Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Alman Deutsche Bank, Kanal İstanbul projesini finanse edecek mi?

Access to the comments Yorumlar
 Kamuran Samar
Frankfurt'da bulunan Deutsche Bank genel merkezi
Frankfurt'da bulunan Deutsche Bank genel merkezi   -   ©  AP
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye'de toplumda ve siyasi partiler arasında gerginliğe neden olan Kanal İstanbul projesinin finansmanıyla ilgili tartışmalarda Deutsche Bank'ın da adı geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada "Eğer kredi verecek olursanız, bunları ödemeyiz. Deutsche Bank'a tehdit sallıyorlar. 'Ödemeyi kesinlikle yapmayız.' Daha şimdiden... Devlet nedir, devlet yönetmek nedir, bunlardan haberleri bile yok." dedi.

Aynı gün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da sosyal medya hesabından Deutsche Bank'ı etiketleyerek "Ulusumun çıkarlarına ve dünya iklim politikasına ters düşen Kanal İstanbul projesine fon sağlayacak kuruluşlara Hazine'den ödeme yapılmayacaktır. Ayrıca projenin doğamıza vereceği zararlar için tazminat isteyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Almanya merkezli dünyanın en büyük bankalarından Deutsche Bank, küresel çapta özel projelere en fazla kredi desteği sağlayan bankalardan biri olarak biliniyor.

euronews Türkçe'nin edindiği bilgilere göre Deutsche Bank söz konusu projenin finansmanına şu ana kadar herhangi bir şekilde dahil olmuş değil. Banka yetkilileri, genel olarak projelerin finansa edilmesi konusunda konuşmadıklarını belirtiyor. Ancak Kanal İstanbul özelinde haziran ayı sonu itibariyle Türkiye'den bankaya herhangi bir talep gelmedi.

Kanal İstanbul projesine para ödenmezse ne olur?

umhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kanal İstanbul projesinin yapımına veya finansmanına girecek olan şirketleri uyararak, iktidara gelmeleri halinde bu şirketlere para ödemeyeceklerini söylüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise böyle bir durumda tahkime gidecek olan şirketler paralarını 'söke söke alırlar' diyor.

Uzmanlar çoğunlukla devlet garantisi nedeniyle projeye giren şirketlerin Türkiye'yi, uluslararası mahkemelerde mahkum edebileceği görüşünde.

Ancak siyasiler ve hukukçular, ekolojik dengeye verilecek zarara dikkat çekerek projenin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu savunuyor.

Kanal İstanbul gibi yüksek maliyetli projede kamu-özel işbirliği modelinin uygulanması bekleniyor. Yani projeye giren şirketlere devlet tarafından bazı garantiler veriliyor.

Ancak işletmesinin uzun yıllara dayandırılması planlanan projede, ileri ki yıllarda uyuşmazlıkların ortaya çıkması söz konusu. Millet İttifakı'nı oluşturan siyasi partilerin, iktidara geldiklerinde bu şirketlere para ödenmeyeceğini ısrarla dile getirmesi, bu olası uyuşmazlıklardan biri olarak görülüyor.

Ankara Barosu Toplumsal Davalar ve Hukuk Araştırmaları Merkezi Başkanı Doğan Erkan, euronews'e yaptığı değerlendirmede, hükümetin Kanal İstanbul projesinin yabancı sermaye ile yapacağını kesin olarak ortaya koyduğunu, dolayısıyla ilerleyen süreçte tahkime gidilmesi durumunda Türkiye aleyhine bir karar çıkabileceğini ancak Türkiye anayasasında bunun bir yaptırımı olmadığını belirtiyor.

Projenin çevre hakkı, mülkiyet hakkı gibi etkilerine dikkat çeken Doğan Erkan, Anayasa'nın 129. maddesine atıfta bulunarak bunun bir hizmet kusuru sayılabileceğini söylüyor. Projenin etkileri nedeniyle zarara uğradıklarını kanıtlamaları durumunda da tazminat konusunun gündeme gelebileceğini ancak bunun kararı alan/uygulayan kamu görevlilerinin sorumluluğunu yaratacağını ve yine aynı anayasa maddesi uyarınca zararların onlara rücu edilebileceğine dikkat çekti.