Artan gıda fiyatları ve erişilemeyen konutlardan durgun alım gücü ve zorlanan kamu hizmetlerine kadar, Avrupa’daki protestolar yaşam standartlarına dair artan rahatsızlığı gözler önüne seriyor.
Hafta sonu boyunca Avrupa genelinde binlerce kişi, artan yaşam maliyetlerini, karşılanamayan konut fiyatlarını, düşük ücretleri ve kamu hizmetleri üzerindeki baskıyı protesto etmek için sokaklara döküldü. Talepler ülkeden ülkeye değişse de gösteriler, hanehalkı bütçelerine ilişkin artan hayal kırıklığını gözler önüne serdi.
Fransa'da, öğrencilerin ve yaşam maliyetleri ile kamu hizmetlerine karşı protesto düzenleyen diğer grupların da yer aldığı gösterilere yüz binlerce kişi katıldı. Birçoğu barışçıl şekilde yürüdü, ancak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 'Cumhuriyeti devirmeye çalışanları' sorumlu tutacağına söz verdi. Bazı buluşmalar yağmaya ve isyana dönüştü; büyük şehirlerde yaklaşık 1.500 dükkân ve perakende işletmesi zarar gördü.
Perakende ve Ticaret Federasyonu Başkanı Alexandre Bompard, LCI televizyonuna yaptığı açıklamada, işletmeler için maliyetin "yüz milyonlarca euroya" ulaşacağını belirterek net bir rakam vermek için henüz erken olduğunu söyledi.
Limoges belediye binası ile Lyon'daki ikonik Place Bellecour turizm ofisi alev aldı. Vandallar, Marsilya, Lille ve Angers'deki belediye binalarına da zorla girdi; Bordeaux'da ise valinin ikametgâhı yağmalandı.
"Protesto etmek bir haktır ve öfkenin duyulmayı hak ettiğini" söyleyen Limoges belediye başkanı Guillaume Guérin, "Ancak hiçbir anlaşmazlık ya da şikâyet, kamu malının yok edilmesini asla haklı çıkaramaz" diyerek şiddeti "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.
Belçika'da, Brüksel ve Liège'de polisle göstericiler çatıştı ve bu olaylar hayat pahalılığı protestoları sırasında yaşandı. Son haftalarda lise öğrencileri de artan eğitim maliyetlerini protesto ederek sokağa çıkmış, Fransa'da okullardaki koşulları ve öğretmen açığını protesto eden öğrencilerle aynı safta yer almıştı.
Limoges belediye başkanı ve diğer siyasetçilerle aynı çizgide konuşan Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin, cumartesi günü yaptığı açıklamada "Ortada artık sadece bir protesto yok" diyerek yaşananları "apaçık şiddet" olarak tanımladı.
Portekiz'de, sendikalar ve konut hakkı savunucuları daha yüksek ücretler, daha iyi emekli maaşları, güçlendirilmiş kamu hizmetleri ve konutların erişilebilirliği için önlem talep etti. Organizasyonlar, artan kiralar, mortgage maliyetleri ve günlük harcamaları hanehalkı bütçeleri üzerindeki baskının başlıca nedenleri olarak gösterdi.
İtalya'da da ekonomik koşullar ve yükselen fiyatlar nedeniyle gösteriler düzenlendi. Milano, Torino ve Bologna'daki çatışmalarda çok sayıda kişi yaralandı, Milano'da onlarca kişi gözaltına alındı.
Avrupalılar neden öfkeli?
Artan gıda, konut ve enerji maliyetleri, birçok hanenin gelirini daha fazla esnetmesini zorlaştırıyor. Enflasyon yavaşlasa bile fiyatlar genellikle eski seviyelerine inmiyor; bu da tüketicilerin bütçelerinde daha az manevra alanı kalmasına yol açıyor.
Konut meselesi, özellikle kiracılar ve birçok kentteki gençler için ciddi bir kaygı kaynağı. Düşük ücretli çalışanlar zorunlu giderlerin baskısıyla karşı karşıya kalırken, eğitim ve diğer kamu hizmetlerine ilişkin endişeler de bazı ülkelerdeki huzursuzluğu artırıyor.
Euronews Business'ın analiz ettiği Eurostat verilerine göre, AB'de gıda ve alkolsüz içecek fiyatları Ağustos 2021 ile Ağustos 2026 arasında yüzde 34 arttı. Brüt aylık asgari ücretle satın alınabilecek gıda miktarı Malta'da yüzde 6, İspanya'da yüzde 5 ve Fransa'da yüzde 4 azaldı; incelenen ülkelerin çoğunda ise arttı. Ancak bu karşılaştırma, vergileri, kirayı ve diğer hanehalkı giderlerini kapsamıyor ve yaşam maliyetlerindeki baskının tamamını yansıtmıyor.
Protestolar tek bir Avrupa çapında hareketi temsil etmiyor; talepler farklılık gösterse de hepsi, hanehalkı bütçeleri üzerindeki baskıyı ve ücretlerin temel ihtiyaçların maliyetiyle aynı hızda artmasını sağlamanın giderek zorlaştığını ortaya koyuyor.