Altının ons fiyatı rekor seviye olan 5 bin 600 dolardan 4 bin 770 dolara geriledi. Gümüş fiyatı ise cuma günü yüzde 31 düştü. Bu, Mart 1980’den bu yana gümüşte görülen en büyük yüzdesel düşüş oldu. Peki, bu sert gerilemenin arkasında ne olabilir?
Altın perşembe günü ons başına 5 bin 600 dolarla yeni bir rekor kırmıştı. Gümüş ise 120 dolardan işlem görüyordu. Ancak kısa süre içinde değerli metal fiyatları düşüşe geçti. Cuma akşamına gelindiğinde altının fiyatı ons başına 4 bin 700 dolar seviyelerine kadar gerilemişti.
Altın ateşi 2026’nın başında zirveye ulaştı ve fiyatlar bu hafta başında tarihi rekor kırdı. Dünyanın dört bir yanında insanlar ya ellerindeki altını satmak ya da yeni alımlar yapmak için kuyruğa girdi.
Tüketiciler, altın takılarını bozdurmak için yerel kuyumculara yöneldi. Kimileri ilk kez altın sikke ya da külçe satın alırken, kimileri de borsada işlem gören fonlar (ETF) aracılığıyla, hisse senedi benzeri bir yöntemle altına yatırım yaptı.
Çarşamba günü New York spot piyasasında altının fiyatı, değerli metaller için standart ölçü olan troy ons başına 5 bin 418 doların üzerine çıkarak rekor kırdı. O tarihten bu yana fiyatlar geriledi; vadeli işlemler cuma öğleden sonra 5 bin doların altına indi. Bu durum, daha geniş çaplı bir düzeltmeye işaret ediyor olabilir.
Fiyatlardaki dalgalanma, Başkan Donald Trump’ın eski Fed yetkilisi Kevin Warsh’ı ABD Merkez Bankası başkanlığına aday göstereceğine dair haberlerin sızmasının ardından daha da belirgin hale geldi.
Altın dalgalı ve öngörülemez olabiliyor. Buna rağmen fiyatlar, New York spot piyasasında ons başına 2 bin 795 doların altında olduğu 1 yıl öncesine kıyasla hâlâ çok daha yüksek seviyelerde.
Altın ve gümüş fiyatları neden yükseldi?
Bunun temelinde belirsizlik yatıyor. Çalkantılı dönemlerde altın ve gümüş gibi değerli metallere olan ilgi artıyor.
Altın fiyatları, COVID-19 pandemisinin en yoğun döneminde ve Başkan Trump’ın gümrük tarifelerinin yol açtığı küresel gerilimler ve savaşlar sırasında dünya genelinde sıçrama yaptı.
Son rekorlar, Venezuela ve İran’daki jeopolitik gerilimin tırmanması, Trump’ın ABD’nin Grönland’ı devralması yönündeki tekrarlanan çağrıları ve Amerika’nın müttefiklerine karşı giderek sertleşen tutumuyla aynı döneme denk geldi.
Syracuse Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Daniel McDowell, Associated Press’e (AP) yaptığı açıklamada, “Dünya düzeninin nasıl işlediğine dair düşünme biçimimizde ciddi bir çözülme yaşanıyor” dedi. McDowell’a göre istikrarsızlık anlarında altın almak, bazı insanlar için paralarını güvenli bir yere koyma isteğinden kaynaklanan tarihsel bir “psikolojik tepki”.
Altına yönelik son talep artışı ve ardından gelen fiyat düşüşü, ABD dolarındaki zayıflama ve Fed’in gelecekteki bağımsızlığına ilişkin soru işaretleriyle de örtüşüyor.
Trump, eski Fed yetkilisi Kevin Warsh’ı merkez bankasının başına aday gösterdi. Bu hamle, para politikasında Beyaz Saray etkisinin artacağına ve Fed’in siyasetten tarihsel bağımsızlığının zayıflayacağına işaret edebilir.
Warsh, görev süresi mayısta dolacak olan mevcut başkan Jerome Powell’ın yerini alacak. Powell’ı 2017’de Fed’in başına getiren Trump, faizleri yeterince hızlı düşürmediği gerekçesiyle onu sık sık eleştirmişti. Fed terminolojisinde uzun süredir “şahin” olarak bilinen Warsh, enflasyonu kontrol etmek için daha yüksek faiz oranlarını savunuyor.
Trump, yeni Fed başkanını faizleri düşürmek amacıyla seçeceğini açıkladı. Ona göre bu adım, federal hükümetin 38 trilyon dolarlık devasa borcunun borçlanma maliyetini azaltacak.
Atama için Senato’nun onayı gerekiyor.