Yetkililer bu hareketin, AB’nin yasal olmayan sığınmacı hareketlerini caydırmaya yönelik tavrıyla çelişebileceğini belirtiyor.
Avrupa Komisyonu’nun, İspanya hükümetinin yaklaşık 500 bin sığınmacıya yasal statü verilmesi planıyla ilgili çekinceleri olduğu bildirildi.
Euronews’e konuşan üç AB yetkilisi, söz konusu kararın Avrupa Birliği’nin mevcut göç politikasıyla çelişebileceği endişesini dile getirdi.
İspanya hükümeti, ocak ayı sonunda açıkladığı düzenleme kapsamında 31 Aralık 2025’ten önce ülkeye giriş yapan sığınmacıları kapsayan bir adım attı. Düzenlemeden yararlanmak isteyen yabancıların en az beş ay İspanya’da yaşamış olması ya da 2025 sonuna kadar iltica başvurusunda bulunmuş olması gerekiyor.
Yeni kararname, yararlanıcıların bir yıl süreli oturum izni almasına ve İspanya genelinde tüm sektörlerde çalışma hakkına sahip olmasına imkân tanıyacak. Göç Bakanı Elma Saiz, düzenlemenin “ekonomik büyüme ve toplumsal uyumu güçlendirmeyi” amaçladığını söyledi.
Brüksel’den eleştiriler
Başbakan Pedro Sanchez hükümetinin kararı Brüksel’de tepkiyle karşılandı. AB yetkililerinden biri, kararın “Avrupa Birliği’nin göç konusundaki yaklaşımıyla uyumlu olmadığını” ifade etti.
Yetkililer, kitlesel bir yasallaştırmanın, AB’nin düzensiz göçü caydırmaya yönelik mesajıyla çelişebileceğini belirtiyor. Brüksel’deki kaynaklara göre, yasallaştırılan göçmenlerin yeni statüleri sayesinde Schengen bölgesinde 180 gün içinde 90 güne kadar seyahat edebilecek olması da önemli bir endişe kaynağı olarak görülüyor. Bu durumun bazı kişilerin diğer AB ülkelerinde izinsiz şekilde yerleşmeye çalışmasına yol açabileceği değerlendiriliyor.
AB İçişleri ve Göç Komiseri Magnus Brunner’ın konuyu Avrupa Parlamentosu’nda, “İspanya’nın geniş kapsamlı yasallaştırma politikası ve bunun Schengen ile AB göç politikası üzerindeki etkileri” başlıklı oturumda ele alması bekleniyor. Brunner, ocak ayında yaptığı açıklamada ise kararın ulusal bir yetki alanına girdiğini belirtmişti.
AB göç politikasını sıkılaştırıyor
İspanya’nın attığı adım, Avrupa’daki birçok ülkenin uluslararası koruma başvurularını sınırlamaya ve düzensiz göçmenlerin geri gönderilmesini artırmaya yönelik politikalarıyla ters düşüyor.
AB’nin son dönemde hazırladığı düzenlemeler, daha sıkı iltica politikalarıyla düzensiz göçü caydırmayı ve sınır dışı oranlarını artırmayı hedefliyor. “Üçüncü güvenli ülke” kavramında yapılan değişiklikle, sığınma başvurularının reddedilebileceği durumların kapsamı genişletildi.
Ayrıca Bangladeş, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Kosova, Fas ve Tunus’un yanı sıra Ukrayna dışındaki AB aday ülkelerini kapsayan “güvenli menşe ülkeler” listesi, bu ülkelerden gelen başvuruların hızlandırılmış prosedürlerle incelenmesini öngörüyor.
Komisyonun önerdiği “geri dönüş düzenlemesi” ise AB ülkeleriyle ikili anlaşması bulunan üçüncü ülkelere, göçmenlerin menşe ülkeleriyle bağlantısı olmasa bile sınır dışı edilmesine imkân tanıyabilecek.
AB’nin Göç ve İltica Paktı kapsamında yürürlüğe giren düzenlemeler, dış Schengen sınırlarında ortak kuralların uygulanmasını ve sınır süreçlerinin dijital yönetimini de içeriyor.
İnsan hakları örgütlerinden eleştiri
Amnesty International, Save the Children ve Human Rights Watch gibi sivil toplum kuruluşları ise AB’nin yeni göç politikalarını eleştiriyor. Kuruluşlar, düzenlemelerin iltica hakkına erişimi zorlaştırdığını ve sınır prosedürlerinde insan haklarının yeterince korunmadığını savunuyor.