Takaichi, Trump’ın öngörülemez tavırları ile Tokyo’nun güvenlik ihtiyaçları arasında hassas bir denge kurmaya çalışacak.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, bu perşembe günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmeye hazırlanıyor.
Uzun süredir planlanan ancak İran'daki savaş nedeniyle seyri değişen bu ziyaret, Japon lider için kritik bir sınav niteliği taşıyor.
Takaichi, Trump’ın öngörülemez tavırları ile Tokyo’nun güvenlik ihtiyaçları arasında hassas bir denge kurmaya çalışacak.
Takaichi, Washington'un müttefiklerine Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlama konusunda yaptığı baskının ardından Beyaz Saray'ı ziyaret eden ilk G7 lideri olacak.
Geçtiğimiz hafta sonu Trump, Tokyo ve diğer başkentlerden savaş çabalarına destek vermelerini ve kritik su yolundaki blokajı kaldırmak için donanma gemileri göndermelerini talep etmişti.
Müttefiklerin bu talebi geri çevirmesinin ardından Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda geri adım atarak, "Askeri başarımız nedeniyle artık NATO ülkelerinin, Japonya'nın, Avustralya'nın veya Güney Kore'nin yardımına ihtiyacımız yok. Zaten hiçbir zaman olmamıştı!" ifadelerini kullandı.
Değişen dengeler ve anayasal engeller
Çarşamba günü parlamentoda Trump’ın açıklamaları sorulan Takaichi, ABD Başkanı ile İran ve küresel durum üzerine "derinlemesine görüşmeler" yapma niyetinde olduğunu söyledi. Takaichi, "Durum günden güne değişiyor. ABD tarafının çevrim içi mesajları da sürekli farklılık gösteriyor," dedi.
Japon deniz kuvvetlerini bölgeye göndermek, Tokyo için hem anayasal hem de yasal engeller barındırıyor. Japonya’nın pasifist anayasası, savaşın sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı çevresinde mayın tarama faaliyetlerine yardım etmeyi engellemese de Takaichi, şu an için bölgeye mayın tarama gemisi gönderme planlarının olmadığını belirtti.
Enerji krizi ve ekonomik baskı
İran savaşı, süregelen çatışmalar nedeniyle enerji fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde Trump-Takaichi zirvesinin ana gündem maddesi haline geldi.
Dünyanın en büyük beşinci petrol ithalatçısı olan Japonya, ihtiyacının yüzde 95'ini Orta Doğu'dan karşılıyor.
Tedarik zincirindeki aksaklıklar ve Yen'in değer kaybı, ithalat faturasını ve dolayısıyla yaşam maliyetlerini artırarak Takaichi hükümeti üzerinde ciddi bir siyasi baskı oluşturuyor.
Takaichi, Trump ile yapacağı görüşmede özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası Japon dış politikasının temel taşı olan ABD'nin "güvenlik şemsiyesi" konusunda güvence isteyecek.
Japonya Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili Euronews'e yaptığı açıklamada, "Uluslararası durum çok hızlı değişiyor ve ABD'nin taahhüdünü güvence altına almamız bizim için hayati önem taşıyor," dedi.
Tokyo’nun 'Poker Yüzü' stratejisi
Japonya'nın stratejik düşüncesi; Doğu Asya'yı istikrara kavuşturmak, Çin'i caydırmak ve Güney Çin Denizi'ndeki nakliye hatlarını açık tutmak üzerine kurulu. Ancak Trump'ın odağını Orta Doğu ve Batı Yarımküre'ye kaydırması, Tokyo'da endişe yaratıyor.
Avrupa'nın aksine Japonya, Trump ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınıyor. Tokyo Ulusal Politika Araştırmaları Enstitüsü'nden Profesör Yoko Iwama, Japonya'nın stratejisini "Konuşmaya devam et, gülümse ve asla doğrudan evet veya hayır deme," şeklinde özetliyor.
Takaichi, Trump'ın müttefiklerinden daha fazla sorumluluk alma talebine karşılık savunma harcamalarını GSYH'nin yüzde 2'sine çıkarma hedefi, füze savunma sistemlerine katılım ve ABD'ye yönelik devasa yatırım sözleri gibi kozlarını kullanacak.
Yüzünü Avrupa'ya dönen Japonya
Trump'ın yarattığı belirsizlik, Japonya'yı Avrupa Birliği (AB) ile daha güçlü bağlar kurmaya itiyor.
Japonya ile AB arasındaki ilişkiler, 2019'da imzalanan Stratejik Ortaklık (SPA) ve Ekonomik Ortaklık (EPA) anlaşmalarıyla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.
2024 yılında ise taraflar arasında askeri ve istihbarat iş birliğini resmileştiren Güvenlik ve Savunma Ortaklığı imzalandı.
Keio Üniversitesi'nden Profesör Michito Tsuruoka, "Avrupa bizim için giderek daha önemli hale geliyor. İstikrar için Avrupa'ya ihtiyacımız var," değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi analist Akira Igata ise Trump yönetiminin uluslararası kurallara dayalı düzende yarattığı boşlukların Japonya ve Avrupa tarafından doldurulabileceğini belirterek, "Bu kolay bir iş değil ama Japonya ve Avrupa bunu başarabilir," dedi.