Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye Merkez Bankası'nın FED ile takas süreci: Swap hattı nedir, koşulları ne olacak?

Türkiye Merkez Bankası'nın FED ile takas süreci: Swap hattı nedir, koşulları ne olacak?
©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

Koronavirüs salgını nedeniyle IMF'ye kredi başvurusunda bulunan 90 ülke arasında yer almayan Türkiye, dolar ihtiyacını karşılamak amacıyla ABD Merkez Bankası'yla (Fed) resmi düzeydeki görüşmelerini sürdürüyor.

Artan döviz cinsi yükümlülükleri nedeniyle uygun dış kaynak seçenekleri arayışında olan ve IMF’ye başvurma olasılığını kategorik olarak reddeden Türkiye’nin Merkez Bankası (TCMB) takas hattına (swap line) dahil olmak üzere geçen ay Fed’e başvuruda bulundu.

Swap hattı, 2008 krizi sırasında başladı

Tarihsel açıdan bakıldığında, Fed ilk olarak Avrupa, Japonya, Kanada, İsviçre ve İngiltere merkez bankalarıyla 2008 küresel ekonomik krizi sırasında takas hattı kurdu, ardından Singapur, Güney Kore, Brezilya, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda, Meksika, Norveç ve Danimarka merkez bankalarını da hatta dahil etti. Fed, 2008 yılında Brezilya, Meksika, Güney Kore ve Singapur'un merkez bankalarına 30’ar milyar dolar takas hattı sağlamıştı.

Takas hattına potansiyel uygunluk, Fed’in açık piyasalar komitesi tarafından belirlenen şartlara göre kararlaştırılırken, bu şartlar genel olarak finansal parasal gerekliliklerle ilgili.

Geçtiğimiz günlerde, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, Atlantik Konseyi’nin ev sahipliğinde düzenlenen online bir toplantıda, Fed ile Türkiye arasındaki herhangi bir takas hattı anlaşmasının siyasi değil, finansal ve parasal konulara dayandığını söylemişti.

Takas hattı bankadan alınan kredi karşısında teminat gösterilmesine benzer bir sistem dahilinde işliyor. Ülkeler, Fed’den aldıkları kredi kadar Fed’e kendi para cinsi üzerinden para yatırıyor.

Takas anlaşmasında iki kriter var

euronews Türkçe’ye konuşan ekonomist Esen Çağlar, “Dolayısıyla örneğin 1 milyon dolarlık bir takas hattında Türkiye’de o gün dolar-TL paritesi 7 TL ise, karşılığında 7 milyon lirayı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Fed’e 7 milyon lira yatırıyor. Örneğin 6 aylık bir swap anlaşması söz konusuysa, 6 ay sonunda faiziyle birlikte rezervinden çıkarıp Fed’e veriliyor” diyor.

Çağlar, takas anlaşmasında iki temel kriter olduğuna dikkat çekiyor: “İlk olarak, ülkelerinde bir döviz krizi (currency crisis) yaşanması durumunda ABD ekonomisini etkileme riski olan ülkeler önceliklendirilir. Yani, ABD öncelikli olarak kendisini korumak, bir şok etkisini bertaraf etmek için anlaşma yapar. Dolayısıyla, ülkenin ABD ekonomisi için ne kadar önemli olduğu, ikili ticaretin ne kadar yoğun olduğu gibi bir parametre ön plana çıkar.”

Fed son olarak Avustralya, Brezilya, Güney Kore, Meksika, Singapur ve İsveç merkez bankalarıyla 60 milyar dolarlık, Danimarka, Norveç ve Yeni Zelanda merkez bankalarıyla da 30 milyar dolarlık, 6 aylık takas hatları kurmuştu.

Makro-ekonomik dengelerin gözetilmesi önemli

Çağlar, Fed’in ikinci kriteri olarak takas uygulanacak ülkenin makro-ekonomik dengelerini dikkatli şekilde gözetmesine dikkat edildiğini belirtiyor: “İlgili ülkede cari açık ve kur dalgalanmaları ile kamu borcu ve risk primleri çok yüksek olmayacak.”

Türkiye’nin halihazırda Katar ve Çin’le de takas anlaşmaları bulunuyor. Ancak Çağlar’a göre, “Türkiye’nin ticaretinde en fazla pay dolar üzerinden gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla üçüncü ülkelerle dolar-dışı takas yapmanın Türkiye’deki sorunu çok fazla çözmesi beklenmiyor.”

Öngörülen mühlet sonunda takas anlaşmasına taraf olan ülkenin söz konusu borcunu ödeyememesi ve Fed’e yatırılan “teminatın” değerinin azalması riskine karşı, Fed, bu kur farkından doğacak riskleri yaratmayacak ülkelerle takas anlaşması yapmayı tercih ediyor. Bir diğer ifadeyle, takas anlaşmalarında makro-ekonomik dengelerin iyi yönetilmesi ve kur şoklarının ilgili ülke tarafından etkin şekilde absorbe edilmesi gerekiyor; yüksek riskli ülkelerle böyle bir karşılıklı taahhüt içerisine girilmesine sıcak bakılmıyor.

FED ile yaklaşık 10-15 milyar dolarlık takas olabilir

Kulis bilgilerine göre, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ile Fed arasındaki takas anlaşması yaklaşık 10-15 milyar dolar civarında olabilir. Türkiye’nin Çin’le yaptığı takas anlaşması 1,7 milyar dolar iken Katar’la 5 milyar dolarlık bir takas anlaşması söz konusu.

İstanbul merkezli Tera Yatırım’dan ekonomist Enver Erkan, “Kurun düşmesi için TRY’yi cazip hale getirici veya yurtdışından döviz getirecek hamlelere ihtiyaç var. Gündemde olan, diğer merkez bankalarıyla FX takas görüşmeleri” diyor.

Bu konuda gerek Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, gerekse Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, son dönemde küresel merkez bankalarıyla takas görüşmelerinin devam ettiğini ve birden fazla anlaşma yapılabileceğini belirttiler.

Ekonomist Erkan, “Fed ile bir takas anlaşmasının yapılması kısa vadeli döviz likiditesi ihtiyacının sağlanması açısından bu aşamada önem arz ediyor” diyor.

Anlaşmaların siyasi boyutu

Medley Global Advisors Gelişen Ülkeler Kıdemli Analisti Nigel Rendell ise, takas anlaşması müzakerelerinin siyasi boyutuna işaret ediyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Rendell, Türkiye ile ABD arasındaki siyasi ilişkilerin pek iyi olmadığını ve birçok Amerikalı siyasetçinin ve Pentagon’un Türkiye’yi Rus yapımı S-400 füze sistemini aldığı için halen "affetmediğini", bu atmosferin süregiden Halk Bank davasıyla da birleştiğinde iki ülke arasındaki siyasi ve diplomatik ayrılıkların takas hattı konusundaki müzakerelere de yansıması olabileceğini kaydediyor.

Rendell’e göre, Türkiye’nin takas kolaylığını istemesinin temel sebebi döviz kurunu güçlendirmek olsa da, diğer G-20 üyeleri ve büyük ticaret ortakları nezdinde takas hattı arayışında Türkiye’nin Fed’le yürütülen kıyasla çok daha şanslı olabileceğini belirtiyor.

Jeopolitik gelişmeler ne kadar etkili?

Ancak, Koç Üniversitesi’nden ekonomist Prof. Selva Demiralp, S-400 gibi son yaşanan jeopolitik gelişmelerin Türkiye’nin Fed takas hatlarından dışlanmasında bir rol oynadığını düşünmüyor.

euronews Türkçe'ye konuşan Demiralp, "Fed'in takas hattı sağladığı ülkelere baktığımızda, 2007-2009 yıllarındaki kriz sırasında erişim sağlanan ülke grubunun aynısıyla karşılaşıyoruz. Türkiye o zaman da gruba dahil değildi, şimdi de bu grupta değil" diyor.

Merkez Bankaları Fed takas hattında yer alan ülkeler şu şekilde: Avustralya, Brezilya, Kanada, Danimarka, İngiltere, Avrupa Merkez Bankası, Japonya, Kore, Meksika, Yeni Zelanda, Norveç, Singapur, İsveç ve İsviçre.

Öte yandan, Richmond FED Başkanı Thomas Barkin ise, Çarşamba akşamı telekonferans üzerinden düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, takas hattının Türkiye’yi de içine alarak genişletilmesiyle ilgili olarak 'Bunu ancak karşılıklı güven duyduğumuz ülkelerle yapıyoruz' demişti.

euronews Türkçe’ye konuşan Demiralp, “Fed’in takas hatlarını alıcı yararına tasarlamadığını, temel amacın maksimum istihdam ve fiyat istikrarı sağlamak için ABD finans piyasalarını istikrarlaştırmak olduğunu” düşünüyor.

Barkin’in açıklamalarını bu açıdan “talihsiz ve yanıltıcı” bulan Demiralp, Türkiye’ye takas hattının karşılıklı güven noksanlığından dolayı verilmemiş olabileceği gibi bir gerekçenin Fed’in beyan ettiği hedefleriyle çeliştiğini düşünüyor.

“Bu ayrıca uygulamayla da çelişen bir açıklama, çünkü takas hatları on yıl önce tesis edildi ve o zamandan beri değişmedi.”

Dolayısıyla, Demiralp'e göre, takas hattında yer almak herkes tarafından bir "pazarlık" olarak düşünülse de, eldeki veriler tarihsel perspektiften bakıldığında böyle bir tabloya işaret etmiyor. Bir diğer deyişle, 2008 krizi sırasında Fed hangi ülkeleri takas hattına dahil ettiyse şimdi de aynı ülkeler söz konusu ve yeni tek bir ülke bile listeye dahil edilmemiş.

"Barkin'in açıklaması bu sebeple yanıltıcı. Sanki karşılıklı güven olsa takas hattına dahil ederiz şeklinde bir anlam yüklenmiş. Peki o zaman 2008 yılında niçin dahil etmediniz?" diye soruyor Prof. Demiralp.