Avrupa Parlamentosu önünde lastik yakan çiftçilerden kıta genelindeki otoyol kapatmalarına kadar, AB–Mercosur ticaret anlaşmasına dair gerilimlerin yakın zamanda dinmesi beklenmiyor. Eleştirmenler, anlaşmanın Avrupa'ya 'toksik' ürün akınına yol açacağını savunuyor. Peki, bu iddialar ne kadar doğru?
25 yıl süren gergin müzakerelerin ardından Avrupa Parlamentosu (AP), 21 Ocak’ta AB–Mercosur ticaret anlaşmasını, AB'nin kurallarıyla uyumlu olup olmadığının belirlenmesi için Avrupa Adalet Divanı’na sevk etmeye karar verdi.
Bu adım, AB ile Mercosur bloğu (Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay) arasında bir serbest ticaret bölgesi kurulmasını öngören anlaşmanın onaylanmasını 2 yıl daha geciktirebilir ve anlaşmayı destekleyenler için önemli bir darbe anlamına geliyor.
Avrupa cephesinde Fransa, Polonya, Avusturya, İrlanda ve Macaristan en sert Mercosur karşıtları arasında yer alıyor. Bu da anlaşmanın AB’ye pratikte ne getireceğine dair çelişkili iddiaları beraberinde getiriyor.
AP üyeleri anlaşmanın ‘toksik’ ithalata yol açacağını savunuyor
Anlaşmanın çevresel etkileri, adil rekabet ve Avrupa pazarına girecek ürünlerin kalitesi konusundaki şüpheler, muhalefeti körükleyen başlıca başlıklar arasında.
AP Sol Grup Eş Başkanı Fransız Parlamenter Manon Aubry'ye göre, "Avrupa Birliği'nin bugüne kadar müzakere ettiği en kötü serbest ticaret anlaşması" olan Mercosur, tehlikeli böcek ilaçlarıyla işlenmiş ürünlerin kitlesel ithalatına yol açma riski taşıyor.
“AB’de yasaklı olan pestisitleri ihraç ediyoruz, sonra bu maddeler ithal gıdalar yoluyla yeniden tabaklarımıza dönüyor,” dedi.
Avrupa Birliği, pestisitler ve gıda güvenliği konusunda dünyanın en sıkı kurallarından bazılarına sahip. Bu nedenle AB’de kullanımı yasaklanan pek çok zararlı kimyasal, Güney Amerika da dahil olmak üzere kıta dışına ihraç ediliyor.
Eleştirmenler, Mercosur anlaşmasının, AB’de yasaklı ancak Güney Amerika’nın birçok ülkesinde yasal olan pestisitlerle üretilmiş gıdaların Avrupa’ya ithal edilmesi anlamına geleceğini savunuyor.
Aşırı sağcı Egemen Uluslar Avrupası Grubu’ndan Polonyalı AP üyesi Ewa Zajączkowska-Hernik ise anlaşmanın “çiftçiler ve tüketiciler için gerçek koruma mekanizmaları sunmadığını” ileri sürerek, bunun AB’de yasaklı toksik maddeler içeren gıdaların ithalatına yol açacağını iddia ediyor.
AB’ye göre sorun yok
Mercosur etrafındaki tartışmalara rağmen AB’nin Güney Amerika ülkeleriyle halihazırda ticaret anlaşmaları bulunuyor ve ithal ürünlerin Avrupa standartlarına uygunluğunu sağlamak için kontroller uygulanıyor.
Örneğin Avrupa Komisyonu, 2024’te Brezilya’da AB’ye ihraç edilen sığır etlerinde izlenebilirlik eksikliği nedeniyle bir denetim gerçekleştirdi. Bunun sonucunda Brezilya, dişi sığır etinin ihracatını askıya aldı.
AB–Mercosur ticaret anlaşması, belirli ürünlerde gümrük vergilerini ciddi biçimde düşürerek AB ile Güney Amerika ülkeleri arasındaki mal ve hizmet ticaretini artırmayı hedefliyor.
Anlaşmanın denetimsiz ürünlerin Avrupa’ya akacağı anlamına gelmediğini savunan Avrupa Komisyonu, mevcut gıda güvenliği düzenlemelerinin Mercosur kapsamında da geçerli olacağını söylüyor.
Komisyon, Ocak 2026’da paylaştığı bir açıklamada, AB’de yasaklı genetiği değiştirilmiş gıdaların ithal edilemeyeceğini; gıdaların “Avrupa Birliği tarafından belirlenen azami pestisit kalıntı seviyelerine uyması gerektiğini”; ayrıca 1981’de getirilen bir direktif gereği büyüme hormonları verilen hayvanların etinin ithalatının yasak olduğunu yineledi.
Anlaşma tüketiciyi koruyor mu?
Avrupa Komisyonu, anlaşma kapsamında gıda güvenliği kontrollerinin iki düzeyde yürütüleceğini açıkladı.
Üye ülkeler, ürünler AB sınırlarına ulaştığında denetimleri yaparken, Avrupa Komisyonu da ürünler limanlarından ayrılmadan önce, ihracatçı ülkelerdeki üretim sistemlerini AB standartlarına uygunluk açısından denetleyecek.
Pratikte AB, halihazırda Mercosur ülkelerinden – sığır eti dahil – ürün ithal ediyor ve sınır kontrolleri uygulanıyor.
Ancak tüketici haklarını ve gıda kalitesini korumaya odaklanan Avrupa merkezli savunuculuk grubu Foodwatch’un genel direktörü Karine Jacquemart’a göre asıl sorun, bu kontrollerin mevcut durumda gerektiği gibi uygulanmaması.
Örneğin Fransa, ithal ürünlerin kalitesini garanti altına almak için Avrupa’dan ek önlemler talep etti.
Komisyon da buna, Avrupa’da daha sıkı sağlık kontrolleri ve üçüncü ülkelerde AB kurallarına uyumu sağlamak için veterinerlik ve bitki sağlığı denetimlerinin artırılacağını vaat ederek karşılık verdi.
Mercosur’u reddeden üye ülkeler arasında yer almasına rağmen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu önlemleri ve “Avrupa Komisyonu bünyesinde bu kontrollerin etkinliğine yönelik bir görev gücü kurulmasını” övdü.
Eleştirmenler ise ikna olmuş değil. Jacquemart, önlemlerin yetersiz kaldığını söylüyor.
“Bugün bu kurallar hâlâ gerektiği gibi uygulanmıyor,” dedi. “Sınır kontrolleri tek başına, AB’de yasaklı olan büyümeyi teşvik eden antibiyotiklerle muamele edilmiş hayvanların ithalatını durduramaz.”
Foodwatch’un, üye ülkelerdeki mevcut denetimlerin yetersiz olduğunu ve bunları uygulamak için ayrılan kaynakların sınırlı kaldığını tespit ettiğini de ekledi.
Ancak yetkililer mevcut kontrollerin gerçekten de etkili olduğu konusunda güvence veriyor.
Euronews’in teyit ekibi The Cube’a konuşan Belçika Federal Gıda Güvenliği Ajansı (AFSCA) sözcüsü Aline Van den Broeck, sınır denetim noktalarındaki sağlık kontrollerinin düzgün şekilde uygulandığını söyledi.
Van den Broeck, sistemin “AB dışı ülkelerden yapılan ithalatın Avrupa mevzuatına ve hijyen standartlarına uygunluğunu sağlayarak gıda güvenliğini garanti altına almak üzere tasarlandığını” belirtti.
Bu çerçevenin, AB genelinde tutarlı bir sağlık koruma seviyesi sağlamayı amaçladığını ifade etti.
“Belçika, önceki uyum sorunlarının tespit edildiği ülke veya ürünler için özellikle geçici olarak yoğunlaştırılmış rutin kontrolleri de içeren dört aşamalı bir sınır kontrol sistemi uyguluyor,” dedi.
Brezilya'dan güvence
AB–Mercosur anlaşması etrafındaki sağlık endişelerinin büyük bölümü, Mercosur ülkelerinde AB’de yasaklı kimyasalların kullanılmasından kaynaklanıyor.
Ancak The Cube’a konuşan Brezilya’nın AB Büyükelçisi Pedro Miguel da Costa e Silva, AB’ye ihraç edilen tüm etlerin yalnızca hem AB hem de Brezilya makamları tarafından denetlenmiş ve yetkilendirilmiş tesislerden geldiğini söyledi.
Ticaretin anlaşmadan bağımsız olarak zaten sürdüğünü vurgulayan Silva, anlaşmanın mevcut sağlık ve bitki sağlığı standartlarını değiştirmeyeceğini de belirtti.
“Ticaret, anlaşma olsun ya da olmasın zaten yapılıyor,” diyen Silva, “Anlaşma mevcut sağlık ve bitki sağlığı standartlarını değiştirmeyecek,” ifadelerini kullandı.
Tüketiciler ne diyor?
Tüketici örgütleri de gıda güvenliği ve hayvan refahı kurallarının korunmasının önemine dikkat çekiyor.
The Cube, Avrupalı tüketicileri ve haklarını temsil eden Avrupa Tüketici Örgütü ile temasa geçti.
Örgüt, “toksik” ürünlerin Avrupa pazarını istila edebileceği iddialarına ilişkin spesifik sorulara yanıt vermeyi reddetti.
Bunun yerine bir sözcü, “AB’nin günümüz dünyasında diğer bölgelerle uzun vadeli ortaklıklar kurma ihtiyacını anlıyoruz; ancak tüketicilerin tabaklarına ulaşan gıdanın AB gıda güvenliği ve hayvan refahı kurallarına uymasını ve üreticiler ile hükümetlerin sürdürülebilirlik çabalarından vazgeçmemesini sağlamalıyız,” dedi.