Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Avrupa'da Covid-19 karantinası bazı kadınları tehlikenin ortasına attı

euronews_icons_loading
Arşiv
Arşiv   -   ©  euronews
Metin boyutu Aa Aa

Salgın öncesi, sıradan dönemde bile her üç kadından birinin kocası, eski eşi, erkek arkadaşı veya aile üyeleri tarafından şiddete maruz kaldığı biliniyor. Dünyada her gün ortalama 100 kadın yakın çevresindeki birinin şiddetiyle hayatını kaybediyor. Eveline, eski eşinin elinden son anda kurtulanlardan biri.

"Eski eşimin saldırısına uğradım. çalıştığım şirketin kapısına gelip bana ölüm tehditleri savurdu. Başıma, balta sapıyla sert bir şekilde darbe indirdi. Her taraf kana bulandı. Kafa kemiğim kırıldı. İş arkadaşlarım sayesinde hayatta kalabildim. İşten çıkmak üzere olan otoparktaki bir iş arkadaşım bağrışmamı duymuş olmalı. Sanırım onun gelmesiyle eski eşim geri adım attı. Beni hastaneye götüreceğini söyledi. Çok korkuyordum. Arabasında beni öldüreceğini düşünüyordum" diyor Eveline.

Salgından dolayı getirilen sokağa çıkma kısıtlamaları ve evde kalma önlemleri, hasta sayısı kadar şiddet olaylarını da artırdı, bazı ülkelerde şiddet ve suistimalin üç kat arttığı rapor edildi. Eldeki kayıtlara rağmen karantina sürecinin aile içi şiddete ne oranda yansıdığını anlamak oldukça güç zira Avrupa'da bu konuyla ilgili sistematik veri akışı bulunmuyor.

Hızla yayılan şiddet salgını

İtalya İçişleri Bakanlığına göre 11 haftalık karantina döneminde 11 kadın cinayeti işlendi. Lorena adlı 27 yaşındaki asistan doktor, kendisine virüs bulaştırdığını iddia eden eski erkek arkadaşının kurbanı oldu. İspanya'da ise herkesin evde kalmaya mecbur olduğu dönemde 4 kadın hayata gözlerini yumdu, sene başından bu yana kadın cinayetlerinde ölenlerin resmi sayısı 20'ye çıktı. Gayri resmi rakamlar ise iki katına işaret ediyor.

"Beni aradıklarında çoktan serbest bırakılmıştı"

Fransa'da, "Féminicides par compagnons ou ex" adlı örgüt, kadın cinayetlerini yakından takip ediyor. 2020'nin ilk gününden beri ülkede 40 kadın öldürüldü. Aile içi şiddet görenlerin yalnızca yüzde 20'si ilgili mercilere şikayette bulunuyor, nedeni ise yetkililerin güven telkin etmemesi. Mağdurların birçoğu devletin kendilerine yeterince destek olmadığını söylüyor, Eveline gibi. Adını değiştirdiğimiz kadını darp eden eski eşi, saldırıdan iki gün sonra hakim karşısına çıkacağı bir ay boyunca özgürce sokaklardaydı.

Euronews'den Monica Pinna Eveline'e soruyor: Seni eski eşinden koruyacak hangi önlemler alındı?

Gelen yanıt, yetkililere olan güvensizliği haklı çıkarır nitelikte: "Bana yaklaşması veya benimle iletişime geçmesi yasak, ancak tabi ki bu onun iyi niyetine kalmış bir durum."

Kurbanın sesi hiçbir şekilde duyulmuyor diyen genç kadın "Benim haberim olmadan, bana koruma sağlamayacak benim hakkımda kararlar alınıyor" diye de ekliyor: "Beni aradıklarında, çoktan serbest bırakılmıştı"

Fransa Adalet Bakanlığının geçen yıl yayınladığı rapora göre 88 cinayet ve cinayet teşebbüsünün yüzde 65'inde polise erken ihbarda bulunuldu. Bakanlık sistemin olması gerektiği gibi işlemediğini kabul ediyor.

Artan kadın cinayetleri ve 2019'daki protesto dalgasından sonra hükümet konuyu gündeme taşıyarak, siyasiler ve konuyla ilgili otoriteler arasında münazara başlattı. Üç ay süren görüşmeler yeni önlemlerin hayata geçirilmesiyle sonuçlandı.

euronews
Kadın karşı şiddet eylemleri / Fransaeuronews

Pandemi döneminde ise alınan tedbirlere yenilerini eklemek kaçınılmazdı. Aile içi şiddet görenlerin ilk sığınacağı liman olarak eczaneler belirlendi. Fakat bu girişimin ne kadar kadını şiddetten koruduğu bilinmiyor. Rhone bölgesinin Eczacılar Birliği Başkanı Veronique Nouri, eczanelere yardım için başvuran kadın olmadığını söylüyor: "Benim eczaneme gelen olmadı. Meslektaşlarıma sordum, onlara da başvuran olmamış. Olmaması çok düşündürücü. Cesaret edememiş olabilirler."

Fransa'da eczanelerin dışında bazı süpermarketlerde de kadınların sığınabileceği, yardım isteyebileceği masalar kuruldu. Ülkenin ikinci büyük kenti Lyon'da sadece bir noktanın açılması, bu uygulamanın ne kadar gerçekçi ve faydalı olabileceği sorusunu doğurdu. Nerede olduğunu tespit etmekte bir hayli zorlandığımız bu masalar karantina biter bitmez de kaldırıldı.

Yardım hatlarında yoğun mesai

Kadınların imdat çağrısı için oluşturulan bu noktalara başvuranların olmaması, kulağa sevindirici gelse dahi sorunun çözüldüğünü göstermiyor. Derneklerin acil yardım hatlarına gelen çağrılar Covid-19'un farklı bir semptomunu da gözler önüne serdi: "Kadına karşı şiddet"

euronews
Fransız televizyonlarında kadına karşı şiddet ile ilgili kamu spotueuronews

Lyon'da, 7 haftalık karantina süresince VIFFIL adlı dernek binden fazla çağrı aldı. 230 kadın dernekle ilk kez iletişime geçti.

'Evde kalmak' çoğumuzu salgından korurken, bazı kadınları ise tehlikenin tam ortasına attı.

Avrupa'da kadına şiddetle ilgili yasal prosedürlerin güncellenmesi ve emniyetin işleyişinin daha etkili olması için çalışmalar hızlandı. Avrupa Konseyinin 'İstanbul Sözleşmesi' olarak bilinen "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" 34 üye ülke tarafından onaylandı. Ancak kanunlar bir ailede evin duvarlarını delip kadını korumada yeterli olmuyor.

Macaristan'dan karşı duruş

Macaristan örneğin, Bulgaristan, Slovakya ve Letonya'nın izinden gidip İstanbul Sözleşmesini onaylamayı reddediyor. Hükümet, yasal düzenlemenin "yıkıcı cinsiyet ideolojilerini" ve "yasa dışı göçü" körükleyeceğini savunuyor, meclis de bu tezi destekliyor. Budapeşte yönetimine göre her ne kadar bazı maddeler gerekli olsa da, ülkenin bu tür bir sözleşmeye uymaya ihtiyacı yok.

"Metinde bahsi geçen kurumlar ve önlemler zaten Macar anayasasında mevcut. Çoğu hükümetimizce hayata geçirilen düzenlemeler işe yarıyor. Hatta bizim (kadına karşı şiddet ile ilgili) yasalarımız sözleşmeden çok daha etkili" diyor Başbakanlık Ofisi'nden Gregely Gulyas.

Kadın dernekleri ise sözleşmenin onaylanmamış olmasını büyük bir kayıp olarak değerlendiriyor.