Veriler, Avrupalıların Rusya'ya önemli tavizler verme konusunda isteksiz olduklarını ve aynı zamanda Ukrayna ile bir çözüme ulaşmanın zamanının geldiği konusunda hemfikir olduklarını gösteriyor.
Ukrayna, tam ölçekli işgalin beşinci yılına girerken, Kiev geçen kasım ayında ilk kez gündeme gelen ve ABD’nin arabuluculuğunda hazırlanan barış planının son versiyonunu gözden geçiriyor.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy geçen hafta, Ukrayna ile ABD’nin güvenlik garantileri konusunda genel bir mutabakata vardığını söyledi. Ancak haberler, planın en tartışmalı başlığı olan Rusya’ya toprak tavizleri konusunda anlaşmazlıkların sürdüğüne işaret ediyor.
Belgenin hazırlanma sürecinde Avrupalı liderler büyük ölçüde dışarıda kalsa da, YouGov’un derlediği kıta genelindeki kamuoyu yoklamaları, Avrupalıların hem 20 maddelik son teklif hem de daha önceki 28 maddelik taslak hakkında nerede durduğunu ortaya koyuyor.
İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya’daki katılımcılar, olası bir barış anlaşmasının en kabul edilemez maddesinin, Rusya’nın hâlihazırda kontrol ettiği Ukrayna topraklarının tamamını elinde tutmasına izin verilmesi olacağı konusunda hemfikir.
Bu alanlar, Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birine denk geliyor.
Bir sonraki kırmızı çizgi ise Kiev’in ordusunun mevcut 800 bin seviyesinden 600 bine düşürülmesinin dayatılması olarak öne çıkıyor.
Avrupalı vatandaşlar, Ukrayna’nın NATO askerî ittifakına katılmasının engellenmesine de güçlü biçimde karşı çıkıyor.
Toprak kaybı, ordunun küçültülmesi ve NATO üyeliğinin reddedilmesini içeren üç önerinin tamamına karşı en sert muhalefet İngiltere'de görülürken, İspanya da bu şartlara net biçimde karşı çıkan ülkeler arasında öne çıkıyor.
Buna karşılık İtalya, Ukrayna’nın toprak tavizleri vermesine en açık ülke olarak ayrışıyor.
İtalyanlar, Rusya’nın işgal ettiği tüm toprakları elinde tutmasına yalnızca sınırlı ölçüde karşı çıkarken, savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın Donbas bölgesini Rusya’ya bırakmasının kabul edilebilir olabileceğini düşünen Avrupa’daki tek kamuoyu olarak dikkat çekiyor.
Ukrayna’yı zafere kadar desteklemek mi, anlaşmaya zorlamak mı?
Buna karşın, Ukrayna’nın zafere ulaşana kadar desteklenmesi mi yoksa bir barış anlaşması için baskı yapılması mı gerektiği sorusunda görüşler bölünmüş durumda.
İngiltere ve Polonya’daki katılımcılar, Rusya geri çekilene kadar Ukrayna’nın desteklenmesi gerektiğini savunurken; Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’daki katılımcıların çoğunluğu, Rusya’nın Ukrayna topraklarının bir bölümünü elinde tutmasını içerse bile bir barış anlaşmasını destekleyeceklerini ifade ediyor.
Avrupa ne önerdi, sırada ne var?
Aralık ayı başında Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İtalya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Polonya, İsveç, İngiltere ve AB’den liderler, altı maddelik bir Avrupa planı üzerinde uzlaştı.
ABD’nin önerisine rakip bir plan sunmak yerine, Avrupalı liderler kendi yaklaşımlarını masadaki mevcut çerçevenin üzerine inşa ettiklerini vurguladı. Liderler, ABD, Ukrayna ve Avrupa arasında “güçlü bir örtüşme” bulunduğunu savundu.
Plan, Avrupa’nın Ukrayna’nın savaş sonrası geleceğinde daha etkin bir rol üstlenmesini de öngörüyor.
Buna göre Avrupa; Ukrayna ordusunun yeniden yapılandırılmasına destek vermeyi, ülkenin hava sahasının güvenliğini sağlamayı ve denizlerde güvenliği artırmayı taahhüt ediyor.
Metinde, bu adımların “Ukrayna içinde faaliyet göstermeyi de içerebileceği” belirtiliyor.
Ancak plan, toprak meselesine ilişkin ayrıntılara girmiyor. Bu konuda yalnızca, “güçlü güvenlik garantileri fiilen sağlandıktan sonra kararın Ukrayna halkına ait olduğu” ifade ediliyor.
Salı günü ise Gönüllüler Koalisyonu kapsamında 20’den fazla ülke Paris’te bir araya gelerek Ukrayna’ya yönelik güvenlik taahhütlerini daha ayrıntılı biçimde ele aldı.
Yayımlanan ortak bildiride, olası bir barış anlaşmasının ardından da Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne uzun vadeli askeri destek ve silahlandırmanın sürdürüleceği vurgulandı.
Bildiride, Ukrayna ordusunun “ilk savunma hattı ve caydırıcı güç” olmaya devam edeceği belirtildi.
Ülkeler ayrıca, “inandırıcı bir çatışmasızlık sağlanmasının ardından” kara, deniz ve hava alanlarında caydırıcı önlemler sunma sözü verdi.