Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Analiz | İtalya'nın siyasi krizinde göçmenlik ve AB karşıtı söylemler: Sırada 'İtalexit' mi var?

Analiz | İtalya'nın siyasi krizinde göçmenlik ve AB karşıtı söylemler: Sırada 'İtalexit' mi var?
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de 1990’lı yıllarda görmeye alışık olduğumuz koalisyon hükümetlerinden kaynaklanan siyasi krizlere İtalya’da sık sık rastlanmakta. Nitekim geçen hafta istifasını sunan hükümetin kurulması da yaklaşık üç ay sürmüştü. Ancak İçişleri Bakanı Matteo Salvini’den kaynaklanan ve hükümetin istifasına kadar giden siyasi kriz İtalya için de şaşırtıcı bir kaos ortaya çıkarmış bulunuyor.

İtalya’da 4 Mart 2018'de yapılan genel seçimlerden yaklaşık 3 ay sonra hükümet düğümü çözülerek 5 Yıldız Hareketi ve Lig Partisi’nin ortaklığında bir koalisyon hükümeti kurulmuştu. Böylelikle ilk kez Batı Avrupa’da popülist partilerin iktidarı gerçekleşmiş oldu. Ancak iktidarın ömrü uzun sürmedi ve geçen hafta Başbakan Giuseppe Conte istifasını sunarak koalisyon hükümetinin sonunu getirmiş oldu. Kriz, yaklaşık 14 aydır iktidarda olan 5 Yıldız Hareketi-Lig koalisyonunun, iki partinin Senato’da yapılan bir hızlı tren projesiyle ilgili oylamada zıt yönlerde oy kullanması nedeniyle çökme aşamasına gelince, hükümetin ortaklarından Lig Partisi’nin lideri Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin erken seçim çağrısı yapmasıyla çıktı. Bu çağrıya hem ittifak ortağı 5 Yıldız Hareketi hem de ana muhalefet partisi Demokratik Parti (PD) direnişle karşılık verdi. Başlattığı krizi iyi yönetemeyen ve hesap hataları nedeniyle başbakan olmayı hayal ederken hükümet dışı kalma riskiyle karşı karşıya kalan Salvini, şimdilik bu sürecin kaybedeni pozisyonunda görünüyor.

Göçmen karşıtlığı

İtalya’da yaşanan siyasi krizi kuşkusuz Avrupa’nın içinde bulunduğu göçmen krizinden ayrı tutmak mümkün değil. Suriye halkının daha güvenli ve iyi bir yaşam için öncelikli olarak sınırdaş Türkiye topraklarına, zaman içinde ise artan biçimde Avrupa ülkelerine sığınma çabaları ile ortaya çıkan göçmen sorunu, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın en vahim insani krizi haline gelmiş, bundan dolayı da “Avrupa’nın göçmen krizi” olarak nitelendirilmiş bulunuyor. İtalya kıyı ülkesi olması sebebiyle bu krizden en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. 2013 yılından itibaren İtalya, bu sorunda önce Mare Nostrum ardından Triton operasyonu ile gündeme gelmişti. Bu operasyonlar İtalya kıyılarında yaşanan insanlık dramlarını bitirmeye yetmedi. Ülkede göçmen karşıtı bir partinin iktidara gelebilmesindeki ana etkenlerden biri de buydu.

Bu iktidar döneminde yaşanan göçmenlik karşıtı olaylar İtalyan halkında karşılık buldu ve ülkede ırkçı ve göçmen karşıtı gösterilerde bir artış yaşandı. Yapılan anketlere göre artış gösteren bir diğer şey ise Salvini’nin oyları oldu. Lİderi olduğu Lig Partisi, mayıs ayında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde büyük bir başarı sergiledi. Yine anketlerde partinin oy oranı yüzde 36 civarında seyrediyor. Tüm bu yaşanan olaylar ve Salvini’nin bu olaylardaki tutumu ve hatta pek çoğunun müsebbibi olması, içişleri bakanının bu krizin de aktörü olduğu gerçeğini ortaya çıkardı.

AB'nin kurucularından İtalya AB üyeliğinden çıkabilir mi?

Göçmen krizinden dolayı sık sık AB ülkeleri ile karşı karşıya gelen İtalya’nın senenin başında Avrupa Biirliği (AB) ile yaşadığı bütçe krizi de ülkenin siyasi kaosunda etkisi olan faktörlerden biri. 2008 ekonomik krizinden Yunanistan’dan sonra en fazla etkilenen ülkelerden biri olan İtalya’nın bütçesi, AB’nin ekonomik krize bir çözüm bulmak amacıyla üye ülkelerin bütçelerinin onaylanması gerekliliğini getirmesinin akabinde AB tarafından onaylanmayarak AB tarihinde bir ilke imza atılmış oldu.

Krizin bu kadar büyümesindeki temel faktörlerden biri de ülkedeki popülist parti ortaklı iktidarın AB ve euro karşıtlığıydı. Salvini liderliğindeki Lig Partisi Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 34,3’lük oy oranı ile ülke tarihinde ilk defa birinci parti olarak çıktı. İtalya’da Lig Partisi elde ettiği başarıyla ülkede sağın en büyük temsilcisi olduğunu gösterdi.

Ülkede yükselen bu aşırı sağ dalgası İtalya’nın AB ile ilişkilerinin geleceğinin de çok aydınlık olmadığını gösteriyor. Bugünlerde yaşanmakta olan siyasi krizden çıkış için bir formül, diğer partilerin Salvini’ye karşı birleşerek onu dışarıda bırakmaları. Kendisini “İtalya’yı Salvini’den kurtaracak kişi” olarak gören eski Başbakan Matteo Renzi bir kez daha sahneye çıkarak ülkedeki aşırılık yanlısı tehdidi bertaraf etmek için “sorumluluk sahibi tüm politikacıları” kendisini desteklemeye çağırdı. Bu ihtimalin gerçekleşmemesi durumunda ise İtalya’yı bir 'İtalexit' tartışmasının beklemesi kaçınılmaz hale gelecek.

[AB, AB-Türkiye ilişkileri ve sivil toplum konularında uzman olan Dr. Filiz Cicioğlu Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde görev yapmaktadır]