Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Baroların seçim usullerinde köklü revizyon ufukta

Baroların seçim usullerinde köklü revizyon ufukta
©  Türkiye Barolar Birliği amblemi
Metin boyutu Aa Aa

Meclis açıldığında gündem maddelerinin ilk sırasında meslek örgütlerinin seçimi ve faaliyetlerindeki değişim yer alacak. AK Parti grubunun üzerinde çalıştığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayından sonra meclis gündemine gelecek olan kanun taslağı çerçevesinde baro seçimlerinde köklü bir değişikliğe gidilmesi hedefleniyor.

Erdoğan, salı günü yaptığı açıklamada, "Barolar ve tabip odaları başta olmak üzere yapılarının belirlenmesi” gerektiğine dikkat çekerek, “Ankara Barosu'nun ve aynı zihniyetteki yapıların Diyanet İşleri Başkanımız ile onun şahsında İslam'a yönelik fütursuz saldırılarına şahit olduk. Sadece bu örnek dahi meslek kuruluşlarının seçim yöntemiyle ilgili düzenlemenin aciliyetini ve ehemmiyetini göstermiştir. Bu çalışmayı tekrar ele almalı, en kısa sürede Meclis'in takdirine sunmalıyız” dedi.

Açıklama, Adalet Bakanlığı’nın "avukatlık ve barolarla ilgili bir yasa hazırlığında olunmadığı" ve sosyal medyada dolaşımdaki “Avukatlık Kanun Taslağı”nın eski bir çalışma olduğu yönündeki açıklamasının ardından geldi.

Hükümet ile barolar arasındaki gerilimi tetikleyen geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın zina ve eş cinselliğe dair eleştirilerine, “eşit yurttaşlık ilkesi”ni anımsatan Ankara Barosu’nun verdiği tepkiydi.

Kulis bilgilerine göre, ekim ayında başlayan baro seçim dönemi için mevcut uygulanan çarşaf/blok liste uygulaması yerine nispi temsil sistemi getirilmesi öngörülüyor. Benzeri bir sistem değişikliği de mimar ve mühendis odaları gibi meslek odaları için de getirilecek.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), blok listenin temsilde adaleti sağlayamadığını savunuyor. Ancak kimi uzmanlara göre, söz konusu, temsil sistemi, genellikle muhafazakar ve milliyetçi illerin belirleyici olduğu küçük illerdeki barolara daha çok delege çıkarma ortamı sağlayabilir.

Daha önce barolardaki seçim usulleri konusunda bir yasa tasarısı hazırlamış olan ancak çalışması rafa kaldırılan AK Parti Yozgat milletvekili Yusuf Başer, euronews Türkçe'nin mülakat talebini yanıtsız bıraktı.

En fazla üyesi olan barolar hedefte

Halihazırda İstanbul, Ankara ve İzmir barolarının Türkiye çapında en fazla üyesi bulunuyor. Lakin yeni uygulama bu şekilde devreye girerse, söz konusu baroların etkinliği de azalabilir, zira Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu için delege belirlerken avukat sayısı yüzden fazla olan barolar, yüzden sonraki her 300 üye için birer delege seçiyor ve genel kuruldaki temsilleri artıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte, her 1000 üye için bir delege seçilmesi gibi bir formül getirilirse, büyük iller ile küçük illerin delege sayısı birbirine yakınlaşabilir.

130 bin avukatın bulunduğu Türkiye’nin en büyük 12 barosu, TBB Genel Kurulu’nda yüzde 72 temsile sahip. Türkiye’deki avukatların 50 bin kadarı, yani yaklaşık yüzde 37’lik bir kısmı İstanbul’da bulunurken, İstanbul barosunun TBB içindeki temsili yüzde 27 düzeyinde.

Türkiye Barolar Birliği’nin seçimi ise önümüzdeki yıl mayıs ayı için planlanıyor.

Avukatın bağımsızlığı esastır

Avukat Erdal Doğan, euronews Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Avukatın bağımsızlığı ve güvencesi için yetki ve haklarının da teminat altında olması gerekir. Avukat mesleğine bu güvenceler bir imtiyaz olması için değil kişi hak ve özgürlüklerin teminatı için bu şarttır. Avukatı bağımlı kılıp onları güvencesiz bırakmak yani savunma dokunulmazlığından mahrum etmek hem kişilerin hem de toplumun hak ve özgürlüklerini tırpanlamak yani halkı özgürlüklerinden yoksun bırakmak, susturmaktır” diyor.

Doğan, avukatların biricik meslek örgütü olan baroların vesayet altında bulunmaması ve bağımsızlığının şart olduğunu söyleyerek, “mevcut yasal mevzuatta bile baroların üzerinde sanki hiyerarşik bir yapı gibi duran barolar birliği ve Adalet Bakanlığı’nın bazı yetkileri sınırlandırılması, ortadan kaldırılması gerekirken tam tersine baroların yetkilerinin daraltmaya ve daha da vesayet altına gidilmesi demokratik toplum ülküsüne büyük zarar verecektir” diye ekliyor.

Doğan’a göre, Barolar Birliği barolar arasında hiyerarşik bir üst yapı değil aksine barolar arasında koordinasyon, organizatör olması gibi işlevi olması gerekirken tam tersine bakanlıkla beraber barolar üzerinde hiyerarşik bir yapısını güçlendirmek amaçlanıyor.

“Amaç il barolarında çarşaf liste değil de nispi seçimle demokratik bir yönetim amaçlanıyorsa bu baro yönetim seçimleri nezdinde yapılır. Ama amaç buysa tabi. Köklü büyük baroların Barolar Birliği’nde söz sahibi olmasını engellemeye amaçlamak ve avukatların her birini Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı bürokrasinin birer memuru haline dönüştürmek yargının bağımsızlığı konusundaki mevcut olumsuzluğu daha da olumsuz hale getirecek, yargının bozulmuş dengesini daha da tarumar edecek” diyor Doğan.

"Alternatif barolar" kurulabilecek

Öte yandan, iktidara yakın medya kuruluşlarına yansıyan planlara göre büyükşehir ve illerde belirlenen kriter ve üye sayılarını tamamlayanlar, “alternatif barolar” kurabilecek. Söz konusu baroların da TBB’ye delege vermesi sağlanırsa, bu durumda delege sayısı fazla olan büyük kentlerin delege sayısı düşecek.

“İllerde yeterli sayıyı bulanların baro oluşturması düşünülüyorsa, bu İngiltere gibi bir ülkede olur ama demokratik hukuk teamülleri yerleşememiş ülkemizde partizancı ve grupçu baroların oluşmasına sebep verir, nihai olarak avukatlara ve halkın hukukuna yine büyük zarar verir” diyor avukat Doğan ve avukatların özlük ve mesleki hak ve yetkilerinin yürütmenin kontrolüne verilmesinin yargının bağımsızlığına en büyük zararı vereceğini ekliyor.

Nispi temsil sisteminin amacı ne?

Batman Barosu’ndan avukat Erkan Şenses de Baro seçimlerinde nispi temsile ilişkin yapılmak istenen değişikliğin amacının Ankara, İstanbul ve İzmir Barosu gibi sayı bakımından büyük baroların yönetim yapısını değiştirmek olduğunu düşünüyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Şenses, “Yapılmak istenen değişiklikle artık bu Barolar temel meselelerle ilgili bir açıklama yayımlayamayacak duruma gelecek, yönetimde istikrarı sağlayamayacak. Yıllardır ülkeyi koalisyonlardan kurtardık, yönetimde istikrarı sağladık diyen bir iktidarın Baro yönetimlerinde koalisyon dönemlerini başlatmak istemesi büyük bir çelişki olsa gerek” diyor.

Batman Barosu gibi sayı bakımından küçük barolarda doğal bir nispi temsil uygulanıyor. Mesela Şenses’in görev yaptığı Batman Barosu’nda iki ayrı listeyle girilen 2016 yılı genel kurulunda başkanlığı kazanan liste yönetime 6, başkanlığı kaybeden liste ise 4 kişi sokmuş. 2018 yılı genel kurulunda da bu oran 9-1 olmuş.

“Dolayısıyla küçük barolarda zaten doğal bir nispi temsil bulunmaktadır. Yine Diyarbakır Barosu’nda öteden beri çarşaf listeyle seçimlere gidilmekte olup nispi temsil sağlanmakta. Dolayısıyla bu tercihin Barolara bırakılmaya devam etmesi gerekiyor” diyor Şenses.

Oranlama biçimine Barolar karar vermeli

Şenses’e göre, delege sistemi konusunda nasıl ki Milletvekili Seçimi Kanunu her ile 1 milletvekili verip kalan milletvekillerini nüfusa oranlayarak illere dağıtıyorsa ve doğru olan da buysa, Türkiye Barolar Birliği delegeliği için de baroların üye sayıları üzerinden bir oranlamanın doğru olduğu açık, ancak bunun oranının ne olacağına yine Baroların karar vermesi gerekiyor.

Ancak, Şenses, Barolara üye olmanın zorunlu olmaktan çıkarılması ile bazı illerde birden fazla baro kurulmasına ilişkin girişimlerin, bu süreci çetrefilleştireceği ve birçok soruyu beraberinde getireceği düşüncesinde:

“Baroya üye olmayan avukata baro disiplin yaptırımı uygulamayacaksa suç teşkil etmeyen ve dolayısıyla cumhuriyet savcılarının görev alanına girmeyecek bir meslek kuralı ihlalinde soruşturma ve yaptırım yetkisini kim kullanacak? Mesela Baroya üye olmayan avukatlar için reklam yasağı olmayacak mı? Bu yasak baroya üye olmayan avukat için olmayacaksa bu durum Baroya kayıtlı avukatlar açısından haksız rekabet oluşturmayacak mı?”