Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

TOKİ Sosyal Konut Projesinin emlak piyasasına yansıması nasıl olacak?

Access to the comments Yorumlar
 Dilek Gul
TOKİ Sosyal Konut projesi, konuttaki artışı durduracak mı?
TOKİ Sosyal Konut projesi, konuttaki artışı durduracak mı?   -   ©  Anadolu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde duyurduğu TOKİ Sosyal Konut projesine başvurular başladı.

250 bin konut için üçüncü günde yapılan başvuru sayısı iki milyona yaklaştı. 

Proje kapsamında 2 bin 280 lira taksitle toplam 608 bin lira fiyatla 2+1, 3 bin 187 lira taksitle toplam 850 bin lira fiyatla 3+1 daireler inşa edilecek.

50 bin konutla İstanbul en fazla konutun yapılacağı il olurken, onu 18 bin konut ile Ankara, 12 bin 400 konut ile İzmir takip ediyor.

Son birkaç yıllık dönemde, Türkiye’de yıllık 500 bin yeni ruhsat alımı gerçekleşti. O nedenle piyasaya bu ölçekte bir arzın girmesi, en azından arz tarafına genişleyici imkan sağlayacaktır
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

Peki TOKİ Sosyal Konut projesi, kur ve enflasyondaki artış ile her geçen gün darbe alan konut fiyatlarında bir makuliyet yaratacak mı ?

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, halihazırda konut artışının önüne geçemeyeceği fakat bu artışı yavaşlatacağı görüşünde.

Hepşen, bu projenin özellikle enflasyon karşısında kendisini garantiye almak isteyen pek çok kişinin birden fazla konut edinmesiyle ortaya çıkan konut probleminin dengelenmesine katkı sunacağını ifade ediyor. 

‘’Son bir kaç yıllık döneme baktığımızda ortalama Türkiye’de yıllık 500 bin yeni ruhsat alımının gerçekleştiğini görüyoruz. O nedenle piyasaya bu ölçekte bir arzın girmesi, en azından arz tarafına genişleyici imkan sağlayacaktır. Fiyatların artmasında farklı nedenler var: Yabancıların ilgisi, küçülen hane halkı, kentsel dönüşüm gibi farklı noktalar talep üzerinde etki yaratıyor. Ama burada önemli olan arz tarafını biraz daha rahatlatabilmek. Çünkü mevcutta, yıllık ortalamaya baktığınızda üretim tarafını daha da hareketlendirmek lazım ki arz-talep dengeye gelebilsin. Son altı aylık dönemde şöyle bir durum ortaya çıkmıştı: 2017 yılı sonrasında Türkiye’de üretim artan maliyetler nedeniyle yok seviyesinde. Fakat pandemi başında kredi genişlemesi ve devamında tasarruf sahiplerinin eski alışkanlıklarına dönmesi talepte ciddi etki yaratmıştı. Bu durum bizi şöyle bir açmaza götürdü: En yüksek gelir grubuna sahip bireyler enflasyonist ortamda daha fazla büyük alıma doğru yöneldi, iki daire sahibi olan üçüncüyü dördüncüyü almak istedi ama diğer taraftan da nüfusun büyük bir kısmı erişememe problemi ile karşı karşıya kaldı. Bu projenin bunu dengelemek anlamında düşünüldüğünü tahmin ediyorum’.’

Olayı doğrudan beton ekonomisi ile de ilintilemeye çalışıyorlar. Bu bağlantıyı böyle kurmak bana çok gerçekçi gelmiyor, işin içinde istihdam boyutu da var
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Ali Hepşen, aynı zamanda inşaat sektörü çarpanlarıyla değerlendirildiğinde sosyal konut projesinin hem üretim hem de istihdam tarafına da katkı sağlayacağı kanaatinde. 

Toplumun bu tarz projelere ihtiyacı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Hepşen, bu sebeple olayı doğrudan 'beton ekonomisi' ile ilintilemenin yanlış olduğuna vurgu yapıyor. 

İşin içinde niteliksiz iş gücünün yoğun olarak istihdamının da söz konusu olduğunu belirten akademisyen Hepşen, Bu tarz sosyal projeler siyaset üstüdür ve 81 ildeki iş gücünü etkiler'' diyor. 

‘’Sosyal devletler bu tarz projeleri muhakkak düşünmeli. Toplumun bu tür projelere ihtiyacı var. Olayı doğrudan beton ekonomisi ile de ilintilemeye çalışıyorlar. Bu bağlantıyı böyle kurmak bana çok gerçekçi gelmiyor, dediğim gibi işin içinde istihdam boyutu da var. Özellikle niteliksiz iş gücünün yoğun olarak istihdam edildiği bu alan önemli bir nokta. Mutlaka tartışılan tarafları olur ama bardağın dolu tarafına da bakmak gerekir. Bu tarz sosyal projeler siyaset üstüdür. Bunlar geçmişte de denendi, gelecekte de devamı gelecektir. 81 ildeki iş gücü projesini de etkiler’.’

''Türkiye'de son dönemde ‘finansal açıdan erişilebilir’ konuta ihtiyaç var''

'Türkiye'de her dönem sosyal konut projelerine ihtiyaç olduğunu fakat son dönemde daha da önemlisi ‘finansal açıdan erişilebilir’ konuta ihtiyaç var' diyen Prof. Dr. Ali Hepşen, TOKİ projesinin de ‘finansal açıdan erişilebilir’ kriterini yerine getirdiği düşüncesinde. 

O nedenle bu projenin kısa vadede etkisinin hem üretim hem de istihdam boyutuna olumlu yansıyacağını dile getiriyor. 

‘’Türkiye’de her zaman sosyal konut projelerine ihtiyaç var. Ama son dönemde daha da önemlisi ‘finansal açıdan erişilebilir’ konuta ihtiyaç var. Bence burada kısa vadede etkisi hem üretim hem de istihdam boyutu kapsamına olacaktır. Şöyle bir durum var. Literatür sosyal konut ve finansal açıdan erişilebilir konutu ayrıştırıyor. Sosyal konut, kamu desteğinin kullanıldığı, fiyatların ya da kiraların belirlenmesinde kar payının baskın olmadığı yoksul veya dar gelirli ailelerin barınma ihtiyaçlarını karşılayabilecek biçimde standartlaştırılmış en az boyut ve nitelikte sağlığa elverişli ucuz halk konutlarıdır. Aslında bu proje her ne kadar ismi sosyal konut projesi olarak nitelendirilse de içeriğine baktığımız zaman aynı zamanda ‘finansal açıdan erişilebilir’ konut tarafını da ilgilendiriyor. Finansal açıdan erişilebilir konut tanımına baktığımızda, uygun fiyatlı olarak pazara sunulan ve hane halkının konut alımında ödeyeceği uzun vadeli taksitlerin ayırdığı pay dışında kalan geliriyle, mevcut refah düzeyini bozmaksızın yaşamını devam ettirebildiği konutlar olarak nitelendiriliyor.’’

''Başvuru koşullarını sağlayabilenler için olumlu bir proje''

Gayrimenkul uzmanı Evrim Kırmızıtaş Başaran ise bugünden yarına olmasa bile, beş yıllık süreçte bu projenin başvuru koşullarını sağlayanlar için olumlu olduğunu düşünüyor. 

''Bu proje uzun soluklu ve bölgesel olarak konut problemini çözebilir. Ve başvuru şartlarını sağlayanlar için çözüm olmuş oluyor. Çünkü bir takım başvuru şartları getirildi. Örneğin, başvuru yapılacak ilde o kişinin yaşıyor olması ve en az bir yıldır ikamet ediyor olması gerekli. Bu önemli bir detay. Diğer taraftan, İstanbul için aylık hane geliri 18 bin liranın altı, İstanbul dışı için ise 16 bin liranın altı kazancın beyan edilmesi gerekecek. Bunun yanı sıra anne, baba ve çocuğun üzerinde tapu olmaması gerekiyor. Bunlar çok önemli detaylar. Sağlayabilenler için faydalı bir proje. Ödeme şekilleri oldukça kolay görünüyor. Özellikle dar gelirli ve orta gelirli aileler için de katkısı olacaktır.''