Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

CHP AYM'ye infaz yasası için başvurdu: Sonuçları ne olur?

Anayasa Mahkemesi
Anayasa Mahkemesi   -   ©  Anadolu Ajansı
Metin boyutu Aa Aa

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kamuoyunda "Af Yasası" olarak bilinen, denetimli serbestlik ve koşullu tahliyeleri kapsayan son düzenlemenin 14 maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) ikinci kez başvuruda bulundu.

CHP, başvurusu için iki gerekçe gösterdi: Teklifin meclis oylamalarında TBMM'nin iç tüzüğünün 92'inci maddesinin ihlal edilmesi ve "İçerik ve hakkaniyetlik ilkesi bakımından görülen olumsuzluklar". Zira, TBMM iç tüzüğünün 92. maddesine göre bu düzenleme af niteliği taşıdığı için 5’te 3 çoğunluk aranması gerekiyordu, ancak kanunun oylamasında bu kriter karşılanmadı. Dolayısıyla, CHP, bunun bir iç tüzük ihlali olduğunu savunuyor.

Ancak bazı uzmanlar, CHP'nin kısmi başvurusunun tam metninin kamuoyuyla paylaşmamasını eleştirirken, başvurunun içeriğini de eşitlik ilkesi yönünden sorunlu buluyorlar.

Düşünce suçu mahkumlarına vurgu

Öte yandan, bu başvuru ile, Terörle Mücadele Kanunu'nun 7'nci maddesinin 2'nci fıkrasına girenlerin, 314'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasından ceza alanların ve Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 220. maddesinin 6,7 ve 8'inci fıkralarından hüküm giymiş olanların da denetimli serbestlikten ve koşullu salıverilmeden yararlanması isteniyor.

Bir diğer deyişle, CHP, mitinge katıldığı, sosyal medya paylaşımında bulunduğu, fikrini görsel ve yazılı medya ile ifade ettiği, kitap yazdığı veya toplantıya katıldığı için ceza alanların da bu infaz düzenlemesinden faydalanması için harekete geçiyor.

Ancak bu başvurunun PKK ve 'FETÖ' ile bağlantılı terör suçlarından hüküm giyenleri kapsamadığını özellikle vurguluyor. Buna göre, "kasten öldürme neticesi sebebiyle ağır yaralama, işkence, cinsel saldırı, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, özel hayata ve hayatın gizliliğine alanına karşı suçlar, uyuşturucu ve uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarının" denetimli serbestlikten ve koşullu salıverilmeden yararlanması istenmiyor ve bu suçların dışındaki denetimli serbestlik oranı 2/3’ten 1/2’ye inmesi çağrısında bulunuluyor.

Eşitlik ilkesine vurgu

Ceza avukatı Ercan Kanar, Anayasa Mahkemesi'nin tavrının ne olacağı konusunda kuşkularını dile getiriyor.

euronews Türkçe'ye konuşan Kanar, "AYM de Yargıtay gibi bağımlı bir mahkeme. Ayrıca CHP'nin yaklaşımında da ikircikli bir tutum var. Suç ve ceza ne olursa olsun infaz hukuku eşitlik ilkesine dayanır ve siyasi hükümlüleri kapsam dışı bırakan mevcut düzenleme denetimli serbestlik açısından eşitliğe tamamen aykırı" diyor.

Kanar, AYM'nin yapılan bu başvuruyu eşitlik ilkesi açısından değerlendirmesi gerektiği düşüncesinde. Eğer bu başvuruyla birlikte iç hukuk yolları tükenirse, CHP'nin AİHM'e başvurma hakkı var.

CHP'nin ilk başvurusu iki ay öncesine dayanıyor ve kanunla ilgili olarak, Anayasa'nın 149.maddesinin öncelikle ve 10 gün içerisinde incelenmesini şart koştuğu "şekil bakımından başvuru"yu kapsıyor. Ancak, CHP yetkilileri, başvurularına iki aydır sonuç alamadıklarını kaydediyorlar.

Ceza avukatı Several Ballıkaya, CHP'nin yaptıkları başvuruda bazı suçları kapsam dışında tutup bazılarını kapsam içine almasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve esastan yanlış olduğunu düşünüyor.

Ballıkaya, "Bazı suç tiplerinin dışarıda bırakılması, hukukun prensiplerine ve Anayasa'ya aykırı bir durum. Bir parti, şu kişinin çıkmasını istiyorum, şu kişinin kalmasını istiyorum diyemez. Şartlı tahliye kararı ceza türüne göre değil alınan ceza süresine göre cezaevinde kaldığı suredeki durumu dikkate alınarak uygulanır. CHP, bu başvurusuyla kanunun mantığıyla aynı noktaya düştü" diyor.

AYM'nin ilgili emsal kararları

AYM'nin bu noktada iki kanuna dair emsal kararına atıfta bulunuluyor: 1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda (TMK) iyi hal şartı aranmaksızın şartla salıverilmeye ilişkin hükümler ve 21.12.2000 tarih ve 4616 sayılı “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun".

Ballıkaya, "AYM bu kanunlara dair kararlarından birinde özel af söz konusu olduğu için bazı kişilerin kapsam dışında kalmasını hukukun temel ilkelerine aykırı bulmuştu, diğerinde de kişinin cezaevine girmeden önceki durumu veya suç türüne göre değil alınan ceza süresi ve cezaevindeki sürecinin dikkate alınmasının tek kıstas olduğunu belirtmişti. AYM bu yüzden birçok yasası bu zamana değin iptal etti" diye açıklıyor.

Ballıkaya'ya göre, CHP'nin kısmi başvurusu sonrasında bir kanun maddesinin iptali, o kanunun işleyişini durdurursa kanunun tümü iptal olabilir. Bir diğer deyişle, başvurulmayan maddeler açısından da iptal kararı verilebilir.

"Suç ayrımına gidilmesi hükümlülerin temel haklarına aykırı"

Ancak, ceza avukatı ve Genç Avukatlar Merkezi yönetim kurulu üyesi Mehmet Zengin, özellikle eşitlik ilkesi talebinden bu şekilde sonuç alınamayacağı kanaatinde.

euronews Türkçe'ye konuşan Zengin, "Eşitlik ilkesi aynı suç tipinin bir kısmını kapsam içine alıp diğer kısmını kapsam dışı bırakmakla söz konusu olabilir. TCK 220, TMK 7 ve TCK 314 kapsamında düzenlemenin bütününü eşitlik ilkesi açısından etkileyecek bir yasama iradesi ortaya konmadığını ifade ediyor.

Zengin, AYM'nin yargı organı olarak kanun koyucunun takdirine karışmadığını, ancak aynı suçun farklı şekillerine farklı cezalar verilmesi durumunda eşitlik ilkesini çok önemsediğini kaydediyor.

Zengin, eşitlik ilkesinin, örneğin İnfaz Kanunu madde 110 noktasında kadınlara, çocuklulara, yaşlılara bazı infaz kolaylıkları sağlanmasına rağmen bu noktada suç ayrımına gidilmesi çerçevesinde tartışılabileceğini kaydederken, bu hükmün konuluş amacının infaz indirimlerinden farklı olarak kadınların, çocukların ve yaşlıların yüksek yararı olduğunu ve suç ayrımına gidilmesinin hükümlülerin temel haklarına aykırı olduğunu ifade ediyor.

Zengin, Anayasa Mahkemesi son zamanlarda “stratejik” bir anlayışla da hareket ettiğini ve son infaz yasası kapsamında Anayasa Mahkemesini tartışmaların ortasında bırakacak geniş çaplı bir iptal kararından kaçınma eğiliminde olacağını da vurguluyor.