Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Hindistan hükümetinin 'sosyal medyada salgınla mücadele' politikası

 euronews
Yeni Delhi'de sağlık çalışanları, Hindistan / Arşiv
Yeni Delhi'de sağlık çalışanları, Hindistan / Arşiv   -   ©  AP
Metin boyutu Aa Aa

Günlük Covid-19 ölümlerinin 3 bini geçtiği Hindistan'da, halk sosyal medya üzerinden yardım çağrısı yapıyor, devletin yetersiz kalmasıyla ilgili tepkilerini duyurmaya çalışıyor. Ancak bu durumdan rahatsız olan hükümet, sosyal medyadaki tepkileri durdurmak için girişimde bulundu. Narendra Modi başbakanlığındaki iktidar, Twitter gibi platformlardan ülkedeki salgınla ilgili "olumsuz" paylaşımları silmesini istedi.

İngiltere'deki Oxford Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrencisi Mirza Saaib Beg, Twitter'dan, Hindistan'ı ilgilendiren bir paylaşımının kaldırılması için 21 Nisan'da Hint hükümetinin talepte bulunduğunu yazan bir mesaj aldı.

Sosyal medya ağı, bu isteğin yerine getiremeyeceğini, sadece şeffaflık ilkesi adına Beg'i haberdar ettiklerini aktardı.

France 24'e konuşan Beg, "Bu kadar derin bir kriz yaşanırken hükümetin benim paylaşımlarımı takip edecek birilerini görevlendirmesine şaşırıyorum" dedi.

Muhalif paylaşımlar ülke içinde yayınlanmıyor

Salgının kontrolden çıktığı 1,3 milyar nüfuslu ülkede günlük vaka sayıları 350 bini, toplam can kaybı ise 200 bini geçti. Sağlık sistemi çökmüş, kaynaklar tükenmiş durumda. Yabancı ülkelerden gönderilen tıbbi yardımların ne kadar kişinin hayatını kurtarmaya yeteceği bilinmiyor.

Hint hükümetin Beg'in paylaşımlarının peşini bırakmaması, sosyal medyayı yakın mercek altına aldığının bir göstergesi. Üniversite öğrencisinin aktardıklarına göre, Hint yetkililer Beg'in iletilerini silmeyen Twitter'dan bu kez söz konusu paylaşımları yasaları dayanak göstererek Hindistan içinde gizlemesini istedi. Sosyal medya şirketi bu kez bu talebe yanıt verdi.

Beg, aralarında siyasilerin, medyacıların, yazarların ve aktivistlerin de bulunduğu, paylaşımları hükümet tarafından sansürlenen kullanıcılardan sadece biri.

Modi iktidarının medya üzerindeki baskısı, ülkenin 2021 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ndeki yerine de yansıdı. Hindistan, son sıralamada 180 ülke arasından 142'ci sıraya yerleşti. Muhalif sesleri susturma suçlamalarını reddeden hükümet, yalnızca yalan haber yayıp paniğe ve spekülasyonlara yol açan paylaşımların silindiğini savunuyor.

Twitter, kendi kullanıcı kurallarını ihlal etmeyen hiçbir paylaşımı silinmediğini, ancak yerel yasaların gerektirdiği doğrultuda kaldırılması istenen iletilerin mevzubahis ülke içinde görülmesini engelliyor.

"Veri katliamı yapılıyor: Gerçek rakamlar çok daha fazla"

Dünyanın birçok yerinde salgını kontrol altına almak için kapanmaya gidilirken, ilk dalgada virüse karşı zafer ilan edilen Hindistan'da kalabalık dini törenlerin ve festivallerin yapılmasına izin verilmiş, siyasiler de seçim mitinglerini sürdürmüştü.

Halkın hınca hınç doldurduğu etkinliklerin görüntüleri, ikinci dalganın büyük bir felaket olabileceği uyarısında bulunan çevrelerce endişeyle izlendi.

Modi hükümeti, yalan haberlerle mücadele ettiğini açıklasa da bazı uzmanlar resmi açıklamalara da şüpheyle yaklaşıyor. Kimilerine göre günlük 2 bin civarındaki can kaybı, çok daha yüksek olduğu tahmin edilen gerçek rakamları yansıtmıyor.

New York Times'da yer alan bir habere göre ölülerin yakıldığı bir krematoryum görevlisi, aldığı talimat doğrultusunda resmi belgelerde ölüm nedeni hanesine sadece "hastalık" yazdığını söyledi. Veri katliamı yapıldığını savunan epidemiyologların modellemeleri, gerçek can kaybının açıklanandan 2 ila 5 kat daha fazla olduğuna işaret ediyor.

Salgında dini ayrımcılık

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, France 24'e verdiği mülakatta, uluslararası basında çıkan haberlerle yerel medyadaki haberler arasında uçurum olduğunu, Hint medyasının krizin nedeni olarak yönetimi değil, sağlık sisteminin yetersizliğini gösterdiğini söyledi.

İlk dalgada, virüsün yayılmasından dini bir etkinlikte bir araya gelen Müslümanlar sorumlu tutulurken, ikinci dalgada Hindu festivallerinden ya da seçim mitinglerinden bahsedilmemesi muhalefetin eleştirdiği noktalardan biri oldu.

Geçen yıl mart ayında, ülke genelinde sokağa çıkma yasakları başlamadan birkaç hafta önce düzenlenen ve Müslümanların katıldığı bir etkinliğe, sosyal medyada #KoronaCihadı ve #Koronaterörü etiketleriyle tepki yağmıştı.

İngiliz The Guardian'ın bir haberinde, virüsü kapan Müslüman bir erkeğin dövüldüğü, hastane yerine bir tapınağa götürülerek tedavi olması için Hindu dinine geçmeye zorlandığı rapor edilmişti.