Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Avrupa bu yaz gezegenin en olağandışı sıcak noktası: Yenilenebilir enerji çare olabilir mi

18 Temmuz 2022 Pazartesi günü, İspanya’nın Madrid kentinde bunaltıcı sıcak bir günde bir kadın güneşten korunmak için şemsiye tutuyor.
18 Temmuz 2022 Pazartesi günü İspanya'nın Madrid kentinde sıcak ve güneşli bir günde güneşten korunmak için bir kadın şemsiye tutuyor. ©  Manu Fernandez
© Manu Fernandez
By Liam Gilliver
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

"Son üç ay, görmezden gelmeyi göze alamayacağımız bir uyarı; fosil yakıtların insani ve ekonomik bedeli gözlerimizin önünde yaşanıyor."

Yeni bir analiz, bu yaz dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insanın tehlikeli düzeyde sıcaklara maruz kaldığını ortaya koyuyor.

REKLAM
REKLAM

Kar amacı gütmeyen Climate Central'ın raporuna göre, Avrupa'da yaşayanların yaklaşık onda dokuzu 2026 Haziran-Ağustos döneminde en az bir ay boyunca "riskli sıcaklıklarla" karşı karşıya kaldı; bu da kıtayı gezegenin "olağandışı biçimde en sıcak yeri" haline getirdi.

Araştırmacılar "riskli sıcak"ı, yılın bu döneminde 1991 ile 2020 arasında yerel bir bölgenin yaşadığı sıcaklıkların yüzde 90'ından daha sıcak geçen günler olarak tanımlıyor; bu seviye, aşırı sıcak kaynaklı sağlık risklerinin artmaya başladığı noktayı ifade ediyor.

Çalışma ayrıca 203 ülkede ortalama bir kişinin en az 30 gün boyunca riskli sıcaklara maruz kaldığını, 54 ülkede ise kayıtlardaki en sıcak Haziran-Ağustos döneminin yaşandığını ortaya koyuyor. Olağanüstü sıcaklıkların en yoğun görüldüğü ilk 10 ülkenin yedisinin Avrupa'da olduğu belirtiliyor.

Listenin başında, sıcaklık anomalileri dünyanın herhangi bir ülkesinden daha yüksek ölçülen Fransa bulunuyor; ülkede değerler tarihsel ortalamanın 3,5°C üzerinde seyretti.

'Görmezden gelmeyi göze alamayacağımız bir uyarı işareti'

Climate Central'dan Kristina Dahl, "Avrupa'da yaşayanların onda dokuzunun riskli sıcaklarla boğuşması, Asya ve Afrika'da yüz milyonlarca insanın etkilenmesi ya da Kuzey Amerika'da aralıksız kırılan sıcaklık rekorları fark etmiyor; insan kaynaklı ısınma toplumları artık fiziksel olarak güvenli sınırların ötesine itiyor" diyor.

"Son üç ay, görmezden gelmeyi göze alamayacağımız bir uyarı işareti. Fosil yakıtların insan ve ekonomik bedeli gözlerimizin önünde, gerçek zamanlı olarak yaşanıyor ve onlardan uzaklaşma ihtiyacı hiç bu kadar net olmamıştı."

Çalışmaya dahil olmayan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCC) yürütme sekreteri Simon Steill, araştırmanın "insanlığın kömür, petrol ve gaz yakma bağımlılığının tetiklediği iklim krizinin katlanarak artan maliyetlerini" gözler önüne serdiğini söyledi.

Çözümün "açık" olduğunu vurgulayan Steill, fosil yakıtlardan "daha ucuz ve daha güvenli" olan temiz enerjiye hızlı bir geçiş çağrısında bulunuyor.

Temiz enerji Avrupa'yı serinletebilir mi?

Bilim insanlarının, iklim değişikliği olmasaydı "neredeyse imkânsız" olacağını söylediği kavurucu Avrupa yazı, çok daha geniş bir eğilimin parçasıydı.

Bu ayın başlarında BM, küresel ısınmayı 1,5°C'nin altında tutmanın artık mümkün olmadığını uyardı. Bu sınır, 2015 Paris Anlaşması kapsamında yaklaşık 200 ülkenin üzerinde mutabık kaldığı, yasal açıdan bağlayıcı eşiği oluşturuyor.

BM Çevre Programı'nın (UNEP) raporu, en iyimser senaryoda ısınmanın 1,8°C'ye, diğer senaryolarda ise 2°C'nin üzerine çıkacağını öngörüyor. Raporda, "aşım, zirve ve düşüş" yaklaşımının artık en güçlü ihtimal olduğu ifade ediliyor.

Temiz enerjiye geçiş, aşımın "olabildiğince küçük ve kısa" tutulmasının temel unsurlarından biri olarak görülüyor. 2025'te yenilenebilir kaynaklar küresel elektriğin yaklaşık yüzde 34'ünü üretti; ancak UNEP raporuna göre, dünyanın sınırlı aşım senaryosuna ulaşabilmesi için bu oranın 2030'a kadar yüzde 60–70'e çıkarılması gerekiyor.

Geçen yıl rüzgâr ve güneş, AB'de ilk kez fosil yakıtlardan daha fazla elektrik üretti ve temiz enerjiye geçişte önemli bir kilometre taşı kaydedildi. SolarPower Europe'un son analizine göre, yalnızca güneşten elde edilen elektrik, İran'daki savaşın başlangıcından bu yana Birliğin 33,8 milyar avroluk gaz ithalatını önlemesini sağladı.

Ancak her yıl temiz enerjiye rekor düzeyde, 1,9 trilyon avro tutarında yatırım yapılmasına rağmen, yeşil elektrik talepteki artışın yalnızca yaklaşık yüzde 40'ını karşılayabiliyor. Talep artışı, enerji yoğun iklimlendirme sistemleri ve yapay zekâ patlaması tarafından körükleniyor.

Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre veri merkezlerinin enerji tüketimi 2025'te yüzde 17 arttı ve küresel tüketimin yaklaşık yüzde 1,5 ila 2'sini oluşturdu. Bu oranın 2030'a kadar iki katına çıkması bekleniyor.

Öte yandan Avrupa'nın eskiyen elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerjideki patlamaya ayak uydurmakta zorlanıyor; bu da her yıl büyük miktarda güneş ve rüzgâr enerjisinin boşa gitmesi ya da darboğazlarda sıkışıp kalması anlamına geliyor. Bataryalı enerji depolama sistemleri (BESS) bu sorunun çözümüne yardımcı olabilirken, uzmanlar bu alandaki yatırımların hâlâ yetersiz olduğu uyarısında bulunuyor.

73d39f14046d2eb5793c27d3f786b

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Avrupa ekonomiyi riske atmadan nasıl karbonsuzlaşır: Yeni çalışma yol gösteriyor

Nepal sel felaketi: Eriyen Mont Blanc gölgesinde Alpler için uyarı

Çiftçiler kuraklıkla başa çıkmak için yeni ürünlere yöneliyor