Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Piyanonun 'harika çocuğu' İlyun Bürkev salgına karşı müzikle umut verecek

euronews_icons_loading
Piyanonun 'harika çocuğu' İlyun Bürkev salgına karşı müzikle umut verecek
©  İlyun Bürkev
Metin boyutu Aa Aa

Koronavirüs salgınıyla birlikte dünya çapında olduğu gibi Türkiye’de de korku ve umutsuzluk ikliminin ağır bastığı günlerde, 11 yaşındaki İlyun Bürkev, ikinci klasik müzik bestesiyle 23 Nisan’da çocuk akranlarına umut aşılamayı hedefliyor.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solisti ve Devlet Sanatçısı unvanına sahip dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay’ın “veliahdım” olarak nitelendirdiği harika çocuk İlyun Bürkev, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda İnstagram hesabı üzerinden canlı olarak piyano resitali verecek ve koronavirüs salgınından ilham alarak herkese umut aşılamak üzere hazırladığı “Hope for Future” (Geleceğe Umut) isimli bestesini Gülsin Onay’ın instagram hesabı üzerinden çalacak.

11 yaşına ulusal ve uluslararası düzeyde 6 ödül ve 4 birinciliği şimdiden sığdırmış olan İlyun, piyanoyla bebek yaşlarda annesinin piyanosunu çalarken tanışmış, 4 yaşında da ders almaya başlamış. İlkokul üçüncü sınıftayken ise, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda yarı zamanlı eğitimleri start almış.

10 yaşındayken İspanya’nın Granada kentinde düzenlenen Mario Herrero uluslararası piyano yarışmasında birinci seçilmiş ve aynı yarışmada özel müzikalite ödülüne layık görülmüş.

euronews Türkçe’ye konuşan İlyun, “Müziğin bana verilen bir hediye olduğuna inanıyorum. Hepimiz, özellikle de çocuklar için eve kapanmışlıkla yaşanan bu zorlu imtihanda bende ruhları iyileştirmek için bu canlı konseri verip ikinci bestemi herkesle paylaşmak istiyorum” diyor.

Evde geçirdiği süreci “piyanoya daha çok vakit ayırabiliyorum, piyanomla hasret gideriyorum” diye aktaran İlyun, bu süreçte yeni repertuarlar da biriktiriyor.

İlyun Bürkev

Korona günlerini müzikle aydınlatıyor

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Devlet Konservatuarı’ndan Prof. Burcu Aktaş Urgun’dan online ortamda eğitimlerine devam eden İlyun, kendi ifadesiyle “karanlık günlerini müzikle aydınlatıyor”.

Pandemi öncesinde Gülsin Onay’la piyano master classlerinde birlikte çalan, en son olarak da Adana’da Çukurova Senfoni Orkestrası ile birlikte Mozart’ın konçertosunu çalan İlyun, “harika çocuk” unvanına çok da kolay erişmedi.

Ailesinin güçlü bir desteğini alan İlyun, 9 yaşındayken Avusturya’da bulunan Salzburg Mozarteum Üniversitesi’ne yaz kampı için başvurmuştu. Ancak yoğun bir rekabetin olduğu bu kampa kabul edilmeden önce yetkili bir profesörden onay alması gerekiyordu.

“Babamla okula hayran kaldık. Yukarı çıkıp bakmak istedik. Ama kapıların hepsi kilitliydi ve öğrenci kartlarıyla açılıyordu. Profesörle tanışmak istedik. Saatlerce kapının önünde bekledik. Ta ki bir öğrenci içeriden çıkana kadar. Hemen açılan kapıdan içeri girip benim yaz kampı için önümü açacak olan profesörle tanıştık. O gün kendisiyle iki saat beraber çalıştık. Ardından da iki haftalığına yaz kampına girdim. Mozart’ın doğduğu ve sembolleştiği bu şehirde olmak benim için sıra dışı bir deneyimdi” diye anımsıyor İlgun kariyerinde yeni bir sayfa açan o süreci.

İlk bestesi 10 yaşında

İlk bestesini 10 yaşında çok sevdiği köpeğini kaybettikten sonra yapan İlyun, “Gülsin Onay’ın veliahtı olmaktan çok mutluyum, bu ismi korumak için çok çalışacağım. Şu anda bazı konserlerim salgın sebebiyle ertelendi, ama hayat normale döner dönmez konserlerime devam etmek istiyorum” diyor.

İlyun’un piyanoya bağlılığı o düzeyde ki 9 yaşındayken Hırvatistan’da düzenlenen Jurica Murai uluslararası piyano yarışmasının B kategorisinde birincilik ödülü aldıktan sonra babası onu ödül olarak Viyana’da bir klasik müzik konserine götürdükten sonra bir sarayda düzenlenen konserin bitiminde boşta kalan piyanoya koşarak bir anda çalmaya başlamış. Bunun üzerine konser salonundan çıkmakta olan kalabalık, geri dönüp onu dinlemeye başlamış.

İlyun Bürkev ile Gülsin Onay

Harika Çocuklar Yasası

Türkiye, olağanüstü yetenekli çocuklar için vaktinde çıkarılan “Harika Çocuklar Yasası”yla birlikte erken yaşta müziğe ilgisini ve yeteneğini kanıtlamış birçok çocuğu alanının yetkin uluslararası müzisyenleriyle bir araya getiriyor. 6660 Sayılı Güzel Sanatlarda Fevkalade İstidat Gösteren Çocukların Devlet Tarafından Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun halen yürürlükte, ancak uzun yıllardır hiç kimseye uygulanmaması, sıradışı yeteneklere sahip çocukların aileleri tarafından devletten bir destek alamamaları sebebiyle eleştiri konusu yapılıyor.

Bu yasanın çıkarılmasına vesile olmuş olan İdil Biret, henüz dört buçuk yaşındayken dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün performansını dinlemesinin ardından eğitimi için ailesiyle birlikte 7,5 yaşındayken Paris Konservatuarı’na gönderilmiş, sekiz yaşında Paris Radyosu’nda ilk konserini vermişti. Benzer şekilde 10 yaşındayken ilk resitalini Ankara Devlet Konservatuarı’nda vermiş olan Suna Kan da 16 yaşındayken Paris Konservatuarı’nı birincilikle bitirmişti.

Bir diğer “harika çocuk” olan Fazıl Say, İlyun gibi dört yaşında piyanoya başlamış, Ankara Devlet Konservatuarı ve akabinde Duesseldorf Müzik Yüksek Okulu’nda çalışmalarını "özel statü yönetmeliği" çerçevesinde sürdürerek dünya çapında isim yapmıştı.

İlk konserini altı yaşında TRT İstanbul Radyosu’nda veren Onay ise, erken yaşta aldığı eğitimle uluslararası düzeyde Chopin icracılığıyla öne çıktı.

Neden İlyun?

Peki neden İlyun? euronews Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Gülsin Onay, “çünkü İlyun harika bir çocuk. Piyanoda çok yetenekli olmasının yanı sıra çok güzel yönleri olan çok da cici bir kız. Bir müzisyenin olması gerektiği gibi çalışkan ve kendisine, işine ve etrafına karşı çok saygılı; sevgi dolu ve insancıl” diyor.

Bu zamana dek çok fazla müzisyen çocuğun yetişmesine katkısı olan ve kendisi de müziğe “harika çocuk” olarak başlayan Onay, “İlyun yeteneği, çalışkanlığı ve manevi olarak güzelliği ile gönlümde ayrı bir yeri doldurdu. Çok iyi yetiştirilmiş ve farkındalığı, duyarlılığı olan hassas bir kişiliği var. Bu da iyi eğitim almış bir müzisyen için çok değerli bir kazanım. Kendisini hem müzikte hem de birçok dilde çok güzel ifade ediyor” diye açıklıyor.