Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

'Mavi Pazartesi' değil ama 'kış hüznü' gerçek: Bilim ne diyor?

Düzenli egzersiz, güneş ışığı, kaliteli uyku ve sosyal bağlar kış hüznünü yenmenin anahtarıdır.
Düzenli egzersiz, gün ışığı, kaliteli uyku ve sosyal bağlar kış hüznünü yenmenin kilit unsurlarıdır. ©  Cleared/Canva
© Cleared/Canva
By Marta Iraola Iribarren
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

'Mavi Pazartesi'nin kendisi gerçek olmasa da, sonbahar sonu ve kış ayları birçok kişi için daha geniş bir 'mavi mevsim' yaratabiliyor.

19 Ocak Pazartesi, yaygın bir inanışa göre yılın en mutsuz günü olarak kabul ediliyor ve 'Blue Monday' olarak anılıyor. Ancak bu iddianın arkasında bilimsel bir gerçeklik bulunmuyor.

Uzmanlara göre belirli bir günün diğerlerinden daha 'kasvetli' olduğuna dair bilimsel bir kanıt yok. Buna karşın, kış aylarının birçok insan için psikolojik açıdan zorlayıcı olabildiği kabul ediliyor.

Blue Monday nereden çıktı?

Blue Monday (Mavi pazartesi) kavramı ilk kez 2005 yılında psikolog Cliff Arnall tarafından, İngiltere merkezli seyahat şirketi Sky Travel için ortaya atıldı. Amaç, kış tatillerini teşvik edecek dikkat çekici bir pazarlama fikri üretmekti.

Arnall, genellikle yılın üçüncü pazartesine denk gelen bu tarihi; hava durumu, borç miktarı, Noel’den sonra geçen süre, motivasyon düzeyi ve yılbaşı kararlarının ne kadar süredir tutulamadığı gibi değişkenleri bir araya getirerek belirledi. Ancak bu formülün bilimsel bir temeli bulunmuyor.

'Mavi gün' değil, 'mavi mevsim'

Blue Monday’in kendisi gerçek olmasa da, sonbahar sonu ve kış ayları birçok kişi için daha geniş bir “mavi mevsim” yaratabiliyor. Bu dönemde sıkça dile getirilen “kış hüznü”, soğuk ve karanlık günlerle bağlantılı olarak ruh hali ve enerji seviyelerinde geçici bir düşüşe işaret ediyor.

Uzmanlara göre kışın daha az gün ışığı, kötü hava koşulları ve açık hava aktivitelerinin azalması; insanların kendini daha yorgun ve isteksiz hissetmesine yol açabiliyor. Bu aylarda sağlık sistemleri, mevsimsel değişimlere bağlı bir depresyon türü olan Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu (SAD) vakalarında artış bildiriyor.

SAD belirtileri çoğunlukla sonbahar sonunda ortaya çıkıyor ve ilkbaharda günlerin uzamasıyla birlikte hafifliyor. Sürekli düşük ruh hali, konsantrasyon güçlüğü, uyku sorunları ve normalde keyif veren aktivitelere ilgisizlik en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor.

SAD’in kesin nedeni bilinmese de uzmanlar, güneş ışığı eksikliğinin serotonin ve melatonin gibi ruh hali ve enerji düzeylerini düzenleyen kimyasalları etkilediğine dikkat çekiyor.

Kış hüznüyle nasıl başa çıkılır?

Mutluluk uzmanı Stephanie Davies’e göre ocak ayındaki ruhsal düşüşle mücadele etmek güçlü bir irade ya da radikal değişiklikler değil, küçük ama bilinçli adımlar gerektiriyor. Kısa bir yürüyüşe çıkmak ya da bir arkadaşla konuşmak bile fark yaratabiliyor.

Hareket etmenin etkisi

Soğuk aylarda daha az hareket edilse de uzmanlar düzenli egzersizin önemini vurguluyor. Yakın tarihli bir araştırma, egzersizin; yorgunluk, üzüntü, uyku sorunları ve umutsuzluk gibi depresyon belirtilerini hafifletmede terapi ya da ilaç tedavisiyle benzer etkilere sahip olabildiğini ortaya koydu.

Günde yalnızca 20 dakikalık hareket, motivasyonu artırabiliyor ve “iyi hissettiren” hormonların salgılanmasını destekliyor. Açık havada yapılan egzersiz ise gün ışığından faydalanmayı sağlayarak uyku düzeni ve enerji seviyeleri üzerinde ek olumlu etki yaratıyor.

Güneş ışığından faydalanmak

Kış aylarında sınırlı da olsa güneş ışığı, vücudun biyolojik saatini düzenlemeye yardımcı oluyor. Günlük doğal ışık alımı serotonin seviyelerini yükselterek enerji artışı sağlıyor.

Uzmanlar, mümkün olduğunca aydınlık ortamlar yaratılmasını ve gün ışığının iç mekânlara girmesine izin verilmesini öneriyor. Işık terapisi de SAD vakalarında etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.

Uyku düzeninin önemi

Düzenli bir uyku programı, vücudun iç saatinin sağlıklı çalışması açısından kritik. Çoğu yetişkinin gece 7 ila 9 saat uykuya ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Ancak yalnızca uyku süresi değil, uyku saatlerinin düzenli olması da büyük önem taşıyor. Uzmanlar, aşırı uyuma ve gündüz uykularının biyolojik ritmi bozabileceği uyarısında bulunuyor.

Sosyal bağları korumak

Kış aylarında düşük enerji ve kötü hava koşulları, sosyal hayattan uzaklaşmayı kolaylaştırabiliyor. Davies’e göre sosyal bağlar, kış hüznüne karşı en güçlü panzehirlerden biri. Yüz yüze bir görüşme, kısa bir telefon konuşması ya da basit bir mesaj bile bu dönemde sık görülen yalnızlık hissini azaltabiliyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Araştırma: Küçük yaşam tarzı değişiklikleri ömrü uzatabilir

DSÖ: Ülkeler şekerli içecek ve alkole vergileri artırmalı

TikTok ve Instagram döngüsünü kıran içerik üreticileri yükselişte