bir düzenleme yapılmaması üzerine, sosyal medyada sendikalar ve set çalışanları kaygılarını dile getirmeye başladı. Çağrılar üzerine TRT'de yayınlanan dizilerin set çalışmalarına, koronavirüs tedbirleri kapsamında iki haftalığına ara verileceği duyuruldu.

Koronavirüse yönelik setlerde alınan önlemlerin yetersizliği setlerdeki ağır çalışma koşulları ve tedbirsizliği yeniden gündeme getirdi.

'Tek sebep güvenlik önlemlerinin alınmaması değil'

Euronews’e konuşan set işçileri ağır çalışma koşullarını; günde 16-17 saati bulabilen uzun çalışma saatleri, 120 dakikalık dizileri yetiştirme zorunluluğu, fiziksel şartlar ve daha fazla iş için yapılan uyarılar olarak özetliyor.

Set işçilerine göre; setlerde oluşan kazaların ya da ölümlerin nedeni güvenlik önlemlerinin alınmaması. Ancak bu tek başına yeterli bir sebep değil, kayıpların bir diğer nedeni kısa zamanda daha fazla iş yetiştirme zorunluluğu.

Çalışanlara yok mu bunun bir çözümü diye sorduğumuzda, cevap hiç düşünmeden geliyor:

‘’Elbette var, dizi süreleri kısaltılsın’’

Çünkü, dizi sürelerinin kısaltılması hem çalışanları rahatlatacak hem de daha kaliteli işlerin üretilmesine vesile olacak.

Ortak kaygı maddiyat olunca set koşullarını iyileştirmek zor
Ufuk Demirbilek
Yönetmen Yardımcısı

Yönetmen yardımcısı Ufuk Demirbilek de bunu içtenlikle talep edenler arasında ama bu isteklerinin karşılık bulmadığı görüşünde. Yayın sürelerinin bu kadar uzun olmasının doğrudan reklam pastası ile alakalı olduğunu düşünüyor. Demirbilek’e göre yapımcı, reklamcı ve kanal yöneticilerinin ortak kaygısı maddiyat olunca koşulları iyileştirmek zor.

Bu kadar ağır çalışma koşullarına ek olarak, set güvenliğinin ve denetiminin sağlanamaması tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Demirbilek, bir çok sette iş sağlığı güvenliği uzmanının bulunmaması, işçilerin sigortasız ve kayıt dışı çalıştırılması ya da en basitinden tedbir amaçlı bir ambulansın sette hazır bulundurulmamasının ciddi sonuçlar doğurduğuna inanıyor.

Ufuk Demirbilek - Sinema Televizyon Sendikası

Konuştuğumuz set çalışanları tüm bu sorunların çok iyi farkında ama ne yazık ki buldukları işi, artısı ve eksisini düşünmeden kabul etmek zorunda. Ve bu ağır çalışma şartlarına 'evet' demenin en önemli gerekçesi, sektör çalışanlarının işsizlik ile karşı karşıya kalmaları. Yani düşük ücretleri, sigortasız ve uzun çalışma şartlarını kabul etmeye mecburlar. Demirbilek’e göre artık maaşın miktarından çok parayı alıp alamamak dert. Çünkü bir çok sektör işçisi ücretini zamanında alamama sorunu yaşıyor.

Ağır çalışma koşullarına dayanamayıp sırtını dönenler

Kamera önü ve arkası olmak üzere binlerce set çalışanı zorlu çalışma şartları içinde işlerine devam ederken, bu koşullara dayanamayıp sırtını dönenler yok mu? Elbette var.

Kadir Rengel sektörü bırakanlardan...

Sette kostüm, dekor ve sanat gibi pek çok alanda çalışan Rengel zamanla sağlığını kaybetmeye başlayınca sektörden uzaklaşma kararı almış ve kendisine bir kitabevi açmış.

Kadir Rengel

İyi yemekler yemek, makul saatlerde çalışmak, sigortalı olmak ve sakin bir yaşam sürmek Rengel’i daha iyi hissettiriyor.

Peki bu alanda çalışmaya devam edenlerin koşullarının düzeltilebilmesi için sendikalar neler yapıyor? Bu sorunun yanıtını da Oyuncular Sendikası Uzmanı Sinem Derya Çetinkaya’dan alıyoruz. Sendika olarak bazı çabaları olduğundan bahsediyor Çetinkaya.

'Kayıt dışı istihdam kaza ve ölümlere dair istatistik toplanılmasına engel oluyor'

Örneğin 2015 yılında sendikanın da girişimleriyle "az tehlikeli" sınıfında olan bu sektör, "tehlikeli" sınıfına alındı. Ancak iş cinayetleri ya da sette yaşanan kazaların önüne geçebilmek için daha net adımlar şart.

Buna göre teknik ekip ve oyuncular; yapımcılar tarafından 4/A işçi statüsünde istihdam edilmeli, çalışma süreleri ve koşulları 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde hazırlanacak sözleşmelerle güvence altına alınmalı.

Çünkü sektördeki kayıt dışı istihdam kazalara ya da ölümlere dair istatistik toplanılmasına da engel. Bir çok sette çalışanlara serbest makbuz kesiliyor. Dolayısıyla sendika da bu verilerin toplanılması konusunda yetersiz kalabiliyor.

Bunun yanı sıra kamu eli ile setler denetlenmeli, sektörde caydırıcı olacak ceza ve yaptırımlar olmalı, bu sektöre özel bir yasa, yönetmelik ve/veya genelge çıkarılmalı, projeler doğru ve gerçekçi planlanmalı. Çetinkaya sette çalışmanın tehlikeli bir iş olduğu ön kabulü ile risk değerlendirmelerinin yapılmasının önemli olduğunun da altını çiziyor. Ayrıca setlerde tam zamanlı İSG uzmanları, sağlık personeli ile tam donanımlı ambulansların bulundurulması mecbur kılınmalı.

Karlara ortak olmak istemiyoruz diyen Çetinkaya; ‘’Emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Taleplerimiz net, ne kadar sağlıklı ortamlarda çalışırsak o kadar kaliteli işler çıkarırız’’ ifadesini kullanıyor.