Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Dünya Gıda Günü: 'Pandemi ile birlikte herkes temiz ve sağlıklı gıdanın önemini anladı'

Çiftçi Sahire Çuğ
Çiftçi Sahire Çuğ   -   ©  Dilek Gül
Metin boyutu Aa Aa

Geçtiğimiz aylarda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Covid-19 salgınının 'bugüne kadar görülen en ciddi ve kötü sağlık krizi olduğunu' duyurdu.

Dünya, salgın ile mücadele pek çok alışkanlığına format atmak zorunda kalırken, aynı zamanda yeterli ve güvenli gıdaya erişimin önemini bir kez daha hatırladı.

Bu süreçte birçok ülkenin korunma tedbiri olarak gıda ihracatına kısıtlama getirmesi üretimde düşüşe ve milyonlarca insanın temiz ve güvenilir gıdaya ulaşamamasına yol açtı.

Gıda ihracatına getirilen kısıtlamalar nedeniyle büyük ölçekli üreticinin zarara uğraması, gıda güvencesinin temininde küçük ölçekli üreticinin önemini gözler önüne serdi.

''İklim krizi ve dövizdeki artış üretimi engelliyor''

Ancak onlar için de üretmek eskisi gibi kolay değil. Çünkü hem iklim krizi hem de üretim maliyetleri sürdürülebilir tarım yapılmasını engelliyor.

İstanbul’un en önemli tarım alanlarından birinde, Sarıyer Gümüşdere Köyü’nde yıllardır mevsimsel sebze ve meyve üretimi yapan Sahire Çuğ, değişen iklim ile birlikte ürünlerinde eski verimi alamıyor.

Aynı zamanda dövizdeki artış onun üretimdeki girdi maliyetlerini de arttırmış. Çuğ, dövizdeki bu artışın ürünlerin satış fiyatına olan yansımasını tüketiciye anlatmanın da zor olduğunu söylüyor.

Yıllardır ailesi birlikte üretim yapan çiftçi Çuğ, küçük ölçekli üreticinin devam edebilmesi için teşviklerin önemli olduğunu ve aracıların ortadan kaldırıldığı bir sistemin kurulması gerektiğini ifade ediyor. Ona göre, ürünlerini makul fiyatlarda tüketiciye ulaştırmanın yolu bu.

Pandemi ile birlikte herkes temiz ve sağlıklı gıdanın önemini anladı
Sahire Çuğ
Çiftçi

Özellikle pandemi sürecinde sağlıklı ve temiz gıdanın öneminin daha iyi anlaşıldığını söylüyor Çuğ; ‘Çiftçilik daha kıymetli hale geldi’ diyor.

Ona göre yavaş yavaş yerel yönetimler de sürdürülebilir gıda üretimini teşvik etmeye başladı. Şimdiye kadar ilaçlama, fide desteği gibi yardımların yapıldığını söyleyen çiftçi Sahire Çuğ, bu desteklerin daha da büyüyeceği görüşünde.

Eğer üretim desteklenirse başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi’nin kendi kendine yetebileceğine inan Sahire Çuğ, pandemi ile birlikte böyle bir sürecin yakın olduğunu düşünüyor.

''Amaç tarımda kendi kendine yetebilen bir kent oluşturmak''

Son 25 yılda tarım alanlarının yaklaşık yüzde 25’ini kaybeden İstanbul’un geleceği için araştırmalar ve çalışmalar yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı Vizyon 2050 Ofisi tarım politikaları, kırsal alanlar ve sağlıklı gıdaya erişim konusunda projeler üretmeye başlamış.

Belediyenin İstanbul'da küçük üreticiye dağıttığı ilk fidelerin mahsulleri de alınmış. Ama asıl hedef bu destekleri büyütmek ve kalıcı hale getirmek.

İstanbul Planlama Ajansı Vizyon 2050 Ofisi Uzmanı İrfan Emre Kovankaya’ya göre, kendi tüketim ihtiyacının yüzde 16’ını karşılayabilecek potansiyelde olan İstanbul’un en büyük sorunlarından biri gıdada dışarıya bağlı olması.

Özellikle pandemi ya da iklim krizi gibi durumlarda gıda enflasyonu ile birlikte bunun İstanbul için kırılganlık haline geldiğini söyleyen Kovankaya, 2050’de İstanbul’un kendi kendine yetebilmesini hedeflediklerini anlatıyor.

Küçük ölçekli üreticiyi desteklemek, üretici pazarları kurmak ve halk marketler açmak öncelikli hedeflerimiz
İrfan Emre Kovankaya
İstanbul Planlama Ajansı Vizyon 2050 Uzmanı

İstanbul’daki küçük ölçekli üreticileri ve tüketicileri kooperatifler üzerinden desteklemek, üretici pazarları kurmak ve halk marketler açarak doğrudan üretici ile tüketiciyi buluşturmak kısa ve orta vadedeki hedeflerinden İstanbul Planlama Ajansı Vizyon 2050 Ofisi'nin.

İstanbul’un sadece mega projelerle gündeme geldiğini söyleyen İrfan Emre Kovankaya, Türkiye’de üretilen her şeyin üçte birini tüketen bir şehrin tarımsal üretimini arttırmasının önemine dikkat çekiyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2020 Dünya Gıda Günü temasını “Büyütelim, Besleyelim, Hep Birlikte Sürdürelim” olarak belirledi.

Örgütün, “Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu” raporuna göre, 2019 yılında yaklaşık 690 milyon insanın yetersiz besleniyor ve kronik açlık çekiyor.

Daha çarpıcı olan ise 2020 sonu itibarıyla dünya ölçeğinde 130 milyon kişinin daha kronik açlık yaşaması.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, sağlıklı beslenmenin maliyeti yüksek. Gıdaya herkesin eşit derecede ulaşabilmesi için de hükümetlere çağrıda bulunuyor: Sağlıklı beslenmenin maliyetlerinin azaltılabileceği ve sağlıklı beslenmeye erişimi sağlayacak alım gücünün arttırılabileceği çözümlerin üretilmesi şart.