Eski bir banka kasasından dönüştürülmüş bardan havyarlı tavuk nugget sunan mekâna kadar, bu otel barları rakiplerine fark atıyor.
Dünyanın dört bir yanındaki bazı otel barları, artık başlı başına birer destinasyon haline gelmiş durumda. Nerede olursanız olun bir St. Regis oteline uğrayıp markanın imza içkisi Bloody Mary’yi tatmadan geçmek neredeyse düşünülemezken, Raffles Hotel’ta Singapore Sling içmek de benzer bir ritüel haline gelmiş durumda.
Şimdi ise Forbes Travel Guide, ikinci kez yayımladığı “Hotel Star Bars” listesiyle bu deneyimi bir adım daha ileri taşıyor ve daha fazla otel barını “mutlaka ziyaret edilmeli” kategorisine alıyor.
18 ülkeyi kapsayan listede, 13’ü Avrupa’dan olmak üzere toplam 37 bar yer alıyor. Seçkideki otel barları, içecek programı, servis kalitesi ve genel misafir deneyimi üzerinden isimsiz denetçilerin gerçekleştirdiği ziyaretler sonucunda belirleniyor.
Bu yıl listeye Şanghay ve Tokyo üçer barla damga vururken, Asya şehirleri güçlü bir performans sergileyerek öne çıkıyor.
Avrupa’nın en iyi otel barları
Avrupa’da iki bar, üst üste ikinci kez listeye girmeyi başardı: Monte-Carlo’daki Hotel de Paris Monte-Carlo’nun Le Bar Americain’i ile Paris’teki Shangri-La Paris’in Le Bar Botaniste’i.
Monaco Grand Prix’nin hafta sonu koşulan yarışının ardından, pistin yakınındaki Monte-Carlo barının listeye yeniden girmesi, zamanlama açısından da dikkat çekici bulundu.
Forbes Travel Guide’a göre, merhum aktris ve eski Monako Prensesi Grace Kelly’ye adanan La Roseraie kokteyli öne çıkan imza içecekler arasında yer alırken, yalnızca yaz aylarında servis edilen şeftali bazlı Bellini de mutlaka denenmesi gereken seçenekler arasında gösteriliyor.
Le Bar Botaniste’te ise Caesar 52 kokteylinin, mini trüflü croque-monsieur ya da havyarlı tavuk nugget gibi eşleşmelerle servis edilmesi öneriliyor.
Fransa, 2026 “Hotel Star Bars” listesinde iki yeni temsilciyle de öne çıkıyor: Köpüklü içki bazlı kokteylleriyle bilinen Champillon’daki Royal Champagne Hotel & Spa bünyesindeki Abysse Bar ve Cannes’daki Hotel Martinez içindeki Martinez Bar.
Londra, bu yıl listeye giren iki barıyla Shanghai ve Tokyo’yu yakından takip etti.
Claridge’s Bar’da öne çıkan imza içki tartışmasız “dirty martini” olurken, The Northall Bar ise otelin lobisindeki avizeden ilham alan ve “hafif, köpüklü” olarak tanımlanan Crystal Chandelier kokteyliyle dikkat çekiyor.
İskoçya’nın başkenti de bar sayısında Londra’yı yakaladı. Bar Prince, otelle ilişkili kişi ve yerlerden esinlenen “Connected Icons” menüsüyle öne çıkarken; yalnızca konuklara açık olan The Wallace, viski elçisinden öneriler alarak seçki sunuyor.
İtalya’da Lefay Resort & SPA Dolomiti’nin Lounge Bar’ı, Alp bitkileri ve mürver çiçeği gibi yerel malzemeleri kullanmasıyla övgü alırken, Roma’daki Rome Cavalieri bünyesindeki Tiepolo Lounge & Terrace, sanatçılardan ilham alan “Art Collection” menüsüyle dikkat çekiyor.
İrlanda’daki Ashford Castle içindeki The Prince of Wales Bar, ismini geleceğin Kralı 5. George’tan alsa da menüde öne çıkan içki, üç İrlanda krallığını birleştiren Ruaidri Ua Conchobair’e atıfla hazırlanan “Last High King” kokteyli.
Waldorf Astoria Amsterdam’daki Vault Bar ise kilit desenli buz küpleri ve altın iskelet anahtarlar gibi yaratıcı detaylarıyla öne çıkıyor.
Son olarak Yunanistan’ın Glyfada bölgesindeki One&Only Aesthesis bünyesindeki Alelia Bar, Atina Rivierası manzarasıyla listenin en dikkat çeken duraklarından biri olarak gösteriliyor.