İddiaya göre Palantir çalışanları, şirketin devletlerle yürüttüğü projelerin etik boyutunu yeniden tartışmaya açtı.
Son günlerde ABD ve İsrail hükümetlerine sağladığı veri analiz hizmetiyle tartışmalara konu olan Palantir içinde bir huzursuzluğun büyüdüğü iddia ediliyor.
WIRED'a göre çalışanlar, şirketin devletlerle yürüttüğü projelerin etik boyutunu yeniden tartışmaya açtı. Özellikle Donald Trump’ın ikinci döneminde göç politikaları ve askeri operasyonlarla kurulan ilişkilerin, çalışanlar arasında ciddi bir kırılmaya yol açtığı söyleniyor.
'Çalışanlar şirketin rolünü sorguluyor'
Şirketin mevcut ve eski çalışanları, özellikle ABD İç Güvenlik Bakanlığı ile yürütülen iş birliklerinden rahatsız. Palantir’ın yazılımlarının göçmenlerin tespiti, takibi ve sınır dışı edilmesinde kullanıldığı iddiaları sonrası şirket içinde etik tartışmalar yoğunlaştı.
Bir eski çalışan, şirketin kuruluş amacına dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“11 Eylül saldırıları sonrası güvenlik önlemlerinin özgürlükleri ihlal etmesinden korkuyorduk. Bizim bunu engellememiz gerekiyordu. Ama şimdi engellemek yerine bunu mümkün kılıyor gibiyiz.”
Başka bir çalışan ise şirket içindeki ruh halini şu sözlerle özetledi:
“Bu sadece zor ya da tartışmalı bir iş değil. Yanlış bir şey yapıyormuşuz gibi hissettiriyor.”
Göç politikaları ve ICE tartışması
Şirketin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE) ile olan iş birliği, çalışanlar arasında en büyük gerilim başlıklarından biri haline geldi.
WIRED'ın elde ettiği dahili mesajlaşmalarda çalışanların, yönetimden bu işbirliğinin kapsamına dair daha fazla şeffaflık talep ettiği görülüyor.
Bir çalışan Slack mesajında, “ICE ile ilişkimiz fazla örtbas ediliyor. Buradaki rolümüzü anlamamız gerekiyor,” diyerek yönetime tepki gösterdi.
Şirket yönetimi ise bu eleştirilere karşılık, teknolojilerinin “riskleri azaltmaya ve hedefli sonuçlar elde etmeye yardımcı olduğunu” savunuyor.
Şirket içinde yapılan toplantılarda çalışanların en kritik sorularından biri, yazılımların kötüye kullanım ihtimali oldu. Bu toplantılardan birinde konuşan bir çalışan, şu çarpıcı ifadeyi kullandı:
“Yeterince kötü niyetli bir müşteriyi tamamen engellemek şu an neredeyse imkânsız.”
İran savaşı ve kırılma noktası
Gerilim, ABD’nin İran’daki bir saldırısında Palantir teknolojilerinin kullanılmış olabileceğine dair iddialarla daha da büyüdü. Özellikle bir okulun vurulması ve çok sayıda çocuğun hayatını kaybetmesi, çalışanlar arasında büyük tepkiye yol açtı.
Bir çalışan, şirket içi platformda şu soruyu yöneltti:
“Bu olayda bizim bir rolümüz var mı? Varsa bunun tekrar etmesini önlemek için ne yapıyoruz?”
Yönetim geri adım atmıyor
Tüm bu tartışmalara rağmen şirket yönetiminin geri adım atmaya niyetli olmadığı belirtiliyor. CEO Alex Karp’ın, özellikle devlet projelerine devam edilmesi konusunda kararlı olduğu ifade ediliyor.
Bir çalışan bu durumu şöyle aktarıyor:
“Karp bu projelerin devam etmesini gerçekten istiyor. Biz ancak önerilerde bulunabiliyoruz ama yön değiştirmek pek mümkün görünmüyor.”
Manifesto krizi ve faşizm tartışması
Şirketin yayımladığı ve teknoloji ile devlet ilişkisini savunan manifesto da çalışanlar arasında yeni bir krize yol açtı. Bazı çalışanlar bu metnin şirketin itibarına zarar verdiğini savunurken, dışarıdan gelen eleştirilerde metin “faşist” olarak nitelendirildi.
Bir çalışan durumu şöyle özetledi:
“Böyle paylaşımlar yaptıkça yazılımımızı ABD dışında satmak zorlaşıyor.”
Palantir yönetimi ise eleştirilere karşı, şirket içinde farklı görüşlerin olmasının doğal olduğunu savunuyor. Yapılan açıklamada, “Palantir tek tip düşüncenin olduğu bir yapı değil. Zorlu alanlarda çalışırken güçlü iç tartışmalar kaçınılmazdır,” dendi.