Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Havrita uygulaması: Türkiye’de yüzyıldır sokak köpekleriyle ilgili bitmeyen tartışma

Access to the comments Yorumlar
 euronews  & AFP
euronews_icons_loading
Türkiye'deki sokak köpekleri
Türkiye'deki sokak köpekleri   -   ©  ADEM ALTAN/AFP or licensors

Haydar Özkan, başkent Ankara'nın banliyölerinde son yıllarda dikilen konut kulelerinin etrafında bulunan boş arsalara her gün onlarca sokak köpeğini beslemek için geliyor.

Ancak bu hayvan hakları savunucusu, yetkililerin desteği olmadan sokak köpeklerinin koşullarını iyileştirmek için gösterilen çabaların yeterli olmayacağı inancında.

Sokak köpeklerine gösterilen ilgisizlikten yakınan Haydar Özkan AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, endişelerini şu şekilde dile getirdi:

“Burada beş anneden doğan yaklaşık 40 köpek yavrusu var. Altı ay içinde dişilerin de bebekleri olacak. Kısırlaştırılmadıkları takdirde burada kısa süre içinde yüzlerce köpekle karşılaşabileceğiz.”

AP
Ankara'da köpeklerini gezdiren bir vatandaşAP

Çoğu Avrupa ülkesinden farklı olarak, ülke genelinde nüfusu birkaç milyon olarak tahmin edilen sokak köpekleri ve kedileri, çoğu onlara bakan Türkler için günlük yaşamın bir parçası olarak görülüyor.

İstanbul'da başıboş gezen kedi ve köpekler, birçokları için kentin kimliğinin adeta ayrılmaz bir parçası.

Sokak köpekleri üzerine bir kitap yazan tarihçi Ekrem Işın, AFP'ye görüşlerini şu şekilde dile getirdi: "Hayvanlarla bir arada yaşayan bir toplumuz. Bu bir gelenek. Her mahallenin bir köpeği ve onlarla ilgilenen insanlar var."

‘Sokaklar temizlensin”

Bununla birlikte başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere iktidar yetkilileri şimdi bu geleneği sorguluyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralık ayında küçük bir kıza yönelik evcilleştirilmiş iki pitbul cinsi köpek tarafından gerçekleştirilen saldırıdan sonra belediyelere "vatandaşların güvenliğini sağlamak için sokak köpeklerini barınaklara yerleştirmeleri” çağrısında bulundu.

Tartışmanın gündemde olduğu günlerde Ekrem İmamoğlu, İstanbul'un toplu taşıma araçlarının simgesi olan Boji adlı köpekle ilgili sosyal medyada paylaşımlar yaptı.

Tartışmalar devam ederken Erdoğan “onların yeri sokaklar değil, barınaklar” dedi.

Sokak köpeklerinin yerini gösteren tartışmalı uygulama 'Havrita' kaldırıldı

Bu polemik, "sokakları köpeklerden temizlemek" için çağrı yapan grupların sosyal ağlarda örgütlenmesiyle farklı bir boyut kazandı.

Başıboş köpeklerin harita üzerinde yerlerinin bulunmasını olanak sağlayan “Havrita” adlı bir uygulama mayıs ayında piyasaya kullanıma sokuldu.

Havrita, Başıboş Köpek Sorunu Platformu tarafından kuruldu ve uygulamayla sokakta yaşayan köpeklerin yerleri gösteriliyor.

Köpeklerin fotoğraflarını çeken insanlar bunu Havrita üzerinde işaretliyor, işaretlerken 'saldırgan' gibi notlar da eklenebiliyor. Uygulama çoğunlukla İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Muğla gibi illerde kullanıldı ve hayvan hakları savunucularına göre çok sayıda köpeğin zehirlenmesi yoluyla ölümüne sebebiyet verdi.

Bu uygulamanı kaldırılması için dava açan İstanbul Barosu avukatlarından Gülsaniye Ekmekçi ise tepkisini şu şekilde dile getiriyor: “Bu uygulamanın ardından birçok köpek zehirlenerek öldürüldü ve köpeklerin ortadan kaldırılması yönündeki söylemler adeta normalleştirildi.”

Belediyelerin kısırlaştırma konusunda başarısız kaldığını kaydeden Gülsaniye Ekmekçi, bu yüzden köpek nüfusunun artması ve bunların bir yerden bir yere taşınmasıyla bu durumun saldırgan köpek sürülerinin de ortaya çıkmasına yol açtığı değerlendirmesinde bulundu.

Havrita isimli uygulama hayvanları gönüllü besleyen vatandaşların da yoğun tepkisini çekti.

Ankara’da bir hayvan barınağının yöneticilerini yapan Volkan Koç, Havrita isimli uygulamanın köpekleri gönüllü besleyenlere karşı şiddeti de kışkırttığını belirterek, birkaç kişinin saldırıya uğradığına dikkat çekti.

Ankara’da bir mahkeme, bu uygulamaya erişimi yasaklamıştı.

"Hayırsız Ada faciası"

Bu tartışmaların, tarihte 'Hayırsız Ada' faciası olarak bilinen ve ülkenin gördüğü en insafsız köpek katliamını çağrıştırdığını düşünenler de bulunuyor.

3 Haziran 1910 tarihinde Hayırsız Ada’da 80 bin köpeğin “İstanbul’u modernleştirme” adına açlık ve susuzluğa terk edilerek ölmelerine göz yumulması Türkiye’deki hayvan severlerin unutamadığı bir milat olarak biliniyor.

2010 yılındaki Cannes Film Festivali’nde “Hayırsız Ada” filmiyle kısa metrajlı film dalında Altın Palmiye alan Serge Avedikian ise yüz yıl geçmesine rağmen köpeklerin tekrar günah keçisi olarak kullanıldığı görüşünü dile getirdi.

Serge Avedikian, “ Bu, kendinden şüphe duyan bir toplumun zihniyetini yansıtıyor. (...) Barış içinde bir sivil toplum, köpekler için en iyisinin sahiplenilmesi olduğunu söylemek için diyalog yoluyla bir anlaşmaya varabilir.” diyerek görüşlerini dile getirdi.

Volkan Koç, ise Hayırsız Ada vakasının artık çok geride kaldığı ve Türkiye’de hayvan severlerin dayanışma içinde olan geniş bir grup olduğunu savundu.

Koç, "Avrupalılar bu sorunu köpekleri kısırlaştırarak ve sahiplendirerek çözdüler. Bu konuda geri kalmış olabiliriz ama insanlarımız iyi kalpli. Bir azınlığın hayvanlara zarar vermesine asla izin vermeyiz." diyerek hala umutlu olduğunu dile getirdi.