ABD, Avrupalı müttefikleriyle yaşadığı hayal kırıklığını gerekçe göstererek NATO'daki rolünü yeniden değerlendiriyor. AB liderleri, savaşın sıcak aşaması sona erdiğinde Hürmüz Boğazı'nda yardım edeceklerini vurguladılar. Ancak NATO'nun bir savunma ittifakı olduğunda ısrar ediyorlar.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, müttefiklerin ABD-İsrail'in İran savaşına destek vermeyi reddetmesinin ardından Washington'ın NATO ile ilişkisini "yeniden gözden geçireceğini" açıkladı.
Rubio'nun bu açıklamaları, Başkan Donald Trump'ın ittifaktan çekilme olasılığına ilişkin sözleriyle de örtüştü.
Rubio, salı akşamı Fox News'e yaptığı açıklamada, "Ne yazık ki bu çatışma sona erdikten sonra bu ilişkiyi yeniden gözden geçirmek zorunda kalacağımız konusunda hiçbir şüphe yok," dedi.
"Ülkemiz açısından NATO'nun değerini yeniden değerlendirmek zorunda kalacağız," diye ekledi.
Bu açıklamalar, Rubio'nun bir haftadan kısa süre içinde yaptığı ikinci benzer uyarı oldu. Avrupa liderleri ise ABD'nin İran'la çatışmaya katılma çağrılarına direnmeye devam ediyor.
G7 dışişleri bakanları geçen hafta, savaşın sıcak aşaması sona erdikten sonra Hürmüz Boğazı'nda görev alacaklarını söyledi ve Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalar sırasında tahıl ihracatının sürmesini sağlayan Karadeniz Girişimi'ne benzer, BM öncülüğünde bir misyon önerdi.
Kendini uzun süredir NATO destekçisi olarak tanımlayan Rubio, ittifakın geçmişte ABD'ye, üye ülkelerdeki askeri üsler üzerinden "güç projeksiyonu" yapma imkânı dahil olmak üzere açık avantajlar sunduğunu söyledi.
Ancak Rubio, müttefiklerin erişimi kısıtlaması halinde bu düzenlemenin sorgulanabileceği uyarısında bulundu. Bazı Avrupa ülkeleri, saldırıların düzenlenmesi için ABD üslerine erişimi kısıtladı.
Savaş sona erdikten sonra durum değerlendirmesi yapacaklarını ve kapsamlı bir inceleme yürüteceklerini söyleyen Rubio, "Eğer NATO ittifakı, Amerika'nın çıkarlarını savunmak için bu üsleri kullanamayacağımız bir noktaya geldiyse, o zaman NATO tek taraflı bir ilişkiye dönüşür," dedi ve ekledi:
"NATO, bizim Avrupa'yı savunmamız anlamına geliyorsa ama onlar ihtiyaç duyduğumuzda üs kullanım hakkını bize vermiyorsa, bu çok da iyi bir düzenleme değildir."
Bu arada Trump, ABD'nin ittifaktaki geleceğine ilişkin çelişkili açıklamalar yaptı.
Son açıklamalarında Trump, İran savaşına katılmayı reddettiği için ittifakı "kağıttan kaplan" diye niteleyerek NATO'dan çekilmeyi "ciddi şekilde değerlendirdiğini" söyledi.
Ancak daha sonra The Telegraph'a verdiği röportajda ABD Başkanı, Washington'ın 76 yıldır parçası olduğu ittifaktan ayrılmasının "değerlendirmenin ötesinde" olduğunu söyledi.
Trump, "Ben NATO'dan hiçbir zaman etkilenmedim. Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum ve Putin de bunu biliyor," dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise çarşamba günü ittifakı savundu ve NATO'yu "dünyanın gördüğü en etkili askeri ittifak" olarak niteledi.
Starmer basın toplantısında, "NATO onlarca yıldır bizi güvende tuttu ve biz NATO'ya tamamen bağlıyız," dedi.
İran savaşı Avrupalı müttefikleri tedirgin ediyor
Transatlantik gerilimi daha da artıran bir diğer unsur da bazı Avrupa ülkelerinin, çatışmayla bağlantılı askeri faaliyetler için hava sahalarını kullandırmayı reddetmesi oldu.
ABD-İsrail saldırılarının en sesli eleştirmenlerinden biri olan İspanya, savaşa dahil olan ABD uçaklarının hava sahasını kullanmasına ya da üslerini insani yardım dışında herhangi bir amaçla kullanmasına izin vermeyeceğini açıkladı. Fransa da İsrail'e malzeme taşıyan bazı askeri uçuşlara erişimi kısıtladı. Bu durum Trump'ın sert tepkisini çekti.
Truth Social'da paylaşım yapan Trump, askeri teçhizat taşıyan uçuşları engellediği gerekçesiyle Paris'i eleştirdi ve Fransa'yı "hiç yardımcı olmamakla" suçladı.
Öte yandan Polonya, Patriot hava savunma sistemlerinin Körfez'e yeniden konuşlandırılmasına yönelik gayriresmî ABD talebini geri çevirdi.
Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz, Polonya basınında çıkan haberlere yanıt olarak sosyal medya paylaşımında, "Patriot bataryalarımız Polonya hava sahasını ve NATO'nun doğu kanadını korumak için kullanılıyor. Bu konuda hiçbir şey değişmiyor," dedi.
Bu gelişmeler, çatışmanın yoğunluğu nedeniyle ABD'nin askeri stokları üzerindeki baskıya dair artan kaygılarla aynı döneme denk geldi.
Washington ayrıca, dünya ham petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik deniz yolu Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olmaları için Avrupalı müttefiklerine çağrıda bulundu. İran'ın geçişi fiilen engellemesi, küresel enerji piyasalarında ciddi aksamalara yol açtı ve petrol ile gaz fiyatlarını sert biçimde yükseltti.
Avrupa ülkeleri ile Japonya'nın da aralarında bulunduğu yaklaşık 30 ülke, boğazın yeniden açılmasına yönelik çabalara destek vermek amacıyla bir "gönüllüler koalisyonu" kurulmasını görüşüyor. Ancak bunun ancak çatışmalar sona erdikten sonra gündeme gelmesi bekleniyor.
Rubio da Avrupa'nın İran konusunda isteksiz davranmasının, transatlantik işbirliği açısından daha geniş sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü.
Bazı Avrupalı liderlerin çatışmanın "Avrupa'nın savaşı olmadığı" yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Rubio, ABD'nin Rusya'ya karşı Ukrayna'ya destek konusunda öncü rol üstlendiğini hatırlattı.
Rubio, geçen hafta Fransa'daki G7 dışişleri bakanları toplantısının kulisinde, "Ukrayna Amerika'nın savaşı değil, buna rağmen bu mücadeleye diğer tüm ülkelerden daha fazla katkıyı biz sunduk. Dolayısıyla bu, başkanın bundan sonraki süreçte dikkate alması gerekecek bir konu," diye konuştu.
Euronews, NATO'dan yorum talebinde bulundu. Yayın anına kadar herhangi bir yanıt alınmadı.