Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Uzmanlar uyarıyor: modern savaşın yeni hedefi veri merkezleri

3 Mart 2026 Salı günü İran'ın Tahran kentinde ABD-İsrail askeri saldırısının ardından yükselen duman bulutunun arkasında güneş batıyor.
3 Mart 2026 Salı günü İran'ın başkenti Tahran'daki ABD-İsrail ortak askeri saldırısının ardından yükselen duman bulutunun arkasında güneş batıyor. ©  AP Photo/Vahid Salemi
© AP Photo/Vahid Salemi
By Anna Desmarais
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Veri merkezleri, bankacılık uygulamalarını, bulut hizmetlerini ve yapay zeka platformlarını çalıştırmak için gereken tüm altyapıyı barındıran fiziksel tesislerdir.

Uzmanlar, Orta Doğu’daki veri merkezlerine yönelik yeni tehditler konusunda alarm veriyor; bu ay kayda geçen ilk saldırıların tehlikeli bir eğilimin habercisi olduğu uyarısında bulunuyor.

REKLAM
REKLAM

Amazon’un verdiği bilgiye göre (kaynak İngilizce) Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki veri merkezi 1 Mart’ta insansız hava aracı saldırılarıyla vuruldu, Bahreyn’deki üçüncü bir merkez ise yakınlardaki bir saldırıdan saçılan enkaz nedeniyle hasar gördü.

İran’ın Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) saldırıların sorumluluğunu üstlenerek, devlet medyasına bu saldırıların, düşmanın askeri ve istihbarat faaliyetlerini desteklemede bu merkezlerin rolünü tespit etmeyi amaçladığını söyledi.

Analistlere göre bunlar, veri merkezlerine yönelik bilinen ilk fiziksel saldırılardan bazıları olabilir; zira bu binalar, bankacılık uygulamalarından bulut hizmetlerine ve yapay zekâ (YZ) platformlarına kadar her şeyin çalışmasını sağlayan tüm altyapıyı barındırıyor.

Amazon, Orta Doğu’daki saldırılarla ilgili daha fazla yorum yapmayı reddederek Euronews Next’i bir sağlık panosuna yönlendirdi. 11 Mart itibarıyla, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’deki müşteriler için bazı Amazon hizmetleri (kaynak İngilizce) hâlâ kullanılamıyor ya da kesintiler yaşanıyor.

Veri merkezleri neden hedef alınıyor?

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) yapay zekâ yönetişimi programı direktörü Vincent Boulanin, “Gelecekte veri merkezlerinin hedef alınma ihtimali çok yüksek” dedi.

Boulanin, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’deki veri merkezlerine saldırı düzenlemesine şaşırmadığını söyledi. Veri merkezleri, modellerin eğitilmesi için gereken işlem gücünü, depolamayı ve yüksek hızlı interneti sağlayarak yapay zekâyı besliyor.

“Veri merkezleri, ulusal düzeyde yapay zekâ kapasitesinin kritik yapı taşlarından biridir” diyen Boulanin, “Bu açıdan bakıldığında veri merkezleri son derece kritik bir altyapı olarak görülebilir” ifadelerini kullandı.

Veri merkezlerinin hedef alınmasının, siviller üzerindeki etkisi ve operasyonlarında yapay zekâ kullanabilecek ABD ordusu açısından muhtemel sonuçları nedeniyle dikkat çekici olduğunu da belirtti. ABD medyasında yer alan haberlere göre, Anthropic’in Claude adlı sistemi, Amerikan ordusu tarafından Venezuela ve İran’daki operasyonlara destek olmak için kullanıldı.

İngiliz düşünce kuruluşu Virtual Routes’ın eş direktörü James Shires’a göre, eğer amaç sistemlerin ne kadar kırılgan olduğunu göstermekse, hava saldırısı riski en yüksek şirketler, Microsoft, Google Cloud ve Amazon Web Services gibi “hiper ölçekli” veri merkezlerine sahip büyük teknoloji şirketleri.

ABD’li teknoloji şirketi IBM’ye göre bu tür hiper ölçekli tesisler en az 5.000 sunucu barındırıyor ve milyonlarca fit karelik alanı kaplayabiliyor (yaklaşık 92.900 kilometrekare).

Shires, OpenAI ya da Anthropic gibi büyük yapay zekâ şirketlerinin sahip olduğu veri merkezlerinin de, saldırının ABD ordusunun veri işleme kapasitesini hedeflemesi durumunda risk altında olabileceğini ekledi.

Yerde ‘sağlam’ koruma var, havada yok

Çoğu veri merkezinin yerde “sağlam” güvenlik önlemlerine sahip olduğunu, ancak bu saldırılardan önce pek azının devlet düzeyindeki hava saldırısı tehdidini hesaba kattığını söyledi.

“Tehdit modeli, bir devlet aktörünün füze fırlattığı bir çatışma senaryosuna dönüştüğünde... veri merkezleri savunma açısından en öncelikli hedef olmuyor” diyen Shires, petrol ve gaz rafinerileri ya da deniz suyunu arıtma tesislerinin çoğu zaman daha cazip hedefler olduğunu vurguladı.

Amazon’un veri merkezlerindeki güvenlik; güvenlik görevlileri, çitler, kameralar ve izinsiz girişleri takip eden teknolojilerden oluşuyor. Şirketin ayrıca, sunuculardan birinin aşırı ısınması durumunda devreye girecek yangın söndürme sistemleri ve yedek internet bağlantıları bulunuyor.

Amazon, 2022’de BAE’deki bölgelerine ilişkin yayımladığı basın bültenine (kaynak İngilizce) göre, veri merkezlerini bir bölge içinde fiziksel olarak birbirinden ayıran “erişilebilirlik bölgeleri” adı verilen kümelere ayırıyor; böylece tek bir felaketin etkisi azaltılıyor.

Bu erişilebilirlik bölgeleri, sel ya da deprem gibi fiziksel afetler sırasında bulut hizmetlerinin çalışmaya devam etmesi için tasarlanmış olsa da, drone saldırılarından kaynaklanan kesintilerin etkisini azaltmaya da yardımcı olabiliyor, diye ekledi.

“Bir drone saldırısı gerçekleştiğinde, veri merkezlerindeki bazı hizmetler çalışamaz hâle gelebilir; bu durumda tüm merkezin daha düşük kapasiteyle çalışması ya da tamamen devre dışı bırakılması gerekebilir” dedi. “Ancak en kötü senaryoda bile, veri işlemeyi aynı bölgedeki diğer tesislere çok büyük sorun yaşamadan kaydırabilirsiniz.”

Bu sistemin tek sınırının, hükümetlerin belirli verilerin kendi ülkeleri içinde kalmasını zorunlu kıldığı veri yerelleştirme ya da veri egemenliği kuralları olduğunu da sözlerine ekledi.

Anlaşmalar mı, füzeler mi koruyabilir?

Shires’a göre veri merkezlerine yönelik tehditleri azaltmanın iki yolu var: Savaş zamanında bu tesislere saldırmayı yasadışı kılacak anlaşmalar yapmak ya da savunma sistemlerini güçlendirmek.

Ancak karşı taraf veri merkezleri gibi kritik altyapılara saldırmaya açık ve istekliyse, anlaşma yolunun “pek olası” olmadığını belirtti.

Savunmayı güçlendirmek için ise Shires, veri merkezlerinin “kritik altyapı” olarak sınıflandırılması ve İsrail’in Demir Kubbe’sine benzer, ülke çapında bir füze kalkanı sistemiyle korunması gerektiğini söyledi.

İsrail’in sistemi, ülke genelinde stratejik noktalara konuşlandırılmış, kamyonla çekilen mobil birimlerden oluşuyor. Askerî personel, 24 saat esasına göre çalışan bir “mücadele yönetim merkezinde” tespit edilen tehdidi analiz ediyor ve hangi tip füze ile karşılık vereceğine karar veriyor.

Shires, Demir Kubbe’nin bileşenleri gibi yerden havaya savunma sistemlerinin, petrol ve gaz rezervleri ya da devlet altyapısı gibi “son derece yüksek değere sahip” yerlere konuşlandırılarak bu tesisleri saldırılara karşı koruduğunu söyledi.

“Dolayısıyla asıl soru, veri merkezlerini kritik altyapı listesinde ne kadar yukarı taşıyacağınız” diye konuştu.

Başka bir seçenek olarak, belirli yerden havaya füze bataryalarının veri merkezlerinin yanına ya da müdahale için doğru açı ve konuma taşınması ya da konuşlandırılması olduğunu söyleyen Shires, ordunun tercih edeceği konuşlanmanın, tehdidin nereden gelebileceğine ilişkin değerlendirmelerine bağlı olacağını belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri, Başkan Donald Trump’ın “Altın Kubbe” adını verdiği ve hipersonik, balistik ve gelişmiş seyir füzeleri ile insansız hava araçlarını vurabilecek benzer bir ulusal kalkan sistemi üzerinde çalışıyor. Ancak şu ana kadar bu girişim kapsamında doğrudan bir askerî ihale verilmiş değil.

Euronews Next, Altın Kubbe projesine ilişkin son durumu ve bu sistem kapsamında veri merkezlerinin yakınına füze yerleştirilmesinin gündeme gelip gelmeyeceğini sormak üzere ABD Savaş Bakanlığı’na ulaştı ancak haberin yayına hazırlandığı sırada yanıt alamadı.

Şimdi ne olacak?

Boulanin, AWS veri merkezlerine yönelik drone saldırısının Orta Doğu’daki savaşta bir “tansiyon tırmandırma” adımı sayılıp sayılmayacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Uluslararası hukuka göre, sivil altyapı, askeri faaliyetleri desteklediğine dair somut kanıt bulunmadıkça çatışma sırasında doğrudan saldırılardan korunuyor, diye ekledi.

Boulanin, “Bu durumda söz konusu tesisin tamamen sivil bir altyapı olması kuvvetle muhtemel; dolayısıyla o merkezin hedef alınması büyük ihtimalle hukuka aykırıydı” dedi.

Boulanin, AWS merkezlerinin hangi askerî faaliyetler için kullanıldığını –kullanıldıysa– bilmenin son derece güç olması nedeniyle, BAE’nin ABD’nin düzenlediği insansız hava aracı saldırılarına karşı hukuki girişimde bulunabileceğini de sözlerine ekledi.

Daha uzun vadede ise bunun, BAE, Bahreyn ve genel olarak Orta Doğu’daki veri merkezi yatırımlarını azaltması bekleniyor.

“Veri merkezi yatırımları çok uzun vadeli planlanır ve bu tür her olay, o yatırıma ilişkin riski artırır” diyen Shires, “Bu durum, Körfez ekonomilerinin bulut ve yapay zekâ stratejilerini son derece kaygı verici bir biçimde riske atıyor” ifadelerini kullandı.

Veri analizi (kaynak İngilizce) şirketi Mordor Intelligence’ın 2025 verilerine göre, BAE’de yaklaşık 35 veri merkezi bulunuyor; bunların yüzde 42’si, 5.000’e kadar sunucu barındıran büyük tesisler olarak sınıflandırılıyor.

Şirketin notlarına göre, saldırılardan önce BAE’nin veri merkezi pazarının kârlılığının 2026’da 3,29 milyar dolardan (2,78 milyar avro) 2031 itibarıyla tahmini 7,7 milyar dolara (6,5 milyar avro) çıkarak iki kattan fazla artması bekleniyordu.

Bu büyümenin nedeni kısmen, BAE’deki veri merkezlerine yatırım yapan Amerikan yapay zekâ şirketleri OpenAI ve Microsoft.

Euronews Next, veri merkezi saldırısının bu yapay zekâ şirketlerinin Orta Doğu’daki önceliklerini değiştirip değiştirmeyeceğini öğrenmek için onlarla da temasa geçti ancak haber yayına hazırlanırken yanıt alamadı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Thales'e göre siber güvenliğin yeni cephesi: Yapay zeka ve kuantum tehdidi

Çin'in 'robot okulu': İnsansı robotlar gündelik ev işlerini öğreniyor

Avrupa Parlamentosu'ndan yapay zekaya karşı 'telif' hamlesi: Sanatçıların hakları nasıl korunacak?